Sıtkı ağabeyi şahsen tanımadan önce gıyaben tanıdım. Yıllar önce-nerdeyse kırk yıl önce-Erzurum’dan nakli mekân eden bu sanat adamının Balıkesir’de yaptığı çalışmaların, çalıştırdığı koroların yankısı ülkemizin dört bir yanında, tabii ki memleketinde de duyuluyor ve ondan övgüyle sözediliyordu. Bütün bu olup biten benim de kulağıma geliyor ve hatta sosyal medya üzerinden de görüyordum. Erzurum’un bu anlamdaki sanat adamlarının sayısının azlığı o’nun varlığını daha da görünür kılıyordu.
Sanatın nerdeyse her alanında insan yetiştiren bu şehir, iş beste yapmaya gelince bu konudaki kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Bu durumun sebepleri üzerinde kafa yorunca ortaya çıkan gerçek pek iç açıcı, pek tatmin edici değildi. Zira beste yapmanın, hem de klasik tarzda bunu başarmanın en önemli özelliklerinden biri, müziğin teorik yönü konusunda gerekli bilgilere sahip olmak ve bunları kullanmak, ayrıca derin bir ruh dünyasına, inceltilmiş duygulara malik olmak gerekir.
Müziği sadece söylemek ya da notaların dünyasında kendince yer almak beste yapmak için yeterli değildir. Bunun dışında bilinenden hareketle bilinmeyenin ötesinde yeni arayışlar içinde ve müziğin yürek yaralarını sarıcı etkisinden, deruni bir ruh dünyasından haberdar olmak beste yapmak için gerekli bazı özelliklerdir. Bunlar da tek başına yeterli değildir ve bundan başka da duyguları coşturacak, zamanı musikinin ahengiyle birleştirecek, gönül telimizi titretecek bir eser olacak. Ancak böylece bu eserin sahibine bestekâr diyebiliriz.
İşte Sıtkı Sahil de bu saydığımız özelliklere fazlasıyla sahip, bestekâr ve sanat yönetmeni unvanını fazlasıyla hakeden bir kişidir. Alanında saatlerce konuşabilecek kadar bilgili, yüzlerce bestesi olan ve hâlâ da beste yapmaya devam eden, heyecanını korumuş, sözün güzelini seçip, ona uygun beste elbisesini giydiren Sıtkı Sahil, bu toprakların has çocuğu, köklerini unutmayıp, yıllarını uzaklarda geçirmesine rağmen buralara olan bağlılığını yitirmeyen biridir.
Sıtkı Sahil’in hayat hikâyesi 24 Ağustos 1955 yılında Erzurum’da başlar. Babasının tayini sebebiyle İlkokul, Ortaokul ve lise tahsilini Erzurum, Adapazarı ve Erzincan’da yaptı. 1972 yılında Millî Savunma Bakanlığı’nın açtığı imtihanı kazanarak mesleki eğitim aldı ve burada çalışmaya başladı.
Müzikle ilgili hayatına Türk Halk Müziğini tercih ederek başlasa da daha sonra Türk Sanat Müziğini tercih ederek çalışmalarını bu alanda gerçekleştirdi. Erzurum Halk Eğitim Merkezi’nde ve Erzurum Halk Oyunları ve Halk Türküleri Turizm Derneği’nde çalışmalara katıldı. Burada Ahmet Zeki Erdal ve Hüseyin Erbay’dan dersler aldı. Bu çalışmalarla kendini yetiştirerek 1978 yılında TRT Erzurum Radyosu’nda akitli ses sanatçısı olarak görev yapmaya başladı. TRT’de üç yıl kadar nazariyat ve repertuar dersi alarak o dönemin şeflerinden olan Kıyasettin Temelli’den de yararlandı. 1981 yılında Balıkesir’e tayini çıkıncaya kadar TRT’deki görevine devam etti.
Balıkesir’de müzik hayatı yeni bir döneme girdi. Burada hem askeriyede görev yaptı ve hem de kırkıncı yılını kutlayan Balıkesir Türk Müziği Korosu’nun temeli atılmış oldu. Bu arada Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi’nde öğretmen adaylarına müzik dersleri verdi. Daha sonra Balıkesir’deki bazı orta dereceli okullarda müzik derslerine devam ederek bu okullardaki başarılı kişileri kurmuş olduğu Balıkesir Türk Müziği Korosu etrafında topladı.
Yılda ortalama altı ya da sekiz konser veren Balıkesir Türk Müziği Korosu’ndan ülkemize çok sayıda yıldız niteliğinde sanatçı yetiştiren Sıtkı Sahil’in gerçekleştirdiği bir başka faaliyet de Balıkesir Türk Müziği Sempozyumlarıdır. 1997,2017 ve 2019 yıllarında üç kez yapılan ve ülkemizin değerli müzik adamlarını bir araya getiren sempozyumlar daha sonra basılı yayın haline getirilerek konuyla ilgilenenlerin istifadesine sunulmuştur.
Bestekârlığı çok ciddi bir iş olarak gören ve Türk Müziğine yüzlerce beste kazandıran Sıtkı Sahil, kendisine gelen her şiiri bestelemediğini ve bu konuda çok seçici olduğunu, bestenin ve sözün mutlaka birbirine uygun olması gerektiğini söylemiştir. Sıtkı Sahil sanatın insan üzerindeki olumlu etkisinin kanıtlandığını, uzun yıllar çocuk gruplarına Türk Müziği Eğitimi veren biri olarak (bunlara dezavantajlı çocuklar da dahil) şunu gördüm ki bu etkinliklere katılan çocuklar son derece iyi yetişip topluma birer faydalı kişi oldular... Ayrıca sadece sanatçı olmadılar, doktor+kanunî, mühendis+ kemanî, veteriner+kemanî,pilot+solist+Kemanî, öğretmen+udî, v.s. oldular. Sanatçı sıfatıyla birçok müzik üniversiteleri mezunları da akademisyen oldular... Bunların arasından bir tane bile edepsiz çıkmadı... Bir tane bile ülkesini sevmeyen çıkmadı... Ve en önemlisi şu an hepsi etraflarına ışık saçıyor. Bu çocukların ailelerine teşekkür ediyorum... Önce ailede başlayan çocuğa ilgi ve sahiplenme sonrasında doğru adresler ve doğru eğitimlerle kazanan Türkiye'miz olacaktır.
Eşi Yasemin Hanımla 1981 yılında evlenen Sıtkı Sahil üç çocuk babasıdır ve bunların hepsi müzisyen, sanatçı ve akademisyendir.
(https://www.mavinota.com/portre/ayrinti/110#:~:text=Bestek%C3%A2r%20olarak%20da%20ad%C4%B1n%C4%B1%20T%C3%BCrk%20m%C3%BCzi%C4%9Fine%20yazd%C4%B1ran,ve%20Mert%20Sahil'in%20babas%C4%B1%2C%20Ali%20Ege'nin%20dedesidir.)