0
Amerikan derinlerinin, Almanya ile olan TARİHİ BAĞINDAN defaatle bahsettim. Siyaset bilimci Grumke'nin; Amerikan ve Alman aşırı sağı (Nazi) arasındaki sıkı ilişkiden dem vurması, malumunuz bizi doğruluyor. Zira her iki tarafın, özünde türdeş lakin uygulamadaki farklı tutumu, bugünkü siyasetlerine de yansımış durumda.
Gözlerine kestirdikleri ilk tehlike ise Brexit'in mimarı İngilizler. En son; İngiliz istihbaratının "CİA ile ortaklığının bittiğini" açıklaması, bunun en bariz göstergesi. ABD'nin birçok eyaletinde, İngiltere'yi simgeleyen heykellerin yıkılması da, işin bir diğer sembolik boyutu… Theresa May ile samimi, Merkel'le de bir o kadar zıt fotoğraf veren Trump'ın, derinler tarafından "istenmeyen adam" ilan edilmesi de buna eklenebilir.
Hal böyleyken, yeni düzende kartların tekrar karıldığını söylemek hiçte ütopik sayılmamalı… Çünkü bu güç mücadelesinin, bir küresel savaşa dönüştüğü artık inkar edilemeyecek seviyede. Suud'lu prenslerin şüpheli ölümlerinden tutun da, Katar ambargosunu, K.Kore krizini, artan terör olaylarını ve Almanya'nın Türkiye'ye atarlanmasını… bu minvalde okumak mümkün.
***
Peki, tüm olup bitenlerin satır arasında; kimlere, ne mesajlar veriliyordu? Yada amaçları neydi? O halde lafı çok uzatmadan, söz konusu güruhun hedefleri adına bir projeksiyon çizelim. Mesela bir türlü engelleyemedikleri Yeni İpek Yolu Projesini, kendi hakimiyetlerine geçirmek ilk akla geleni… Bunun içerisinde; İpek Yolu güzergahında kısmi değişikler yapmakta var, trilyonlarca dolara konmakta…
Bu açıdan bakıldığında; olası bir Savaş'ın, müteselsile İpek Yolunu etkilememesi düşünülemezdi elbette. Bölgede çıkacak bir savaş ise; Çin ve uydusu İngiltere'nin en son isteyecekleri şeydi. Nitekim ABD'nin, K. Kore üzerinden yaptığı hamle, hep bu çerçevede cereyan etti. Zira kendisiyle uzlaşmaktan başka bir seçenek bırakmadı kimseye. Yani masada; K.Kore ya da Çin görünse de, gerçek anlaşmanın dolaylı olarak İngiltere ile yapıldığı yadsınmazdı.
Gelinen noktada, silah lobisinin şimdilik istediğini aldığı düşünülebilir. Neticede K.Kore'yi vurmak isteyen vurabilirdi gayet tabi. Ellerini tutan da yoktu. Hele de mevzu bahis ABD ve çetesiyse, reklama ihtiyaç duyduklarını iddia etmek abesle iştigal olur. Bakalım bu yalancı suhulet, karışıklık yaşayan ABD eyaletlerine de aksedecek mi? Bekleyelim ve Görelim. Sonuçta iki Şeytani aklın satranç oynadığı aşikar…
***
Fakat her şey, ABD Çetesi ve İngiltere ile sınırlı değildi. Öyle ki Rusya, İran, Katar, özellikle de kendi çıkarlarını önceleyen politikasıyla Türkiye, diğer hedefleri arasındaydı. Zaten benzer bir senaryo, buralarda çoktan işleme konulmuştu bile. Terör, darbe, ambargo... vs. kullanarak, daima ellerini kuvvetlendirmenin hesabı içindeydiler.
Bunu nereden mi söylüyorum? Aslında Martin Schulz'un; "özgür Türkiye için savaşanlara, desteğimiz artarak devam edecek" tweeti, her şeyi özetleniyor. Yoksa Devletimizin; FETÖ'cüleri koruyan Almanya'ya nota vermesi ve akabinde ise Gümrük Birliği'ni gündeme getirmeleri, başka türlü izah edilemez.
Hatta Rusya'da düzenlenen, Putin aleyhtarı eylemlerde "aynı mantığın ürünüdür" dersek kesinlikle yanılmayız. Ne var ki; Rus Elçiliğimize bir Türk gazetesiyle gelerek, "serbest bırakın" sloganları atılması fazla söze hacet bırakmıyor.
Hülasa herkes, asıl fırtınanın coğrafyamızda kopacağının bir hayli farkında. Çünkü enerji ve güzergahından ziyade, PKK/PYD maskeli Arz-ı Mevud hayalleri bu topraklarda şekilleniyor. Bu oyunu bozmak ise; tıpkı Fırat Kalkanında olduğu gibi yeni bir hat inşa etmekten ibaret… Kaldı ki Devletimizin; Afrin, İdlip, Kandil hususunda, İran ve Rusya ile mutabakat sağlaması bunun ispatı kabul edilebilir.
Son tahlilde, Sn. Cumhurbaşkanımızın İl Danışma Meclisi Konuşmasında "Bekamız söz konusu olduğunda, GÖZÜMÜZ KİMSEYİ GÖRMEZ, GÖRMEYECEKTİR. İttifakmış, müttefiklikmiş, ticaretmiş, istikbalimiz konu olduğunda, hepsi hükmünü yitirir" sözleri dikkat çekici. Anlayacağınız bu, "Fırat Hançerinin" kınından çıktığının resmidir… Gazamız mübarek olsun…
Vesselam.