Özgürlüğün De Bir Âdâbı Olmalı

Bir toplumun medeniyet seviyesi yalnızca yollarıyla, binalarıyla, teknolojisiyle ölçülmez. İnsanların birbirine karşı taşıdığı hürmet, mahremiyet anlayışı, edep ve hayâ duygusu da o toplumun karakterini belirler. Çünkü medeniyet, önce insanın kendisine çizdiği sınırda başlar. Sokak, cadde, park, toplu taşıma aracı ve meydan hepimizin ortak hayat alanıdır. Ortak hayat ise beraberinde ortak bir nezaket ve sorumluluk getirir.

Bugün özgürlük kavramını yeniden düşünmeye ihtiyacımız var. Özgürlük, insanın her istediğini hiçbir ölçü gözetmeden yapabilmesi şeklinde yorumlandığında toplumsal hayatın dengesi zedelenir. Her hak, başka insanların haklarıyla aynı zemini paylaşır. Bu sebeple kişinin tercihleri kadar, o tercihlerin toplum üzerindeki tesiri de konuşulabilmelidir. Edep, insanın kendisini toplum içinde nasıl konumlandıracağını bilmesidir; hayâ ise insanın kendi vicdanında taşıdığı zarafet ve ölçüdür.

Sokak Hepimizin Ortak Alanıdır

Kamusal alanın kendine özgü bir ciddiyeti vardır. Nasıl ki bir devlet dairesine, ibadethaneye, okula veya resmî törene giderken bulunduğumuz mekânın vakarını dikkate alıyorsak, toplumun ortak kullanımındaki alanlarda da belli bir hassasiyet göstermek gerekir. Kıyafet de bu hassasiyetin bir parçasıdır. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, insan bedenini teşhir unsuruna dönüştüren aşırılıklar toplumda mahremiyet anlayışını giderek zayıflatabilir.

Burada mesele yalnızca birkaç santimetrelik kumaş tartışması değildir. Asıl mesele, mahremiyetin kültürel bir değer olarak korunmasıdır. Dün aile içinde öğretilen utanma, ölçü, zarafet ve topluma saygı gibi kavramlar bugün kimi zaman küçümseniyor. Oysa hayâ geri kalmışlığın sembolü sayılamaz. Hayâ, insanın kendisine duyduğu saygının ve başkalarının varlığını hesaba katmasının tezahürüdür.

Elbette toplum hayatını ilgilendiren düzenlemelerde hukuk; ölçülülük, temel haklar, eşitlik ve uygulanabilirlik ilkelerini gözetmek zorundadır. Fakat her meseleyi kanun maddelerine bırakmak da çözüm değildir. Bir toplumun bütün davranışlarını cezalarla düzenlemek mümkün olmaz. Asıl güçlü olan, insanın dışarıdan müdahaleye ihtiyaç duymadan kendi ölçüsünü oluşturabilmesidir. Bunun yolu aileden, eğitimden, kültürden ve toplumsal bilinçten geçer.

Bir Neslin Aynası: Edep

Çocuklarımız bizi seyrederek büyüyor. Onlara bıraktığımız miras yalnızca ev, para, diploma veya meslek olmayacak. Nasıl bir insan olunması gerektiğine dair verdiğimiz örnek de mirasımızdır. Mahremiyet duygusunu kaybeden, her şeyi görünür kılmayı normalleştiren bir kültür zamanla insanın şahsiyetini de görüntünün gölgesinde bırakır.

Bu yüzden edep ve hayâ meselesini yalnızca kıyafet üzerinden okumak eksik kalır. Sokakta yüksek sesle çevreyi rahatsız etmekten sosyal medyada insanların şahsiyetini hedef almaya, toplu taşımadaki davranışlarımızdan kullandığımız dile kadar geniş bir toplumsal âdâb meselesiyle karşı karşıyayız. Edep; kıyafette ölçü, sözde nezaket, davranışta vakar, ilişkilerde hürmettir.

Bize düşen, yeni nesillere yasaklardan önce ölçüyü, korkudan önce vicdanı, baskıdan önce sorumluluk şuurunu anlatmaktır. Çünkü insanı her an bir kanun maddesi takip edemez; fakat sağlam bir ahlak anlayışı insanın kendi içinde taşıdığı en güçlü denetimdir.

Edep İnsanı Küçültmez, Yüceltir

Kadim medeniyetimizde “Edep ya Hû” sözü boşuna söylenmemiştir. Bu iki kelime, asırlar boyunca insana haddini, hududunu ve karşısındakinin hukukunu hatırlatan bir irfan çağrısı olmuştur. Edep insanı silikleştirmez; şahsiyet kazandırır. Hayâ insanı hayattan koparmaz; davranışlarına incelik katar. Ahlak ise toplumun görünmeyen direğidir.

Bugün belki de en fazla ihtiyacımız olan şey, özgürlük ile sorumluluğu yeniden yan yana getirmektir. İnsan kendi hayatının sahibidir; aynı zamanda toplum içinde yaşayan bir ferdir. Tercihlerimiz bize ait olsa da oluşturduğumuz kültür çocuklarımızın yarınını şekillendirir.

Kanunların ulaşamadığı yerde vicdan, kuralların yetişemediği yerde terbiye, kalabalığın ortasında ise edep konuşmalıdır.

Çünkü edep imanın zarafeti, hayâ kalbin ziyneti, ahlak ise bir milletin istikbalidir.

Edep ya Hû…