Tarımsal ürünlerin tarla ve perakende (manav) fiyatları ile ilgili bilimsel makaleler hazırladım ve popüler bilim (köşe) yazısı kaleme aldım(bk. örnek https://www.milatgazetesi.com/tarla-ve-manav-fiyatlari). Bu yazılarımda özetle meyve ve sebzede perakende (manav) fiyatları konusunda yapısal bir sorun olduğu düşüncesindeyim.
Son olarak okuduğum bir haber konuyu tekrar gündemime almaya teşvik etti:
Basında Ticaret Bakanlığı tarafından bir açıklama paylaşılmakta. Buna göre, “salatalık ürününün, Konya ili Ereğli ilçesine bağlı merkez köylerde faaliyet gösteren üreticiden 5.30 TL'ye satın alındığı, söz konusu ürünün Diyarbakır’da faaliyet gösteren komisyoncu tarafından zincir markete 12 TL'ye satıldığı, ilgili zincir market tarafından ise ürünün tüketiciye 79.99 TL'ye sunulduğu belirlendi.
Yeşil sivri biber ürününün, Mersin ili Akdeniz ilçesine bağlı merkez köylerde faaliyet gösteren üreticiden 130 TL'ye satın alındığı, söz konusu ürünün ilgili firma tarafından zincir markete 140 TL'ye satıldığı, zincir market tarafından ise ürünün tüketiciye 249.99 TL'ye sunulduğu tespit edildi. Gerekli idari yaptırımların uygulanması amacıyla konu Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na iletildi.”
Açıklama bu şekilde! Bu açıklamadan perakende fiyatın spekülasyon sonucu oluştuğu gibi bir çıkarım yapmak mümkün. Fakat bu tekil örnekten genel bir sonuç çıkarmak mümkün mü? Bu soruyu cevaplamadan önce haksız fiyata açıklık getirelim!
Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun bir yönetmenliği bulunmaktadır. Bu yönetmenlikte haksız (fahiş) fiyatı ne olduğu tanımlanmıştır
Fahiş
Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği’ne göre “fahiş fiyat artışı” şudur: “Olağanüstü hâl, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından satışa sunulan ve kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerin fiyatında girdi ve diğer üretim maliyetlerindeki artış gibi haklı bir sebebe dayanmaksızın yapılan aşırı ve adil olmayan artış.”
Yani fiyat artışı “haklı bir sebebe dayanmaksızın yapılan aşırı ve adil olmayan artış” ise fahiş ve haksız olarak nitelendiriliyor.
Fahiş Arapça ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla olan anlamında bir sıfattır. Yönetmenlikte aşırı karşılığı fahiş; adil olmayan ise haksız olarak düşünülebilir. Haksız hak ve adalete uygun olmayan anlamında bir sıfattır.
Bahse konu haberde bir market aşırı ve haksız bir perakende fiyat oluşturmuş ve yetkililer bunu tespit etmiştir.Bunun dışındaki satış noktalarında yetkililerin yüksek fiyatlar için bir işlem yapmamasından fiyatların adil ve normal olduğu anlamı çıkartılabilir. Zaten yönetmenlik fiyat artışının “haklı bir sebebe dayanması” konusunu kabul ediyor. O zaman meyve ve sebze başta olmak üzere tarımsal ürünlerin ucuz şekilde tüketiciye perakende satışının daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir.
Bu sorgulama tamda sorunun ne olduğunu anlamamıza yardım eder. Sorun kesitsel olduğu kadar yapısaldır. Bunu yukarda da belirttim gibi önceki yazılarımda değerlendirmiştim, tekrar değerlendirmeme ihtiyaç bulunmamaktadır. Ama pazarlama ile ilgili şu hususa dikkat yoğunlaştırılabilir.
Yapısal
Tarımsal üreticilerin en önemli sorunu pazarlamadır. Yukardaki olguda üretilen sebze ürünlerinin pazarlama akışı şu şekilde: Üreticiler ˃ ˃˃ aracılar ˃ ˃˃ tüketiciler. Bu akışta üretici düşük fiyatla ürününü satmakta tüketicide yüksek fiyatla satın almaktadır. Ortaya çıkan değer aracı tarafından kazanılmaktadır. Yukardaki örnekte Bakanlığın müdahalesi yerindedir. Meyve ve sebzede diğer yüksek fiyatlar için durum düşünmeye değerdir.
Kısa yoldan aracının aradan çıkartılması bir çözüm olarak gözükebilir. O zaman model Üreticiler ˃˃˃ tüketiciler şekline döner: Mersin’de yeşil sivri biber üreticisi Hüsnü, Diyarbakır’da biber tüketicisi Hasan’a doğrudan satış yapacaktır.Bu mümkün mü?
Son söz: Üretmek yetmez, dağıtmak ve paylaştırmak ihmal edilemez!