Düşünüyorum...

Öfkeleniyorum...

İnsanlıktan utanıyorum...

Ve ne yazacağımı bilemiyorum; aslında yazmak da istemiyorum, susmak istiyorum. Fakat...

Yazmasam, sanki zaman gözyaşı döküyor. Hamallık yapıp, kelimelerle sıkı sıkıya bağlanmış cümleleri usulca sayfa üzerine boşaltmam lazım. Bu sefer Gazze'nin minik yavrularının acı dolu gözyaşları: "Bizi kelime yap, birleştir; feryat dolu cümleler olalım" diyor.

"Tek dişi kalmış canavar" medeniyet sus pus. Hangi kıtada, hangi ülkede olursa olsun çocukların parçalanması vahşettir. Her acı, yavrusu için çırpınan anadan utanır.

Akıl var, düşünce var, dil var... Niçin susulur ki? Küresel güçlerin suskunluğu, İsrail'in katliamına ortak olmak değil midir? Sadece belirli bir kesim, belirli bir millet; canavar İsrail söz konusu olduğunda susmak; insan haklarını, barışı ve her parlak cisimde yansıyan güneşi yalanlamak anlamına gelmiyor mu?

Zulme sessiz kalmak, sırf belli bir kesime mensup oldukları için canileri hoş görmek... Kapatılsın Uluslararası Adalet Divanı, indirilsin UNICEF'in kepenkleri, kilit vurulsun Amerika'nın adliye binalarına! Çünkü Gazze'de adil olmayanların mahkemeleri de adaletleri de çürümüştür.

İğreniyorum! Bu çifte standarttan, gözlerini yumup kulaklarını tıkayan ülke liderlerinden, insanlığın felaketine kör kalan bilim insanlarından, kâğıttan kuleler inşa eden hayasız edebiyattan ve ruhunu satmış sanattan iğreniyorum!

Keşke CERN’deki "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı"nda zerreleri değil; şefkati, merhameti ve vicdanı çarpıştırabilseydik... Oradan çıkacak o muazzam adaleti, dünya liderlerinin kör gözlerine sokup başlarına vursaydık da Gazze’de masum bir çocuğun üzerine düşen yüzlerce kiloluk bombalar, belki o zaman onların taşlaşmış vicdanlarında patlardı! Keşke İsrail ürünlerine boykotu her bir insan bir namus meselesi bilse, devletler bunu bir süs değil, tavizsiz bir kanun kılsa..

Son Söz:

İnsanlık sussa da kainatın Yaratıcısı adil-i mutlak olan Allah susmaz. Zulme rıza gösterenlerin ve sessiz kalanların vebali büyüktür. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz zalimleri ve onların akıbetini şöyle haber verir.

"Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle belireceği bir güne erteler." (İbrahim Suresi, 42. Ayet)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise haksızlık ve zulüm karşısında sessiz kalanların taşıdığı ağır sorumluluğu ve toplumsal vebali şu sarsıcı ikazıyla hatırlatır

"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin ki bu da imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78)

Aslında ölen Gazze'nin masum insanları değil; medeniyet ölmüş, bilim ölmüş ve sessiz kalan liderler çürümüştür!