İnsan, başına gelen sıkıntıların içinde çoğu zaman yalnızca kendi hikâyesini görür. Çektiği acının eşi benzeri olmadığını, kapandığı kapının bir daha açılmayacağını, yaşadığı gecenin hiç sabah olmayacağını düşünür. Oysa insanlık tarihi bize başka bir hakikati haykırır: İmtihan değişir, fakat Allah’ın sünneti değişmez.
Kur’an’ın bize anlattığı peygamberlerin hayatlarına baktığımızda, bugün “dayanamayacağım” dediğimiz nice sıkıntının aslında Allah’ın kullarını olgunlaştırdığı büyük imtihanların bir parçası olduğunu görürüz.
Musa (aleyhisselâm) önünde deniz, arkasında Firavun ordusu varken insanların gözünde bütün yollar kapanmıştı. Fakat o, “Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” dedi. Kur'an-ı Kerim’in ifadesiyle deniz yarıldı ve imkânsız görünen yol açıldı.
Yunus (aleyhisselâm) ise denizin karanlığında, gecenin karanlığında ve balığın karnının karanlığında kaldı. İnsanların ulaşamayacağı bir yerdeydi. Fakat Allah onu orada da yalnız bırakmadı. O karanlıkların içinden yükselen duası bugün hâlâ müminlerin dilindedir:
“Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.” (Enbiyâ, 21/87)
Yusuf (aleyhisselâm) önce kuyuya, sonra zindana düştü. Fakat kuyu onun sonu olmadı; zindan da kaderinin son sayfası olmadı. Allah onu kuyudan çıkarıp Mısır’ın yönetiminde önemli bir makama yükseltti.
İbrahim (aleyhisselâm) ateşe atıldı. İnsanların hesabına göre ateş yakacak, İbrahim yanacaktı. Fakat Allah’ın emri geldi:
“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol!” (Enbiyâ, 21/69)
Eyyûb (aleyhisselâm) ağır bir imtihanla karşılaştı. Fakat sabrını Rabbine karşı isyana dönüştürmedi. Sonunda Allah onun duasını kabul etti ve sıkıntısını giderdi. Sabır, onun hayatında sadece beklemek değil, Allah’a güvenerek direnmekti.
İşte bütün bu kıssaların ortak bir mesajı vardır:
İnsanların “son” dediği yerde Allah yeni bir başlangıç yaratabilir.
Bugün senin de önünde aşılmaz bir duvar olabilir. Arkanda kaçamayacağını düşündüğün bir geçmiş, içinde taşıdığın bir yara, çözülmeyecek sandığın bir problem olabilir. Belki ekonomik bir sıkıntı, ailevi bir mesele, yalnızlık, haksızlık veya uzun süren bir bekleyiş seni yormuş olabilir.
Fakat unutma: Sen sadece içinde bulunduğun ana bakıyorsun; Allah ise bütün yolu biliyor.
Kur’an şöyle buyurur:
“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/5-6)
Dikkat edin: Allah “güçlükten sonra” değil, “güçlükle beraber” kolaylığın bulunduğunu bildiriyor. Demek ki insan bazen karanlığın içinde bile fark edemediği bir çıkış yolunu taşımaktadır.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de mümine şu büyük hakikati öğretmiştir:
“Bil ki zafer sabırla, kurtuluş sıkıntıyla, kolaylık da zorlukla beraberdir.” (Tirmizî)
Öyleyse bugün yaşadığın sıkıntıyı kaderinin tamamı sanma.
Bir kapının kapanması bütün kapıların kapandığı anlamına gelmez.
Bir insanın seni terk etmesi Allah’ın seni terk ettiği anlamına gelmez.
Bir işin yolunda gitmemesi hayatının bittiği anlamına gelmez.
Bir gecenin uzun sürmesi güneşin doğmayacağı anlamına gelmez.
Çünkü Allah’ın sünnetinde nice gecelerin ardından sabah vardır.
Bazen insanın en büyük imtihanı, başına gelen sıkıntı değil; sıkıntının Allah’tan olduğunu unutmasıdır. Şeytan insana önce “Bundan kurtulamazsın.” der, sonra “Artık hiçbir şey değişmeyecek.” diye fısıldar. Oysa mümin bilir ki Allah’ın rahmeti, insanın hesabından büyüktür.
Kur’an’ın şu çağrısı hiçbir zaman eskimez:
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer, 39/53)
Öyleyse düşmüşsen kalk. Yorulmuşsan biraz dinlen ama yolunu terk etme. Ağlıyorsan Rabbine ağla. Kapılar yüzüne kapanıyorsa gökyüzüne bak ve unutma: Yeryüzündeki hiçbir kapı Allah’ın kudretini sınırlayamaz.
Belki bugün kuyudasın. Belki zindandasın. Belki hayatının en sıcak ateşinin içindesin. Belki üç kat karanlığın içinde Yunus (aleyhisselâm) gibi çıkış yolu arıyorsun.
Fakat bütün mesele şudur:
Karanlığı son zannetme.
Çünkü Allah, karanlığın içinde bile yol açmaya kadirdir.
Ve unutma; gecenin en karanlık anı, sabahın gelmeyeceğinin değil, sabahın yaklaşmakta olduğunun habercisidir.
Sabret.
Dua et.
Rabbine güven.
Çünkü imtihanın süresi senin elinde olmayabilir; fakat imtihan karşısındaki duruşun senin elindedir.
Karanlık ne kadar uzun sürerse sürsün, Allah’ın izniyle aydınlık mutlaka gelecektir.