Merhamet, insanın dünya ve hayatla kurduğu en derin ve sağlam bir bağdır. Kadınlar, hayat içinde bu bağı emekleriyle kurar ve korurlar. Merhamet, kadının kalbidir.

İnsanlık tarihi boyunca kadınlar hem evde hem de hayatın her alanında üretmiş, mücadele etmiş, değerleri korumuş ve yaşatmıştır. Dünya yaşanabilir ise kadınların merhamet ve emeği iledir.

Bir toplumda kadınların merhameti ve emeği olmasa orada hayat nasıl olurdu? Muhakkak yaşanılması mümkün olmazdı. Çünkü kadının olmadığı yerde hayat olmaz.

Kadın, her düşünce ve inançta değerli görülmüştür. İslam düşüncesinde de kadının değeri açık biçimde vurgulanmıştır. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in: “Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananınızdır.” sözleri tüm insanlara söylenen en muhteşem öğüttür. Kur’an’da da şöyle denilmektedir: “Erkek olsun kadın olsun, kim mümin olarak iyi bir iş yaparsa ona mutlaka güzel bir hayat yaşatırız.” (Nahl, 97). Kadın veya erkek farkı olmadan güzel ve hayırlı işler yapanlara müjde verilmiştir. Başka bir ayette de kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan varlıklar olduğu şu ifadeyle anlatılır: “Onlar sizin için bir elbisedir, siz de onlar için bir elbisesiniz.” (Bakara, 187).

Kadınlar, hayatın her alanında bulundukları yerleri toprağı işler gibi işlemişler, güzelleştirmişlerdir. Bu noktada Türk edebiyatında da kadınlarımız iz bırakmıştır. Birçok kadın şair ve yazar vardır. Mesela Halide Edib Adıvar hem eserleri hem de toplumsal sorumluluk şuuruyla İstiklal Savaşı’nda tesirli konuşmaları ve gayretiyle takdir görmüştür.

Kadınların merhameti toprağa düşen tohum misali çocukların kalbine düşer. Orada sevgi olur, büyür ve hayatı var eder. Merhametle büyür her çocuk. Merhamet, Yüce Allah’ın tüm varlığı kapladığı ve koruduğu sonsuz ve sınırsız gücüdür. Bu gücü de en iyi temsil eden varlık şüphesiz kadınlardır. Kadınlardaki merhamet, şefkat ve acıma duygusu aileyi, toplumu, milleti ayakta tutan en güçlü ve zorunlu bir unsurdur. Bir binayı ayakta tutan taşıyıcı unsurlar ne ise kadınların da merhameti odur.

Bir neslin devamı, bir çocuğun yetişmesi, bir ailenin ayakta kalması hepsi kadının fedakârlığı ve iyiliği ile mümkündür. Yuvayı dişi kuş yapar, demiş atalarımız. Yuvayı yapmak, yaşatmak, düzene koymak, yaşanılır hâle sokmak yine kadınla olabilir. Çünkü kadın elinin değdiği yerde intizam, güzellik ve huzur vardır. Bütün bunlar kadınların sabrı, emeği ve merhametiyle sağlanır. Kadının bu fedakârlığı büyük bir değeri inşa eder. Toplumu da güçlü kılan bu değerdir.

İslam’da da kadın ve annelik özel bir değerle anılmıştır. Bu yüzden “Cennet annelerin ayakları altındadır.” sözü bu değeri en güzel şekilde vurgular. Annelik ve merhamet iki dünyayı da inşa eder.

Türk toplumunda kadınlar her alanda varlığını göstermiştir. Savaşta, zor günde, kıtlıkta hep öncü ve güçlü olan kadınlarımızla başarıya ulaştık. Kadınlarımız, hayatın yükünü çekinmeden paylaşmışlardır. Kadın kahramanlarımızdan Kara Fatma, Şerife Bacı gibi tarihte yerlerini almışlardır.

Kadının merhameti aynı zamanda adalet demektir. Çünkü merhamet olmadan adalet olmaz. Merhamet duygusu da en fazla kadınlarda vardır.

“Bir kadını ortadan ikiye böl/Yarısı annedir, yarısı çocuk/Yarısı sevgili, yarısı aşk” diyen şair ne güzel söylemiştir. Erkek yarımdı, kadınla bütünlendi de diyebiliriz. “Seni düşündükçe/ Gül dikiyorum elimin yere” diyen İlhan Berk gibi düşünmeli. Düşündükçe sevilen bir kadını dünya gülistan olmaz mı? Kadının elinin değdiği yer yuva olur, sofrada tat olur, mutluluk olur.

Kadınların merhameti ve emeğiyle insanlık devam edebilir. Çünkü kadın sadece çocuk doğurmaz, onun rahminde bir toplumu ayakta tutan merhamet, adalet ve sevgi vardır. Bunlar olmadan da hayat olmaz.