65 yıl önce…
Sessiz bir ağıttır, Adnan MENDERES ve arkadaşları…
Siyonist vahşete örnektir. Hiçbir insanı ve hukuki değer taşımıyorlar.
Hâlâ sonunuz Menderes gibi olur diyerek milletin iradesini tehdit ediyorlar.
*
27 Mayıs 1960 darbesi…
FETÖ’nün de örnek aldığı cunta.
Öyle ki darbeci sayısı bile aynı: 38…
Hasan POLATKAN (1915-1961) İmralı… 46 yaşında…
Fatin Rüştü ZORLU (1910-1961) 51 yaşında…
Son sözü: “Allah millete zeval vermesin!"
*
Her darbe siyasi kırımdır. Ülkeyi yönetecek yetenekte insan bırakmamaktır.
Adnan MENDERES (1899-17 Eylül 1961) İmralı…61 yaşında…
En verimli çağında yok ettiler.
*
Cuntaya yazdığı mektup: “Size dargın değilim. Sizin ve diğer zavallıların iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim.
Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna ortaya koyduğu başını on yedi sene içinde almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme bu kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz?
Şunu da söyleyiniz ki, milletçe bir gün mutlaka kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi, efendilerinizi yine ben 1950'de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimizden korkmamalıydınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes'in ölüsü, ölünceye kadar sizleri takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Buna rağmen merhametim sizinledir. Millet sağ olsun. (Eylül 1961)”
*
Öyle de oldu…
Evet, millet onların adlarını da sanlarını da söküp attı.
Bütün darbecilerden hesap soruldu.
*
1960’lı yıllarda şehitlerin naaşlarının İmralı’dan Eyüp Sultan Mezarlığına taşınması talebini “devlete başkaldırı” diyerek reddedenlere en güzel cevap 29 yıl sonra (17 Eylül 1990) İstanbul’da Adnan Menderes Anıt Mezarı'na nakledilerek verildi.
*
2013’te Yassıada ismi Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirildi. 2015 yılında müzeye dönüştürme çalışmaları başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin katılımıyla darbeden 60 yıl sonra (27 Mayıs 2020) Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi olarak açıldı.”
1 ay sonra da 24 Haziran 2020’de “Yüksek Adalet Divanı'nın kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan ve yürürlükte bulunan kanun hükümleri geçmişe dönük yürürlükten kaldırıldı.” 27 Mayıs Cuntasının cinayet işlendiği belgelendi, tüm kararları hükümsüz kaldı.
*
HİÇ DEĞİŞMEDİLER
Değişim, sadece kendilerini bugünlerde terk edilmiş hissetmeleri.
Efendilerine sitemkârlar…
*
Yıl 1954….
6 Eylül 1955 olaylarından 1 yıl önce…
Adnan Menderes TBMM’de kürsüde konuşuyor:
“Dışarılara jurnal̃ etmek sûretiyle bir müdâhaleye yol açmak peşindedirler!”
“Onun için huzurunuzdayım. Demokrat Partiye yapılan hücumların nasıl, aynı zamanda memleket menfaatlerini ve millî haysiyeti rencide etmekte olduğunu iki cümle ile arz edeyim:
“Onların ifadesine göre, bu memlekette istibdat vardır, bu memlekette seçim emniyeti mevcut değildir, bu memlekette bir ton linyit pahasına partilerden istifa edilir.
“Nihayet bu memlekette Hükûmet, istibdat hâkim olduğu için, hattâ dışarılara jurnal etmek suretiyle bir müdahaleye yol açmak acaba mümkün müdür, değil midir tarzında birtakım kavak yelleri başlarında esmektedir; bu sevdanın peşindedirler.”
*
Ne yazıktır ki bu konuşma yapıldığında 9 Subay olarak bilinen cunta darbe hazırlığı yapıyordu. “Türk subayları yargılanıyor” diyerek yaygara koparan şeflik artıkları adaletin tecellisini engellediler, cuntacılar serbest kaldı, cuntayı ihbar eden subay mâhkum edildi. 27 Mayıs 1960’ta bu cunta, cuntanın merkezindeydi.
*
Cinayetlerini “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” adı altında 18 yıl (1963-1980) bayram olarak kutladılar. Millet ağlarken onlar zil takıp oynadılar.
“DEMOKRASİ”, “ADALET” nutukları çektiler.
Siyasi kırım planları tarihin çöplüğünde…