1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme, ağır hasarlı ve tam hasarlı araçlarla ilgili önemli bir adım attı. Artık sigorta şirketleri, tam hasar tazminatını ödemeden önce aracın "Trafikten Çekilmiştir" kaydını görmek zorunda. Amaç; hasar süreçlerini daha şeffaf hale getirmek ve sigorta suistimallerini azaltmak.
Doğru bir adım.
Ancak bana göre asıl tartışılması gereken konu bu değil.
Asıl soru şu: Sigorta şirketinden pert bedelini alan bir aracın yeniden tamir edilip trafiğe dönmesine neden hâlâ izin veriyoruz?
Bugün ikinci el piyasasında "ağır hasar kayıtlı", "pert kayıtlı ama kusursuz yapıldı", "masrafsız", "orijinal gibi" ifadeleriyle satılan binlerce otomobil bulunuyor. İlanlara baktığınızda neredeyse her gün onlarcasına rastlamak mümkün.
Peki gerçekten güvenli olduklarından emin miyiz?
Ben değilim.
Çünkü bu araçların önemli bir bölümü, maliyet hesabıyla onarılıyor. Kullanılan parçanın orijinal mi, eşdeğer mi yoksa çıkma mı olduğu çoğu zaman sıradan tüketicinin anlayabileceği bir konu değil.
Şasi düzeltmesi hangi standartta yapıldı?
Hava yastıkları gerçekten yenisiyle mi değiştirildi, yoksa elektronik olarak kandırıldı mı?
Emniyet kemeri gergileri değiştirildi mi?
Kaynak yapılan taşıyıcı parçalar eski dayanımını koruyor mu?
Bu soruların tamamına gönül rahatlığıyla "evet" diyebiliyorsak sorun yok.
Ama diyemiyoruz.
İşte tam da bu yüzden, mesele sadece ekonomik değil; doğrudan can güvenliği meselesidir.
Üstelik işin vicdani tarafı da var.
Bir araç sahibi kaza yapıyor. Sigorta eksperi aracı tam hasarlı ya da pert olarak değerlendiriyor. Sigorta şirketi de poliçe kapsamında aracın bedelini ödüyor. Yani araç sahibinin ekonomik kaybı büyük ölçüde telafi edilmiş oluyor.
Bundan sonra aynı aracın ihale yoluyla satılması, tamir edilmesi ve yeniden piyasaya kazandırılması yeni bir ticaret alanı oluşturuyor.
Elbette burada bu işi yapan herkesin kötü niyetli olduğunu söylemek doğru olmaz. Çok kaliteli onarım yapan işletmeler de var. Ancak tüketici açısından bakıldığında temel sorun değişmiyor: Satın aldığı aracın gerçekten güvenli olup olmadığını çoğu zaman ispatlayamıyor.
O halde şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
"Trafikten Çekilmiştir" kaydı alan ve sigorta tarafından tam hasar bedeli ödenen araçlar neden tekrar trafiğe çıkabiliyor?
Bu noktada görev yalnızca sigorta sektörüne düşmüyor. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile ikinci el araç ticaretinden sorumlu Ticaret Bakanlığı, vatandaşın can güvenliğini önceleyen yeni bir düzenlemeyi birlikte değerlendirmeli. "Trafikten Çekilmiştir" kaydı verilen ve sigorta tarafından tam hasarlı kabul edilerek bedeli ödenen araçların yeniden trafiğe dönüp dönemeyeceği konusu, artık sadece sigortacılık değil, doğrudan kamu güvenliği meselesidir.
Bana göre bu araçların yeniden satışına ve yeniden trafiğe dönüşüne izin verilmemeli.
Evet, bu öneri ilk bakışta ekonomik kayıp gibi görülebilir. Ancak insan hayatıyla kıyaslandığında bunun bir maliyet hesabı yapılmamalı. Bir aracın piyasa değeri yeniden kazanılabilir; fakat kaybedilen bir can geri getirilemez.
Bugün gelişmiş otomobillerde çarpışma güvenliği, milimetrelerle hesaplanan deformasyon bölgeleri, yüksek dayanımlı çelikler ve karmaşık gövde yapıları üzerine kuruluyor. Fabrikada binlerce mühendis tarafından tasarlanan bu yapının, ağır bir kazadan sonra ilk günkü güvenlik seviyesine eksiksiz döndürülüp döndürülemediği konusunda kamuoyunun haklı soru işaretleri var.
Tam da bu nedenle, "pert" kavramına yalnızca ekonomik açıdan değil, güvenlik açısından da bakmak gerekiyor.
Belki de artık yeni bir dönem başlamalı.
Sigortadan tam hasar bedelini alan araç, tekrar trafiğe dönmemeli. Parçaları, güvenli şekilde geri dönüşüm sistemine kazandırılabilir; kullanılabilir parçaları denetimli biçimde değerlendirilebilir. Ancak aracın kendisi yeniden bir ailenin altına girecek şekilde yollara çıkmamalı.
Çünkü otomobil sadece sacdan ve plastikten ibaret değildir.
İçinde insanlar vardır.
Ve trafik güvenliğinde en pahalı hata, telafisi olmayan hatadır.