Bir insan düşünün ki Yaratıcı ona görev vermiş! Evet Yaratıcı’nın verdiği görevi yerine getirmekle yükümlü olmak... Bir yanda görevin yüklediği sorumluluk, bir yanda da görevin yerine getirilmesinin zor koşulları... Bir yanda uyarılmayı, uygarlığı, insan haklarını, özgürce yaşamayı ,acınmayı, haksızlığa uğramamayı, kula kul olmamayı, puta tapmamayı bekleyen insanlar; diğer yanda bütün bunları sağlamak için çabalayan Yaratan’ın elçilerine engeller ve kol gezen bilgisizliğin getirdiği katlanılmaz ve altından kalkılmaz amansız yol vermez koşullar!

İşte 571 yıl önce geçtiğimiz pazartesi gecesi dünyayı şereflendiren insanın ufku, Yetimlerin İncisi Nebi-yi Yakut Hz. Muhammed (sav) böyle karanlık bir atmosferi aydınlatma görevini yerine getirmek üzere bir arkadaşıyla yola çıkıyor! Bu kutsal ve toplumsal ilahi görevi yerine getirirken karşılaştıkları ders alınması gereken olayları anlatan şiirimi okumanıza sunuyorum:

TAİF YOLCUSU

Anlatım için neresidir acep güvenli bir yer?

Bilirler mi değerimizi, dinlerler mi Taifliler!

Çıktık yola ümitle, yürüdük Enes kardeşle,

Girdik bağ ve bahçeler içinde yeşil Taif’e!

Toplayıp anlattık ileri gelenlerine on beş gün, Kabul görmediğimiz gibi bizi ettiler sürgün!

Bağırdılar arkamızdan, suçluymuşuz gibi, Üzerimize şu sözlerle estiler yağmur gibi:

“Yok muydu senden başka elçi olacak?

Çıkın memleketimizden, gidin en ırak!”

Taşlattılar çocuklara, ileri gelenler gülerek, Yürüdük kanlı ayaklarımızla, güçlük çekerek!

Dinlenmemize fırsat vermedi vicdansızlar!

Oturduğumuzda yerlerden zorla kaldırttılar!

Taşkının önünde kardeş Zeyd, etten kalkan,

Her değen taşla kan fışkırıyordu yanağından!

Zor yetiştik bağ asmasının altına kanlar içinde!

Verdi eline üzüm salkımını bağın sahibi gence:

Götür dedi, can gelsin zavallıların boğazına!

Buyur etti genç, salkımı; oturdu yanıbaşımıza!

Bismillah, dedik; taneyi götürürken ağzımıza,

Afalladı genç, şaşırarak bakakaldı yüzümüze!

Buradakiler, anmazlar dedi Allah’ın adını?

Duymadım yıllardır burada bu ulu kelimeyi!”

Sorduk merak ederek gencin kim olduğunu:

Nerelisin, nereden biliyorsun Allah’ın adını?

“Ninovalıyım, adım Addas, Hristiyan köleyim,”

“Desene kardeşimiz Yunus’un hemşerisiyim!”

“Yanlış mı duydum; Yunus’a kardeşim dediniz?

Gerçekten ana baba bir olan öz kardeş misiniz?”

Elçileriyiz Allah’ın, bütün elçiler kardeştir!

Ayırım yapamayız, Mesih İsa da kardeştir!

Duyunca, su serpildi yanık bağrına sevindi!

Açtı yüzünde nilüferler kölenin gülümsedi!

Söyledi tanıklık cümlesini, katıldı kıvançlılara, Bir tek Addas’ın kurtuluşu değer bu sıkıntılara!

Allah, onun yolundan gidenlerden olmamız için bize yardım etsin. Amin...