Yanlış teşvikler, çözülmek istenen sorunu daha da büyüten sonuçlara yol açabilir. Bu bakış açısıyla eğitimde daha dar olarak akademide başarı ölçütlerini zaman zaman değerlendirmekteyim. Şöyle ki sadece başarı yayın sayısı veya atıf sayısı ile ölçüldüğünde, çalışmanın niteliğinden ziyade bu sayıları artırmaya yönelik stratejiler (dilimleme, atıflaşma, yayınlaşma) ön plana çıkabilir.

Aslında bu durum diğer alanlarda da geçerlidir. Örneğin kobra yılanı öldürmek için prim verilmesi insanların kobra yetiştirmeye başlaması gibi sorunu daha da büyüten sonuçlara (Kobra etkisi) yol açabilir. Bir başka örnek bir çivi fabrikasında başarı kriteri üretilen çivi sayısı olarak belirlenirse, işçiler sayı hedefine ulaşmak için binlerce işe yaramaz, küçücük çivi üretirler.

Bu durumları bilimsel olarak inceleyen ekonomist Charles Goodhart bir yasa ileri sürülmüştür.

Goodhart Yasası

Goodhart Yasası, "Bir ölçüt hedef haline geldiğinde, iyi bir ölçüt olmaktan çıkar" şeklinde ifade edilir. Yani temel amaç yerine bir sayısal ölçütün, doğrudan başarı hedefi olarak kullanılması manipüle edilmeye açık hale gelerek işlevini yitireceğini vurgular. Bu ölçüte ulaşılmak için ödül veya ceza mekanizmaları eklendiğinde, insanlar sistemin asıl amacına odaklanmak yerine sadece o "sayıyı" iyileştirmeye çalışırlar.

Goodhart Yasası'nın etkilerini azaltmak için genellikle şu stratejiler izlenir:

Tek Bir Metriğe Bağlanmamak: Başarıyı ölçmek için birbiriyle dengeli birden fazla gösterge kullanmak (Ör: Hem hız hem de hata payı).

Niteliksel Değerlendirme: Sadece sayısal verilere değil, sürecin kalitesine dair gözlemlere de yer vermek.

Holistik Yaklaşım: Göstergelerin, sistemin asıl büyük amacına hizmet edip etmediğini düzenli olarak kontrol etmek.

Eğitimde Goodhart Yasası'nın dönersek.

Eğitim

Eğitim sistemlerinde Goodhart Yasası, belki de en yıkıcı etkilerini gösterdiği alanlardan biridir. Çünkü eğitimin asıl amacı olan "öğrenme, gelişim ve eleştirel düşünme" gibi soyut kavramları ölçmek zordur. Bu yüzden sistem, ölçülebilir olan sınav puanlarına veya mezuniyet oranlarına odaklanır. İşte eğitimde bu yasanın nasıl işlediğine dair birkaç örnek ve sonuçları:

Sınav Odaklılık (sınav için öğretme): Bir öğrencinin başarısı sadece merkezi bir sınavdaki net sayısıyla ölçüldüğünde, eğitim süreci öğrenmeden test çözme tekniklerine evrilir. Sonuçta öğrenci konunun mantığını anlamak yerine, şıklardan gitmeyi veya belirli soru kalıplarını ezberlemeyi öğrenir. Ölçüt (sınav puanı) hedefe dönüştüğü an, eğitimin kalitesini ölçme özelliğini yitirir.

Not Enflasyonu: Okulların veya öğretmenlerin başarısı, öğrencilerin yılsonu not ortalamalarıyla değerlendirildiğinde ortaya çıkar. Sonuçta öğretmenler ve okul yönetimleri, başarılı görünmek için notları yapay olarak yükseltme eğilimine girer. Herkesin pekiyi aldığı bir sistemde, notlar artık öğrencinin gerçek bilgi seviyesini göstermez hale gelir.

Yayın Sayısı ve Akademik Performans: Üniversitelerde akademisyenlerin başarısı, yayınladıkları makale sayısına göre ödüllendirildiğinde akademik nitelik düşebilir. Sonuçta bilime katkı sağlayacak derinlikli çalışmalar yerine, en az yayınlanabilir birim (salamislicing) mantığıyla bölünen, yüzeysel ama çok sayıda makale üretilir.

Eğitimde Goodhart Yasası'nın etkisi (sapma), bilgi edinme ölçütü sınav notu olursa ezbercilik ve kopya eğilimi; okuryazarlık ölçütü okunan kitap sayısı ise sayfa sayısı az, basit kitapların seçilmesi; bilimsel ilerleme ölçütü atıf sayısı olursa karşılıklı atıf gruplarının oluşması sorunu ortaya çıkar.

Eğitimi bu kısır döngüden çıkarmak için şu yöntemler tartışılmalıdır: Süreç odaklı değerlendirmek, nicel (sayısal) verilerin yanına, nitel verileri eklemek ve sınav sonuçlarını bir ceza veya ödül aracı olmaktan çıkarıp, sadece eksikleri tespit etmek için bir geri bildirim aracı olarak kullanmak. Yükseköğretimde yükselme, yönetici atama ve akademik teşvikte sadece nicel ölçütler değil niteller ölçütler de dikkate alınmalıdır.

Son söz: Çözümün kendisi sorun olmalıdır.