0

Tıpkı Tayland, Ukrayna, Paraguay, G.Kore'de olduğu gibi oldu. Bağımsız karar almak isteyen ülke/liderler hukuk marifetiyle 'hain' damgası yemeye devam ediyor. 2013 yılında askeri darbeyle görevinden alınan, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi önce 20 yıl, sonrasında da ikinci bir dava ile idama mahkum ettirildi. Demek ki Mursi, birilerini o kadar çok kızdırmış ki, aldığı nefese bile tahammül edilmiyor!! Öyle ya, Süveyş Kanalı'nın denetimini almak istemesi, Gazze sınır kapısının açılması, artan İhracat rakamları, Mısır'da esen demokratik hava, halkın kanını emen askeri şirketlerin özelleştirme girişimleri, kalkınma hamleleri, İslam ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istemesi… v.s. idam ettirilmesi için makul nedenler!! Hele de 'hain' olması tartışma götürmeyen bir gerçek!! Mursi'nin yerine zorla ge(tiri)len Darbeci Sisi, 50 Milyar $'lık Körfez yardımını şimdiden tüketmek üzere, Mısır halkı ekonomik ve sosyal problemlerle karşı karşıya, ülke neredeyse patlamaya hazır bomba gibi.

Açıkçası, Mursi'ye verilen idam kararıyla ilgili bir uluslararası ilişkiler veya dış politika tahlili yapılması söz konusu değil. Ahlakı, kuralları, sistemi ve disiplini yok. Her darbe, bir cüppeli ordu yaratır. Bu bir uluslararası justokratik suikasttır. Canavarca bir hisle yapılan saldırı ve hırsızlıktır.
Mısır mahkemelerine göre nihaî karar, önce Mısır Müftüsü'nün görüşüne, ardında da olası kabul durumunda temyiz süreciyle sona eriyor. Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el Karadavi'yle beraber 106 kişiye verilen karar, aslında Erdoğan'a da bir uyarı niteliği taşımakta. Mısır Mahkemesi, idam kararını verdiği andan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, tepkilerini sert bir şekilde 'haklı' olarak dile getirdiler. Darbeden ötürü Mısır-Türkiye ilişkileri, Erdoğan'ın ilkeli ve ahlaklı, Sisi'nin zalim ve samimiyetsiz duruşundan ötürü oldukça soğuk. Dolayısıyla düzelmesi, kısa ve orta vadede beklenmiyor. Ancak Türkiye, bir şekilde darbecilerle iletişime geçmeli ve İhvan'a yapılan baskıları durdurmak için daha fazla sorumluluk almalı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği "Mursi değil, sandık idam edilmiştir'' sözleri AB, BM ve ABD'nin kendilerinin bile anlamadığı açıklamalarıyla kıyaslandığında, Batının demokrasi argümanlarıyla çeliştiklerinin 'suçüstü' ispatıdır. Post-Modern kolonyal sisteme isyan eden ülkeler bir şekilde hizaya çekiliyor. Daha önceki bir yazımda Brezilya, Arjantin ve Türkiye özelinde http://www.milatgazetesi.com/Erdogan-Dilma-ve-KirchneraJustokratik-Darbe/68963 bundan bahsetmiştim. Bu durum sürdürülebilinir mi? Açıkçası sanmıyorum. Zira G. Afrika, Arjantin, Brezilya, Rusya, Çin, Malezya, Endonezya ve Türkiye… gibi toplumun çoğunluğunun temsil ettiği ve Batı hegemonyasına karşı çıkın hükümetler bir şekilde hala ayaktalar. Durum o kadar da kötü değil.

Kanaatimce Mursi'nin idamının infazı mümkün görünmüyor. Bu kararı iki şekilde değerlendirmek lazım. Birincisi Mısır iç siyasetinde İhvan'ın önünü kesmek veya gelişe(n)cek durumlara göre şantaj veya pazarlık için kullanmak. İkincisi ise üst akıl olarak tabir edilen küresel sermaye sahiplerinin, başta Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan gibi Latin Amerika ve Ortadoğu'da bağımsız karar almak isteyen bölge ülkelerini veya liderleri için örnek teşkil etmesidir. Örneğin; Arjantin, Brezilya, Venezuela, Suudi Arabistan ve Katar… gibi

@HusamettinAslan
[email protected]