Son İran’a saldırının birçok sebeplerinden bahsedilebilir. Bir yönüyle bu bir ilahi adalettir. Şia tarih boyu olduğu gibi son yarım asırdır İslam düşmanlarıyla işbirliği yaparak ümmet coğrafyasını ölüm tarlalarına çevirdi. Derken ilahi adalet tecelli etti ve Allah (cc) bir zalimi diğer zalimlerle terbiye ediyor. Diğer yandan Netenyahu’nun kaprisleri savaş gerektiriyordu. Başka bir sebep savaş batılı vahşilerin geçim kaynağıdır. Bu sebeple bir savaş bitmeden diğerleri başlayıp devam etmelidir. Ama en büyük sebep kanalizasyon misali patlayan Epstein dosyalarının üzerinin örtülmesidir. Çünkü bu fosseptik çukurunun pisliğinin bulaşmadığı batılı liderler, siyasetçiler ve baronların rahatlaması gerekiyor.
Dünya siyasetinde bazı savaşlar yalnızca cephede verilmez; bazıları aynı zamanda kirli dosyaların, karanlık ilişkilerin ve utanç verici skandalların üzerini örtmek için de kullanılır. Bu yüzden her büyük kriz veya savaş patladığında şu soru sorulur: Gerçekten sebep bu mu, yoksa perde arkasında saklanmak istenen başka gerçekler mi var? Nitekim bir önceki saldırıda Siyonizm’e karşı bilenen ve neredeyse her gün sokakları doldurup “filiskine özgürlük” diye haykıran dünya halklarını teskin etmeyi başardılar.
Son dönemde yaşanan İran gerilimi ve bölgesel saldırılar hakkında da birçok sebep sayılabilir. Bunların bir kısmı dışarıya yansır, çok daha fazlası da gizli dosyalarda bulunur. Denebilir ki, dışarıya yansıyan sebepler, gizli olanlara nispetle buzdağının sadece görünün kısmı gibidir. Jeopolitik hesaplar, güç dengeleri, enerji yolları, bölgesel rekabetler ve daha nice sebepler… Bunların her biri belli ölçüde açıklama sunabilir. Fakat mesele yalnızca bunlardan ibaret değildir.
Bir yönüyle bakıldığında yaşananlar, tarih boyunca ümmet coğrafyasında açılan yaraların bir yansımasıdır. Şiî siyasal hareketlerin özellikle son yarım asırda izlediği politikalar, birçok bölgede Müslüman toplumların parçalanmasına ve büyük çatışmaların doğmasına zemin hazırlamıştır. Irak’tan Suriye’ye, Yemen’den Lübnan’a, Pakistan’dan Afganistan’a kadar geniş bir coğrafyada mezhep merkezli politikalar, dış güçlerin müdahalesini kolaylaştırmış ve bölgeleri adeta ölüm tarlalarına çevirmiştir. Bazen adili mutlak olan Allah (cc) zalimleri yine zalimler aracılığıyla terbiye eder; güç sarhoşluğu içinde hareket eden aktörler bir gün başka güçlerin hedefi hâline gelebilirler.
Öte yandan savaşların bir başka gerçeği daha vardır: Savaş, modern dünyanın en büyük ekonomik sektörlerinden biridir. Silah sanayii, güvenlik şirketleri, enerji lobileri ve askeri teknoloji üreticileri için krizler ve çatışmalar adeta bir geçim kaynağıdır. Bu yüzden dünyada bir savaş biterken başka bir savaşın başlaması çoğu zaman tesadüf değildir. Kriz üretmek, sistemin devamı için bir araç hâline gelmiştir. Daha önce “Batının Geçim Kaynağı Savaşlar” vb. başlıklarda nice yazılar yazmıştım. Bunlara “Muhammed Özkılınç com” sitemden ulaşabilirsiniz.
Ancak bütün bunların ötesinde Batı dünyasının üzerinde dolaşan karanlık bir gölge daha vardır: yıllardır konuşulan fakat tam anlamıyla aydınlatılmayan, hatta özenle üstü örtülen Epstein dosyaları. Pedofili ağı, insan ticareti iddiaları, gizli çekimler, siyaset ve finans dünyasından isimlerle kurulan ilişkiler… Bu dosyalar adeta patlamaya hazır bir fosseptik çukuru, hatta kanalizasyon hattı gibiydi. Açıldıkça içinden çıkan pislik yalnızca birkaç kişiyi değil, uluslararası elitin önemli bir bölümünü kirletebilecek niteliktedir.
İşte tam da bu noktada şu soru daha anlamlı hâle geliyor: Küresel gündem sürekli yeni krizlerle doldurulurken, kamuoyunun dikkatinin başka yönlere çevrilmesi tesadüf değildir. Büyük savaşlar, büyük skandalların üzerini örtmek için kullanılan sis perdeleridir. Bu Epstein fosseptiğiyle dünyanın kalburüstü zalimlerini rehin alan Siyonistler ve onların üstündeki “luciferin” kulları kimbilir daha ne karanlık planlar hazırlıyorlar. Ama bu zavallılar bilmiyorlar ki, Allâh'ın (cc) planı tüm planların üstündedir. Bekleyin ve görün…
Tarih bize şunu gösterir: İktidar sahipleri çoğu zaman gündemi kontrol ederek ayakta kalırlar. Halkın dikkati savaşlara, krizlere ve güvenlik korkularına yöneldiğinde; elitlerin karanlık dosyaları arka planda kalabilir. Bugün dünya yeniden bir gerilim çağından geçerken sorulması gereken soru belki de şudur: Gerçekten savaşın konuşulmasını isteyen kimdir ve neden? Çünkü bazen en büyük gürültüler, en büyük kirlerin sesini bastırmak için çıkarılır.