Sanat ve dogmatizm, insan özgürlüğü ile zihinsel kapanma arasındaki gerilimin en berrak göründüğü alanlardan biridir.Doğmatizmin en temel özellikleri katılık, kapanma ve karartmadır. Sanat, esneklik, açıklık ve aydınlanmadır.
Dogmatizm, hakikatin önceden verilmiş, değişmez ve sorgulanamaz olduğunu varsayar. Doğmatizm, hakikat üzeinde sahiplik iddiasında bulunur. Bu nedenle doğmatizm, yorumdan, çoğulluktan ve belirsizlikten korkar. Doğmatizm, aslında insanın sonudur. Sanat ise tam tersine; yoruma, çok anlamlılığa, kırılmaya ve risk almaya dayanır. Sanatın ontolojisi soruyla ve arayışla, dogmatizmin ontolojisi cevapla ve kesin inançlılıkla başlar. Doğmatizm, aslında varoluşu, bilgiyi ve değeri inkar eder. Varoluş, sanatla mümkündür.Sanat, insanın varoluşunun başlangıcıdır ve imkanıdır.
Dogmatik zihniyet için sanat ya tehlikelidir ya da araçtır. Tehlikelidir; çünkü bireyin iç dünyasını uyandırır, itaat yerine hayal gücünü, tekrar yerine özgünlüğü koyar. Araçtır; çünkü propaganda, kutsama ve meşrulaştırma işlevi gördüğünde tolere edilir. Bu noktada sanat, sanat olmaktan çıkar; estetik değil ideolojik bir nesneye dönüşür.
Sanatın dogmatizmle temel çatışması üç düzeyde ortaya çıkar. Birinci düzey, hakikat anlayışı bağlamındadır. Dogmatizm tekil ve kapalı bir hakikat yanılsamasını savunur. Doğmatizmin hakikat olarak kurguladığı şey, aslında yanılgıdır, yanılsanadır ve yalandır. Sanat ise hakikatin çoğul, kırılgan ve bağlama bağlı olduğunu ima eder. Bir şiir, bir resim ya da bir roman, “doğruyu” dikte etmez; düşünmeye ve hissetmeye zorlar.
İkincİ düzey, özne anlayışı konusundadır. Dogmatik yapı, itaat eden nesne ister.Doğmatizmde özne ve birey yoktur. Doğmatizm, insanı nesneleştirir, akılsız olarak hareket eden bir robota dönüştürür. Sanat ise özgür, sorgulayan ve çelişkiyle yaşayabilen bir özne inşa eder. Bu yüzden totaliter ve teokratik rejimler önce sanatçılardan rahatsız olur. Sanat özgür ve öznel bireyin faaliyeti olduğundan doğmatizmin bütün çeşitleri, sanattan rahatsız olurlar. Otoriter, totaliter ve bedevi doğmatizm geleneklerinde, tiyatro, dans, müzik, resim, keykel, mimari gibi sanat faaliyetleri yoktur. Doğmatizm, sanatı siler, silikleştirir ve sindirir. Doğmatizm,bireyi özne olmaktan çıkarmak için sanatı susturur, kontrol eder ve güdükleştirir.
Üçüncü gerilim ve çatışma düzeyi, zaman anlayışı konusundadır.Dogmatizm, geçmişi kutsallaştırır. Doğmatizm, söylediği ve buyurduğu her şeyin, tarih ve zaman dışı olduğunu iddia eder. Doğmatizmin, zaman ve mekan üstü olma iddiasının hiçbir gerçekliği yoktur.Doğmatizmin gücü, yanılsamadan başka bir şey olmayan kurgularını çok erken yaşlardan itibaren insana dikte etmesinden almaktadır. Zamandan ve mekandan kopuk olan doğmatizm, aslında illüzyondan öte bir şey değildir. Sanat şimdiyle ve mümkün olanla ilgilenir.Sanat, insanın bütün bilişsel, duygusal ve duyusal kapılarını geleceğe açar. Bu nedenle sanat ilerleyicidir; dogmatizm tekrarcı ve geriye dönüktür.
Korku, korkutma ve kontrol üzerine kurulu olan din, hayal gücünü, tutkuyu, aşkı ve aklı zincire vurur. Sanat ise korkuyu dağıtır; insanın kendi aklını ve duygusunu kullanma cesaretini artırır. Bu açıdan sanat, dogmatizme karşı estetik bir direniş değil, varoluşsal bir itirazdır.Doğmatizm, insanı yok eder ve tüketir. Sanat, insanı var eder ve üretir.Sanat, insanı kudretli bir özne haline getirir. Doğmatizm, insanı, zayıf, sefil ve aciz bir nesneye dönüştürür.
Dogmatizm sanatı denetlemek ister; çünkü özgürlük bulaşıcıdır.Sanat dogmatizmi aşındırır, zayıflatır ve anlamsızlaştırır; çünkü düşünme, duygulanma ve duyma durdurulamaz.Bu yüzden sanat, sadece estetik bir faaliyet değil, özgür insanın sessiz ama en etkili tecrübesidir.