Değerli okurlarım merhum şehid Muhsin Yazıcıoğlu’nun cinayet dosyası yeniden açıldı.

Sayıları hayli kabarık olan faili meçhul dosyalar adalet bakanımızın direktifleri ile bir bir açıldıkça öne çıkan faillerin fetö artıklarından olması tesadüf olamaz.

Sosyal medyada arzı endam eden muhalif kalemlerin içerisinde azımsanamayacak kadar hesabın da feto artıkları olmasını da hesaba katarsak fetö ile mücadelede zerre kadar taviz olmaz diyen cumhurbaşkanımız yerden göğe haklı çıkıyor.

253 şehid vatan evladı ve binlerce gazimizin olduğunu aklıselim ile düşünelim, kör ve nankörler olup iç ve dış düşmanları daha fazla sevindirmeyelim.

Ülkemiz son çeyrek yüzyılda bölgesinde sürekli güçlenerek İsrail, ABD ve batılı devletlerin sultasından kurulmaya başlaması ile düğmeye basıldığını düşünüyorum.

Bu örgüt diğerlerinden çok farklı özelliklere sahip. Adeta askeri vesayetin etkisizleştirildiği bir dönemde ülkemizi bölüp parçalamak için hazırlanmış.

Tek partili diktatörlükten çok partili demokrasiye geçiş sürecinde, Amerika’nın çocukları her 10 senede bir darbe yaparak, lâik cumhuriyeti koruma bahanesiyle devlet millet kaynaşmasının köküne kibrit suyu dökerdi.

Dünya jandarması, son çeyrek asırda Erdoğan dönemi ile ülkemizde oluşan istikrar ve vesayetin gücünün zayıfladığını gördü ve şeytanın bile aklına gelmeyecek formüller geliştirdi.

FETÖ mensuplarının, MOSSAD ve CIA marifeti(!) ile gerçekleştirdiği 15 Temmuz 2016 gecesi darbe girişimi; vatansever yurttaşlarımızın, demokrasiye ve milli iradeye olan bağlılığını ortaya koyan önemli bir dönüm noktası olarak tarihe ge

Darbe girişimi sırasında, insan denen eşrefin esfelleştiğinde yapabileceği alçaklığın tescili olarak alçak FETÖ itleri, milleti temsil eden TBBM bombalamış, sivil halk üzerine tanklar sürülmüş ve masum insanlar katledilmiştir.

Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasında en büyük rol, milletimizin sergilediği onurlu direniştir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla şehir meydanlarına inen halk; tankların, silahların ve bombaların karşısında korkusuzca durup göğsünü siper, bedenini tanklara takoz ederek demokrasiyi ve halk iradesini savunmuştur.

Bu direniş, sadece bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve özgürlük konusundaki kararlılığının sembolü haline gelmiştir.

Direnişin başkahramanı, her şeyi göze alarak gecenin ilerleyen saatlerinde, uçağını Yeşilköy’e indirip halkı cesaretlendiren ve halkın arasına karışan Erdoğan’dır.

Darbe girişimi, sadece askeri bir hareket değil, aynı zamanda FETÖ’nün kökü dışarda ideolojik ve dini sapkınlıklarının bir tezahürü olarak da değerlendirilmelidir.

Vatan haini Gülen’in dini kisve altında topladığı insanlar, İslam’ın temel değerlerinden sapmış, dinin araçsallaştırıldığı bir yapının esiri olmuşlardır. Bu noktada, dini ve ahlaki değerlere sahip çıkan gerçek Müslümanların, bu tür sapkınlıklara karşı duruşlarının ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.

15 Temmuz gecesi yaşananlar, sadece Türkiye için değil, dünya için de önemli dersler barındırmaktadır.

Devletlerin, kendi içlerinde barındırdıkları ihanet potansiyeline karşı uyanık olmaları ve halkların iradesini her daim koruyacak mekanizmaları güçlendirmeleri gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.

Aynı zamanda, halkın iradesinin ve demokrasinin ne denli önemli olduğu, bu iradenin gerektiğinde nasıl bir güç olarak ortaya çıkabileceği gözler önüne serilmiştir.

Bugün daha iyi anlıyoruz ki, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, ihanetin ve halk direnişinin iç içe geçtiği bir gecenin hikâyesidir. Bu hikâye, milletimizin milli birlik ve beraberliğin önemini ve dini değerlerin istismar edilmesine karşı uyanık olmanın gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Devletimiz, bu hain girişimden daha da güçlenerek çıkmıştır.

Sırada ahbap çavuşlar ve devletin sillesini hak eden hadsizler var.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.