“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir; peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.”
(Hadis – Tirmizî)
Bu hadis, ticareti yalnızca kazanç kapısı olarak gören anlayışı kökünden sarsan bir hakikati dile getirir. Çünkü İslam’da ticaret; sadece alıp satmak değil, imanın hayata yansımasıdır. Kazancın helalliği, sözün doğruluğu, terazinin adaleti; bunların her biri kulun ahiretini inşa eden tuğlalardır.
Kur’an bu konuda son derece açıktır:
“Ölçü ve tartıyı tam yapın.” (En‘âm, 152)
“Ölçü ve tartıda hile yapanların vay hâline!” (Mutaffifîn, 1)
Bu ayetleri yalnızca eski çarşı ve pazarlara ait sanmak büyük bir yanılgıdır. Bugün ölçü ve tartı; kilogramla değil, etiketle, stokla, fırsatçılıkla bozulmaktadır. Bugün hile, terazide değil; niyette yapılmaktadır.
Her gün hayat pahalılığından söz ediyoruz. Rakamlar artıyor, grafikler yükseliyor. Ancak asıl yükselen şey fiyatlar değil; vicdansızlıktır. Çünkü açıkça söyleyelim:
Enflasyon önce vicdanlarda olmuştur.
Maliyet artmadan önce merhamet azalmıştır.
Kur yükselmeden önce kanaat düşmüştür.
Etiketler şişmeden önce ahlâk zayıflamıştır.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
“Bizi aldatan bizden değildir.” (Hadis – Müslim)
Bu söz sadece açık dolandırıcılığı değil; sessizce yapılan her haksız kazancı da mahkûm eder. Bugün kimse kimseyi zorla aldatmıyor belki; ama “herkes yapıyor” diyerek vicdanını susturuyor. İşte gerçek iflas tam da burada başlıyor.
Kur’an’da şöyle buyrulur:
“Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir.” (Bakara, 276)
Helal kazanç az görünse bile bereketlidir. Haram kazanç çok olsa da huzursuzdur. Çünkü bereket, rakamla değil; Allah’ın rızasıyla ölçülür.
Bugün “hayat pahalı” diyoruz. Oysa pahalı olan ekmek değil, dürüstlüktür.
Pahalı olan yağ değil, adalettir.
Çünkü adalet ucuzladığında, her şey pahalılaşır.
Bir tacirin önünde iki yol vardır:
Ya kazancını artırır ama ahiretini kaybeder…
Ya da ahiretini kazanır, dünyasını bereketle doldurur.
Peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olma müjdesi; işte bu ikinci yolu seçenler içindir.
Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız:
Biz kasasını dolduranlardan mı olacağız,
yoksa terazisini doğrultanlardan mı?
Çünkü bir toplumda vicdanlar iflas ederse, enflasyon düşse bile huzur gelmez.
Ama vicdanlar ayağa kalkarsa, Allah’ın izniyle bereket yeniden döner.