Bazı akşamlar vardır, takvim yaprağına değil, gönle yazılır. Gülhane Şiir Akşamları böyle bir vakitti. Kelimelerin mısralara dönüşüp kalbe işlediği , zamanın durup dinlediği kutlu bir akşam…
Gülhane Parkı’nda, Ahmet Hamdi Tanpınar Konağı’nda şiirle buluşmak, sesin nahif haliyle gönülce yol almak bambaşka sürur oldu . Çünkü Tanpınar’ın duvarları zamana aşinadır, şiir de öyledir. İkisi yan yana gelince vakit genişledi, kalp ferahladı.
Eskader Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Gülhane Şiir Akşamları, bir dinletiden öte bir gönül buluşmasıydı. İlki İstanbul çevresinden şairlerle, ikincisi Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelen şairlerle gerçekleşti.
Şiir, ortamla ve şiirseverlerle buluşunca, derin bir iz bıraktı. Bazı sesler vardır, kulaktan öte kalbe çarpar, şiirin ruhumuza damıyışı da böyle idi.
Şiir sözün en öz hâlidir. Şiirin şuurla yol verişi de bundandır. Fazlalık barındırmaz, saklanmaz.
Her mısrada çokça duygu, çokça anlam vardır insanı yormaz, doyurur. O akşam okunan her şiir, az kelimeyle çok şey söylemenin mümkün olduğunu yeniden hatırlattı. Şiir uzun konuşmaların başaramadığını bir nefeste başarır, insanı kendine getirir.
Yıllar önce Malatya fuarında Fatma Ersem Yargıcı başkanım “ Nilüfer hocam ip bulabilir misin bana? “ demişti . Bu anı hâlâ zihnimde canlıdır. “Ne yapacaksınız?” sorusuna verdiği cevap “askıda kitap yapacağım ” demişti. Bu cevabı, kıymetli bir çaba, çok güzel bir niyetti. Ben de ipi bulup hemen götürmüştüm. O gün atılan düğüm sadece kitapları değil, gönülleri de birbirine bağladı. Meğer bazı bağlar görünmez olur ama en sağlam olanlar da onlardır. O gönül ipleri, bu kez şiirin ruhuyla yeniden örüldü.
Üstat Neşet Ertaş 'ın dediği gibi kalpten kalbe görünmez bir yol vardır.
Bu akşamların ardında uzun soluklu bir emek ve diri bir şuur vardı. Canım şair Doktor Emine Savaş,bu programa çokça emek verdi. Aylarca süren bir gönül mesaisinin ürünüydü bu buluşmalar. Aynı yöne bakabildiğimiz insanlarla hayallerimiz karşılık bulur . Ayşenur, Aydemir, Nigar Aydemir ve Mücahit Kocabaş gibi kıymetli ekiple, ayrıntılar önemsenmiş , sözü incitmeden iş yapan bir duruş sergilenmişti .
Çünkü bazı işler ancak gönül erlerinin omuz vermesiyle ayağa kalkar.
İnce düşünceyle hazırlanan, Filistin hassasiyetimizi ortaya koyan kıymetli hediyeler çok hoşuma gitti.
Aynı gökyüzünün altında, farklı coğrafyaların sesini taşıyan dizeler yan yana durdu. Bekir Oğuzbaşaran, Rıdvan Canım, Rana İslam Değirmenci, Ali Bal, Nuray Alper, Fatma Ören Sümer, Behçet Gülenay, Mustafa Uçurum, Banu Sancak, Yasemin Kuloğlu ve ben Nilüfer Zontul Aktaş olarak bu ortak söze dâhil olduk …
Programa İstanbul ‘da yaşayan şair yazarlardan Şakir Kurtulmuş ağabey, Mehmet Nuri Yardım hocamız, kıymetli dost Süheyla Karaca Hanönü, Şadi Oğuzhan, Sevda Deniz, Ankara’dan Cafer Uzunkaya hocamız ve sosyal medyadan gönülce tanış olduğumuz nice güzel insan katıldı.
Bu kıymetli buluşmanın mayasında, yer tahsisi ve organizasyona sunduğu katkılarla İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Hüseyin Keskin’in emeği için de şükranlarımı sunuyorum. Şiire ve edebiyata gösterilen hassasiyet çok önemli idi. Bu program, kelimenin kıymetini bilen yüce gönüllü insanlarla sanatın topluma taşınabileceğini gösterdi.
Kültür, sanat adına verilen bu destek, yalnızca bir mekânın kapılarını değil, kültürün, sözün yolunu açtı. Çünkü bazı destekler görünmezdir ama hissedilir. Şiirin nefesini rahatlatır, kelimenin omzundaki yükü hafifletir.
Gülhane Şiir Akşamları, sadece bir şiir etkinliği olarak değil, aynı zamanda hafızalarda da kıymetli bir hatıra olarak kalacak.
Şiir sustuğumuz yerden konuşur. O akşam içimiz şiirce uzun uzun konuştu vesselam. Tüm emeği geçenlere kalbi şükran.