Gerekçelerini biliyorsunuz, “İran sivil nükleer programından vazgeçmeli, yani uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmalıdır. İran füze programını en aza indirmelidir.
İran, Hizbullah, Yemen'deki Ensarullah ve Irak milisleri gibi "vekâlet güçlerine" verdiği desteği kesmelidir.”
Sonra da protestocuları bahane etti. Kurt, kuzuyu yemeye karar vermiş bir kere!
İran'a doğru devasa bir donanma yolda haberleri düşünce de içimizde ne kadar Amerikalı varsa hepsi bir ağızdan “ Amerika, İran’ı vurmalı” diyerek algı üretmeye başladı.
Öyle ki İran düşerse bize bir şey olmaz, Amerika, İran’ı yok etsin de ne olursa olsun demeye başladılar.
Trump, Davos’ta Venezuela’nın tankerlerini bir korsan gibi çöktüğünü gururla söylerken kimse ağzını açıp da tek kelime etmedi. Bir korsan gibi hareket eden bu devlete nasıl bu denli bağlılar akıl alır gibi değil.
Bu bağlılık kadar aşağılık, haysiyetsiz, ezik ve korkak bir ruh hali var mıdır?
Bu öylesine bir uşaklık hali ki “İran'ın huzur ve refahı hem bizim hem bölgemiz için büyük önem taşımaktadır” diyen Hakan Fidan’ı bile İran ajanı ilan edebilirler.
İsrail-İran savaşında İran’ın attığı her füzenin isabet etmesi bile onların yüreklerini ağızlarına getirmişti. Atılan füzeler İsrail'in enerji ve altyapı sistemlerini çökertirken onlar “danışıklı dövüş” diyerek İran aleyhinde algı üretmeye devam ettiler.
Bugün de aynısını yapıyorlar. Ne zaman Amerika ve İsrail, İran’a yönelik harekât başlatacağını söylese İran’ı kötülemeye başlıyorlar.
Bakınız, bugün Amerika ile müttefik olabilirsiniz ve iyi ilişkiler kurabilirsiniz, politikalarınız da örtüşebilir ancak gün gelir Amerika gibi bir devlet sizi de gözden çıkarır.
Ve unutmayalım, ne yaparsak yapalım ülkemiz eninde sonunda bu haydut devletin tehdidi altında olacaktır.
O gün geldiğinde yanımızda hangi ülke yer alacak? Bugün Rusya’ya, Çin’e, İran’a ve bölgede Amerika karşıtı tüm ülkelere düşman olan bir zihniyete soruyorum bunu.
İran’ın hedef alınması gerçekte Amerika’nın Çin’i tasfiye ederek Pasifikte kuracağı yeni bir imparatorluk için olduğunu hepimiz biliyoruz.
Amerika’nın bölgede kuracağı imparatorluk Türk milletinin menfaatine mi olacaktır? İsrail'in güvenliği için 22 İslam ülkesinin sınırlarının değiştirilmesi gerçekten bizim lehimize mi olacaktır?
Ancak şu da bir gerçek ki Venezuela'nın aksine, İran’ın ciddi bir askeri ve silah gücü var. İran, ağırlıklı olarak İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun, Hava Kuvvetleri tarafından işletilen kara tabanlı sistemlere dayanan, Orta Doğu'nun en büyük ve en çeşitli füze cephaneliklerinden birine sahip.
2026 yılının başlarında İran'ın 3.000-4.500'den fazla balistik füze ve yaklaşık 1000 seyir füzesine sahip olduğunu ve Haziran 2025'teki İran tesislerine yapılan saldırıların ardından üretim ve modernizasyonun devam ettiği biliniyor.
İran, tüm ateş gücünü "birinci çatışma hattı" olarak adlandırdığı Basra Körfezi'ne yoğunlaştırıyor. İsrail savaşından farklı olarak, bu sefer her şeyi kullanacak.
İçimizdeki şuursuz, entelektüel melekeleri dumura uğramış sözüm ona aydın ve siyasetçiler, tatlı su İslamcıları, gevşek, lüpçü muhafazakârlar henüz meselenin ciddiyetini kavrayamadılar.
Elli yıldır ‘kahrolsun İsrail’ sloganı atmaktan öte bir şey yapamayan, coca cola boykotunu büyük mücadele kapsamına alan bu tipler mezhepçi takıntıları yüzünden birliktelik ruhundan da uzak görünüyor.
Oysa böylesi zamanlarda mezhep takıntılarını bir kenara atıp, bölgemizin ve ülkemizin güvenliği için birlik söylemlerini arttırmamız gerekiyor.