Sakarya'nın o eşsiz yeşiliyle mavisi arasında baharın nefesini içimize çektiğimiz güzel bir sabahta, Sakarya Üniversitesi kampüsünde anlamlı bir buluşmadaydık. Salona adım attığımda sıradan bir protokolden ziyade, memleketin toprağına duyulan derin bir vefanın yankılarını hissettim. Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde düzenlenen çalıştayın sonuç konferansı için toplanmıştık. Gündemimiz, sessizce büyüyen ve hepimizin içini sızlatan israf ve atık konusuydu. O kalabalıkta sadece bir şehrin değil, hepimizin geleceğinin yeniden planlandığına şahit oldum.

Coğrafyamızın hemen yanı başında, son yılların en büyük ve yıkıcı savaşlarından biri tüm acımasızlığıyla sürerken; bizim burada yaşamı, doğayı ve geleceği savunan böylesi asil bir gündemi konuşuyor olmamız, memleketimizin aydınlık yarınlara duyduğu sarsılmaz inancın en somut göstergesidir.

Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde filizlenip yüz doksan üç ülkeye ulaşan bu küresel hareketi izlemek büyük bir mutluluk. Eskiden yolda gördüğü ekmek kırıntısını bile öpüp yüksek bir yere koyan, nimete hürmet eden o zarif neslin evlatlarıyız biz. Rektör Sayın Mehmet Sarıbıyık'ın da çok güzel ifade ettiği gibi, nehirde abdest alırken dahi suyu israf etmemek bizim kadim kültürümüzün temelidir. Oysa bugün dünyada gelişmiş ülkelerin sadece üretimi düşünerek yaptıkları hataların bedelini, kuruyan göllerimiz ve azalan su kaynaklarımızla ödüyoruz. Vakıf Başkanı Samed Ağırbaş konuşmasında çok çarpıcı bir gerçeği, dünyada sekiz milyondan fazla insanın açlık ve susuzluk sebepleriyle hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Çeşmeyi açtığımızda akan temiz suyun kıymetini gerçekten biliyor muyuz?

Sakarya birinci sınıf tarım arazileriyle, yaylalarıyla ve nehirleriyle Türkiye'nin adeta göz bebeği bir şehirdir. Ancak nüfus artışı, sanayileşme, iklim değişikliği ve son yıllarda artan bazı turizm yatırımları gibi tehditlerin ağır baskısı altında şehrimiz yavaş yavaş yoruluyor. Atıklar yüzünden büyük bir tehdit altına giren Sapanca Gölü'nün o sessiz çığlığını duymamak ve üzülmemek artık mümkün değil.

İşte tam da bu tehlikeli gidişata dur demek amacıyla atılan umut verici adımları dinledik. Konferans sonucunda açıklanan iki bin yirmi yedi Sakarya Sıfır Atık Yılı vizyonu kesinlikle kağıt üzerinde kalacak bir hayal değil. Vali Rahmi Doğan'ın, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar'ın ve diğer idarecilerin kararlılığı şehrin geleceği için içime büyük sular serpti. Artık kamu binalarında bildiğimiz o standart ofis çöp kutuları yavaş yavaş kalkıyor ve alternatif ikili ayrıştırma sistemleri geliyor. Çalıştay sonucu belirlenen hedefler son derece dikkat çekici. Bu kapsamda: Şehrin parklarında ve tüm kamusal alanlarda akıllı çöp ayrıştırma sistemleri kurulacak. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin eğitim gördüğü üniversitelerde tek kullanımlık plastikler tamamen kaldırılacak ve doğa dostu alanlar oluşturularak öğrencilerin termos kullanımı desteklenecek. Öğrenciler arasında dayanışmayı artırmak ve fazla tüketimi engellemek için kampüslerde kitap, elektronik eşya takas ve yeniden kullanım noktaları hayata geçirilecek. Topraklarımıza adeta zehir saçan tarımsal zirai ilaç ambalajlarının doğaya karışmasını engellemek için özel toplama ve imha alanları kurulacak. Sapanca Gölü ile Sakarya nehirlerinin dibinde unutulmuş, suları boğan ve kirlilik yaratan o hayalet balıkçı ağları titizlikle toplanacak. Atık yemekler israf edilmeyecek, hayvanlar için mamalara dönüşecek.

Bu satırları yazarken dahi heyecanlanmamak elde değil. Bütün bunlar bir çevre politikasından öte, tabiata, insana, diğer canlılara ve asıl kendi özümüze duyduğumuz o derin saygının yeniden inşasıdır. Genel Müdür Fatih Turan, atık geri kazanım oranlarımızın yüzde on üç seviyelerinden kısa sürede yüzde otuz yedi bandına ulaştığını müjdeledi. Doksan milyon ton atığın ekonomiye geri kazandırılması büyük başarı. Doğru adımlar atılınca nelerin başarılabileceğini hepimiz gördük.

Bu umut verici seferberlik halini sadece devlet yöneticilerimizin omuzlarına yükleyip kenara çekilmek hiçbirimizin vicdanına sığmaz. Çevre İl Müdürü Hasan Mehmet Kuyumcu tarafından paylaşılan o hedef belgesi hepimize yazılmış değerli bir davetiyedir aslında. Elimizdeki küçücük bir kağıt parçasını doğrudan çöpe değil de geri dönüşüm kutusuna atarken, aslında yarın doğacak bir çocuğun rahatça nefes alabileceği yeni bir ormana umut taşıdığımızı hissetmeliyiz daima. Bu salonda kurulan o il koordinasyon kurulu, yerelden başlayarak ulusala doğru büyük bir dalga halinde yayılacak bu vizyonun güçlü bir parçası olacak. Tabiatın karşılıksız sunduğu bu muazzam güzellikleri korumak geçmişimize borcumuz olduğu kadar yarınlarımıza da en büyük sorumluluğumuzdur. Sabah kahvesini yudumlarken termos tercih etmek, pazarda bez çanta kullanmak gibi ufacık adımlar inanın dünyayı değiştirecek o muazzam kelebek etkisini başlatacak. Sakarya bu değerli uyanışın en harika öncülerinden biri olmaya kesinlikle kararlı. Lütfen gelin, sessizce ama derinden büyüyen, doğayı merkeze alan bu samimi sıfır atık çalışmalarının kendi hayatımızdaki ilk sağlam adımını hep birlikte sevgiyle hemen bugün atalım ve aydınlık yarınlarımız için, çocuklarımızın güzel geleceğine sahip çıkmak adına, büyük umutla yepyeni ve temiz bir sayfa açalım.