İstanbul Yenikapı'daki 37 batık gemi ve 45 bin eser, dünyanın en büyük Orta Çağ gemi koleksiyonunu oluşturuyor ancak hala bir müzede sergilenemiyor.
Her gün Yenikapı'dan geçen on binlerce İstanbullu, ayaklarının altında dünyanın en büyük sırlarından birinin saklandığını bilmiyor. 2004 yılında Marmaray kazıları sırasında keşfedilen Theodosius Limanı, İstanbul'un tarihini 8 bin yıl öncesine taşıdı. 37 batık gemi, 45 bin parça eser, 60 bin hayvan kemiği ve 8500 yıllık ayak izleri... Peki bu devasa hazine neden hala bir müzede değil?

DÜNYANIN EN BÜYÜK ORTA ÇAĞ GEMİ KOLEKSİYONU
Theodosius Limanı kazılarında, Milattan önce 5. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimine ait 37 batık gemi gün yüzüne çıkarıldı. Bu, dünyanın en büyük Orta Çağ gemi repertuvarı olarak kabul ediliyor. Kazılarda ayrıca 45 bin parça tarihi eser, 57 farklı türe ait 60 bin hayvan kemiği ve 8 bin 500 yıllık ayak izleri bulundu. Buluntular Neolitik, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait izler taşıyor. İstanbul Üniversitesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, bu koleksiyonun önemini şöyle vurguladı: "İstanbul, dünyanın en büyük Orta Çağ batık gemi repertuvarına sahip. Bu koleksiyon henüz bir müzede sergilenmiyor. Ancak artık bunun vakti geldi."
MİLYONLARCA TURİSTİ ÇEKECEK
Kazılarda çıkarılan batık gemilerden dördünün konservasyonu tamamlandı ve sergilenmeye hazır hale getirildi. Ancak bu eşsiz eserler hala bir çatı altında toplanabilmiş değil. Prof. Dr. Kocabaş, müze sürecindeki tıkanıklığı şöyle anlattı: "2010 yılında Yenikapı'da müze kurulmasına yönelik uluslararası bir yarışma düzenlendi ve bir proje seçildi. 2015'te bunun hayata geçirilmesine yönelik ihaleler yapılacaktı. Ama o günden bugüne maalesef bir müze kurulamadı. Şu anda da böyle bir hazırlık olduğuna şahit değilim."
Dönemin hedefi, Paris'teki Louvre Müzesi gibi bir müzenin İstanbul'a kazandırılmasıydı. Bu müze, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip.

10 YILLIK KONSERVASYON SÜRECİ VE "KIRILMA" ENDİŞESİ
Batık gemilerin sergilenebilir hale gelmesi, oldukça uzun ve hassas bir süreç gerektiriyor. Prof. Dr. Kocabaş, bu zorlu prosedürü şöyle açıkladı: "Batıklarda çok sayıda suya doymuş ahşap bulunuyor. Bunlar suyu dokularına çekmiş ve bozulmuş durumdalar. Bu süreçte kimyasal maddelerin bu eserler içine yavaş yavaş emdirilmesi gerekiyor. Eserleri kurutabilmek için ileri teknolojik cihazlar kullanıyoruz."
2013 yılında tamamlanan kazıların ardından 10 yıldır devam eden konservasyon süreci, müze olmadığı için yeni batıklara geçilememesine neden oluyor. Prof. Dr. Kocabaş, bu durumu "iş akışımızda bir kırılma" olarak tanımladı.
İSTANBUL'UN TARİHİNİ DEĞİŞTİREN BULGULAR
Theodosius Limanı kazıları, İstanbul'un bilinen tarihini değiştiren bulgular ortaya çıkardı: 8 bin 500 yıllık ayak izleri: İstanbul'daki ilk yerleşim izleri. Neolitik dönem yerleşimi: Köy yerleşimi kalıntıları. 1300 yıllık Arapça metin: Bir hayvanın kürek kemiği üzerine yazılmış 13 satırlık metin. At kemiği koleksiyonu: Bizans İmparatorluğu'na ait en büyük at kemiği koleksiyonu. "On binlerce İstanbullu aslında tarihi bir dokunun içinde her gün yolculuk yapıyor" diyen Prof. Dr. Kocabaş, bu mirasın bir an önce sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
UZMANLARDAN ÇAĞRI: "BU MİRAS GÖZLER ÖNÜNE SERİLMELİ"
Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, Yenikapı batıklarındaki eserlerin sergileneceği bir müzenin milyonlarca turisti İstanbul'a çekeceğini belirterek şu çözüm önerilerini sıraladı: Yenikapı Müzesi'nin Açılması: 2015'te planlanan müze projesi hayata geçirilmeli. Mevcut Eserlerin Sergilenmesi: Konservasyonu tamamlanan 4 batık bir an önce sergilenmeli. Tanıtım Kampanyası: Bu eşsiz miras, ulusal ve uluslararası medyada tanıtılmalı. Eğitim ve Farkındalık: Okullarda ve dalış merkezlerinde kültür mirası bilinci oluşturulmalı.
SU ALTI ARKEOLOJİSİNE ÇAĞRI: "SADECE YASAK YETMEZ"
Prof. Dr. Kocabaş, su altı kültür mirasının korunması konusunda da önemli uyarılarda bulundu: "Karadaki define avcılığının devamı su altında da devam ediyor. Özellikle Akdeniz gibi sığ derinliklerde ellenmemiş, soyulmamış, üzerinden amforaları alınmamış batık bulmak neredeyse imkânsız." Çözüm olarak eğitim kampanyalarını öneren Kocabaş, "Sadece yasaklamak yetmiyor. Bir eğitim kampanyası başlatmak gerekli. Dalış merkezlerine çeşitli sorumluluklar vererek insanları uzak tutmak yerine bilfiil bu işin içinde yer alarak katılımlarını sağlamak gerekiyor" dedi.
İSTANBUL'UN KAYIP HAZİNESİ
Yenikapı batıkları, sadece İstanbul'un değil, dünyanın en önemli arkeolojik keşiflerinden biri. 37 batık gemi, 45 bin eser, 60 bin hayvan kemiği ve 8 bin 500 yıllık ayak izleri... Bu eşsiz koleksiyon, doğru sergilendiğinde İstanbul'u dünyanın en önemli kültür merkezlerinden biri haline getirebilir." İstanbul, dünyanın en büyük Orta Çağ batık gemi repertuvarına sahip. Ancak bu koleksiyon henüz bir müzede sergilenmiyor. Artık bunun vakti geldi." Tarih, ancak anlatıldığı ve sergilendiği kadar yaşar. İstanbul'un altındaki bu gizli dünya, artık gün yüzüne çıkmayı hak ediyor.