Bosna Kasabı Ratko Mladiç de öldü.
“Zalimler için yaşasın cehennem.”
*
Sümsünenler,
Sülükler,
Süklüm büklüm olanlar…
Yapay zekalılar…
Mankurtlar…
Mandacılar…
*
Azerbaycan’da Eski Türkiye salgını baş gösterdi.
80 yıldır inanç ve düşünce yasaklarıyla asırlık fırsatları kaçıran Türkiye’nin hastalığı Azerbaycan’da nüksetti.
Yoktu aslında birbirmizden farkımız. Aynı zorbalığa maruz kalmış kardeşleriz. Kahramanlaştırılanların zulmüne maruz kalmış iki toplum.
Ha Bahtiyar Vahapzade ha Necip Fazıl Kısakürek … Her ikisi de “akrebin kıskacında yoğrulmuş” halkın sesi nefesidir. Birini okurken sanki diğerini okuyoruz.
*
“Bahset tarih balığın tırmandığı kavaktan” ile
“Uydurma tarih bizi anamızdan ayırıb,
Yad anadan alınmış belekde gundagladı.
Özülümüz lahladı.
Bu halgın tarihini düz bildiren, düz yazan
Tarih kitablarında hörümçek tor bağladı.
Kime deyek derdini bu dövranın, bu günün?
Vezifeye sümsenen,
Vezife kürsüsünün
Birinci pillesinde merkezden nohtalandı.” ifadesi aynıdır.
*
“Sümsünen” İlham ALİYEV…
28 Şubat’ın tüm melanetiyle Azerbaycan versiyonudur.
Zamanlaması da çok dikkat çekici…
Terörsüz Türkiye sürecinde güçlenen bir Türkiye ve bölge varken zayıflayan İsrail Azerbaycan üzerinden İlham Aliyev aparatıyla huzuru dinamitlemeye mi çalışıyor. Yalnızlaşan İsrail, Azerbaycan ve Türkiye arasında fesat peşinde mi?
*
Başörtüsü yasağı açık ve net olarak İslam düşmanlığıdır. Komünist kalıntısı Aliyev’in yaptığı tam da budur.
Bu yasaklardan sadece ve sadece Siyonistler memnundur.
Çünkü hiçbir ehli vicdan bu alçaklığı savunamaz.
Eski Türkiye salgını…
Yapay zekâlı İlham Aliyev bunun hesabını hem Azerbaycan halkına hem insanlığa verecektir. Bundan asla ve kat’a kurtulamaz.
Bugün ikna odalarını kuranların sokağa çıkacak yüzleri yok. Çünkü kötü muamele öldürmekten daha kötüdür.
*
Bir zamanlar Cumhurbaşkanı’na “Hanımınızın başını açtırınız.”diyebilenler, Başbakanı’ın eşini hastanede hasta ziyaretine almayanlar, milletvekilini Meclis’ten kovanlar bugün demans oldular.
Tarih onları lanetle anmakta.
*

Yasaklar ancak toplumu ve devleti zayıflatır. Vatandaşın devletle karşı karşıya getirilmesi de terör eylemidir.
Terör bu zeminden güç alır.
Halk tedirginse devlet tehlikededir…
Devletin ideolojisi ADALET’tir ve görevi vatandaşının:
İnanç
Akıl
Nesil
Mal
Ve
Can güvenlğini sağlamaktır. Bunlardan biri yoksa devlet de yoktur.
Çünkü
ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.
Azerbaycan’da da yakın bir zamanda başörtülü bakan, rektör, subay, polis görülecektir.
Vazifeye sümsünenlere şöyle sesleniyor Vahapzade:
“Tarihimiz danıldı,
Uydurma tarih ile kimliyimiz anıldı
Öz kökünü bilmeyen gözü küllü bu millet
Zamanın yollarında her addımda yanıldı
Uydurma tarih bizi anamızdan ayırıb,
Yad anadan alınmış belekde gundagladı.
Özülümüz lahladı.
Bu halgın tarihini düz bildiren, düz yazan
Tarih kitablarında hörümçek tor bağladı.
Kime deyek derdini bu dövranın, bu günün?
Vezifeye sümsenen,
Vezife kürsüsünün
Birinci pillesinde merkezden nohtalandı.
Erkekliyi vardısa, bu anda ahtalandı…
Ürekdeki cesaret,
merdanelik,
deyanet
talandı,
tapdalandı.
Cesur keçmişimizden üzüldü ellerimiz,
Şeref bildik özgeye gul olmağı yohsa biz?
Her cür zülmü uddug.
Köleliyi gazanıb, kişiliyi unutdug.
Vicdan, düzlük, hegiget sürgün oldu bu yerden,
Yaltaglıg ve heyanet silahını yağladı.
Cesaret gılıncının ağzı düşdü keserden,
Gebzesinde, gınında hörümçek tor bağladı.”
Dilimiz yasag oldu.
Ruhumuz gelbimizde ebedi dustag oldu.
Ruhsuz yaşadıgca biz
Vicdanımız, eşgimiz
üzümüze ağ oldu.
Biz belece yaşadıg, yaşamadıg, süründük,
Emelimizde deyil, sözümüzde göründük.
Ruhumuz gan ağladı,
Mescid gapılarında hörümçek tor bağladı.
Hegiget dile geldi,
Dilde ilişdi, galdı.
Hegigetin üstüne yalanlar kölge saldı.
Vuruşmadıg, barışdıg
Biz “azadlıg” adlanan bir uydurma nağılla.
Ölen düşüncelere gelbimiz yas sahladı,
Hegigeti demekden ele qorgdug…
Ağılla
Hegiget arasında hörümçek tor bağladı.”