Karadeniz’in iç dağlarında bazen küçük bir ilçe, insanın kalbine büyük bir hikâye bırakır.
Benim için Gümüşhane ilçesi Şiran, tam da böyle bir yer oldu. Kalabalık şehirlerin yavaş yavaş unuttuğu bazı duygular burada hâlâ canlıydı.
Güven, samimiyet ve insan sıcaklığı.
Ramazan ayı içinde belediyenin davetine icabetle sevgili yavrularımıza vardım . ilçede dolaşırken sadece sokakları değil, insanların yüzlerindeki huzuru da gördüm. Bu huzurun ardında ise bir emek ve bir niyet vardı.
İlçenin belediye başkanı Abdülbaki Kara, makam koltuğunda duran biri değil halkın içinde yürüyen, selam veren, sohbet eden, çocuklarla şakalaşan kucaklayan bir başkandı . Ramazan boyunca düzenlenen kültürel buluşmalar, sohbetler ve etkinlikler ilçeye ayrı bir canlılık katmıştı.
Bir öğretmen ve yazar olarak ben de masallarımla ve kitaplarımla bu güzel atmosferin içine karıştım. Çocuklarla aynı hikâyenin içinde yürüdük, öğretmenlerle aynı heyecanı paylaştık, ebeveynlerin içten ilgisine şahit olduk. Kültür ve sanatın bir ilçenin kalbinde bu kadar canlı tutulması gerçekten umut vericiydi.
Beni en çok etkileyen şeylerden biri de çok daha derin bir duyguydu. Güven.
Şiran’da esnaf, dükkânının önündeki malzemeler çalınır korkusu yaşamıyor. Sergilenen ürünler rahatça dışarıda durabiliyor . Kapıların kilitli olmaması ruha bambaşka huzur veriyor. Emin bir yerleşim yeri.
İnsanlar gelip geçiyor, birbirinden endişe duymuyordu. Büyük şehirlerde neredeyse masal gibi anlatılan bir duygu bu. Birbirine güvenebilmek.
Bir dükkânın kapısının kilitlenmemesi sadece bir alışkanlık değildir.
O, bir toplumun birbirine verdiği sessiz bir sözdür.
“Ben sana zarar vermem.”
“Sen bana zarar vermezsin.”
Şiran’da bu sözler gönülden gönüle dolaşıyor gibiydi.
Beni etkileyen bir başka husus ise ilçede hissettiğim ekip ruhu oldu. Belediye başkanıyla birlikte çalışan ekip, ilçeye hizmet etmenin telaşı içinde ama yüzlerinde samimi bir tebessümle koşturuyordu. İnsan bazen bir yerde yapılan işi görür; bazen de o işin arkasındaki gönlü hisseder. Şiran’da ikisini birden görmek mümkündü. Kadın erkek güzel enerjilerini ilçeye katmışlar, güzel işler ortaya çıkarıyorlardı.
Dikkatimi çeken önemli bir başka nokta da şuydu. Kimse yorgunluk duymuyor, güler yüzünü esirgemiyordu. Bir hizmetin kıymetini çoğu zaman yapılan işten önce güler yüz anlatır. Samimiyet, sözden çok bakışta ve tavırda kendini gösterir. Bu anlamda verilen emeğin gönülden geldiği çok belliydi.
Programların sonunda insanlara özel hazırlanmış hediyeler ise ayrı bir incelikti. Çocuklar için pembe ve mavi seccadeler, küçük tesbihler, farklı günlerde hazırlanan farklı sürprizler…
Her program sonunda günün anlamına yönelik sunulan hediyeler… Bütün bunlar sadece birer armağan değil, düşünülmüş olmanın verdiği güzel bir hatıraydı.
En kıymetli duygulardan biri de, ilk defa gittiğim bir yerde insanın kendini misafir gibi değil, sanki evindeymiş gibi hissetmesiydi. Samimi bir karşılamanın ve içten bir misafirperverliğin yerini hiçbir şey tutamazdı elbet. Vardığım andan dönüşe kadar çok kıymetli saatlere şahit oldum.
Bir gün içinde birçok güzelliğe yol aldık. Bazen bir yerin karakterini anlamak için uzun zaman gerekmez, insanın gönlüne değen küçük ayrıntılar yeter.
Ülkemin tanınan nice yazarı şairi orada misafir oluyor. Bu güzel ilçe örnek olmaya devam edecek.
İlçenin kültürel çalışmalarına destek veren Emel Demirezen Hanım’a ve bu güzel yolculukta emek veren tüm ekibe gönülden şükranlarımı sunuyorum.
Başta Belediye Başkanı Abdülbaki Kara olmak üzere ilçeye hizmet eden, gönlünü ortaya koyan herkese selam olsun.
Canım ülkemin her bir köşesinde nice güzel insanlar, nice güzel niyetler var. Anadolu’nun birçok yerinde sessiz sedasız iyilikler büyüyor.
Şiran da o güzel yerlerden biri.
Bu samimiyetle, bu gönül birliğiyle daha da büyüyecek.
Emek verenlere selâm olsun.