Ezgiye uygun ses, tene uygun renk, sahneye uygun dekor, mekâna uygun eşya, sofraya uygun sunum, sokağa uygun mimari… Hemen hepsinde mütenâsip bir hâl vardır, plan vardır, sevimlilik vardır. Bir de ruha uygun bir sûret ve bir ruh vardır. O sûretin ve ruhun bulunduğu yere uygunluğu, o yeri güzelleştiren hâli vardır.

Her ses koroya uymaz, her desen tabloyu güzelleştirmez. Güzelleştiren ne eksik ne fazladır. Tam yerindedir. Yerinde olmak, yerini bulmak, yerine yakışmak da büyük bir inceliktir. İnceliğe sahip olan güzelleştirir. Bir sanat ehlidir.

Kalbin güzelliği yüze yansır, denir. Bu söz kalıplaşmıştır, bilinir, çokça söylenir. Hem kalbi hem yüzü güzel olanın yansıttığı nedir? Orada sevgi hâleleri yayılır. Huzur bulunur. Huzur olan yer güzelleşmiştir.

Annenin merhametle sarıp sarmalaması çocuğu güzelleştirir. Ona güven verir. Annenin olduğu yerde sakinlik, emniyet ve huzur vardır. Biz oraya yuva deriz. Sanatla örülmüştür o yuvanın her karesi. Anne, en güzel ustadır; onun baktığı, dokunduğu her yer güzelleşir.

Sevgi, gönül toprağını suladıkça orası cennetten bir yere dönüşür. Samimi sevgiyle bir araya gelen gönüllerde binbir çiçek açar. Rayihası yeri göğü sarar. İç de dış da güzelleşir.

Güzellik, hakikatin perdesiz hâlidir. Arada bir engel yoktur. Zira güzeli görmek, ona kavuşmak, onunla hemhâl olmak lütûftur. Güzelleştirenin fiili, hakikatin kaynağından doğar. Onun eli, gözü, yüzü, sesi, varlığı sonsuz kudret sahibinin bir cüzündendir. Öyle bakıldıkça, öyle inanıldıkça gözler başka bir ışıkla görecek, gönül açılacak, kalp diyarına cemâl düşecek. İşte o zaman orası güzelleşecek.

“Kaçma sûz-ı aşk ile yanmaktan ey kalb-i zelîl/Kim cemâlullahı ol âteşte seyr etti” diyordu Bağdatlı Rûhî. Elbette güzelliği görmenin bir bedeli vardır. Yanmak gerek. Sabır gerek. Pişmek, olgunlaşmak gerek. Güzelliği var edeni bilmeden, güzelliğe ulaşmak ne mümkündür? O yolda olmak, o yolun her zorluğuna katlanmak gerek. Öyledir de.

Güzellik, hakikatin perdesiz hâli ise ona vasıl olmak için tüm yüklerden ve kirlerden arınmak gerek. O zaman her söz, her yüz güzelleşir. Güzeli gören zahirde gözdür. Ancak hakikatte özdür. Öz; cevher, töz, asıl, saf olandır. İnsanın da özü ruhudur. Güzele en yakın da ruhtur. O sebeple ruh ikizleri iyi anlaşır. Çünkü en saf haliyle ruhların buluşmasından güzellik doğar. Ve orası güzelleşir.

Çirkinlik, hakikate en uzaklıktadır. Arada perdeler vardır. Ruh, mutlak güzelden parçalar taşıdığı için güzeldir. Onu çirkinleşmekten koruyan da güzelleştirenin eylemidir.

Güzelin, ruhu da güzeldir, onun ruhu en güzelin yansımasıdır. Bulunduğu yeri güzelleştirenin açtığı pencereden süzülen ışıkla orası aydınlanır. O pencere, güzelin gözüdür. Derin mi derin, durgun mu durgun, sonsuz mu sonsuz… Siyah bir deniz… Ama hakikatin penceresi. Kimine göre hakikatin pençesi. Düşüldü mü ağına, çırpına çırpına can sunulan sunak yeri. İşte güzelin imtihanı budur.

Güneş misali meclise doğar güzel. Orayı değiştirir, neşeli kılar. Güzel; yüzüyle ısıtır, gözüyle ışıtır, sesiyle yumuşatır. Hasta gönüller şifa bulur. Parmaklarından sevgi akar. Orası hemen güzelleşir.

Güzelin yokluğunda ise karamsarlık olur. Karabulutlar gelip durur. Tedirginlik ve huzursuzluk vardır. Yaprak kımıldamaz. Neşe gider. Karanlık çöker. Orası güzelleşemez. Kalp sıkışır, iç daralır, nefes nefese kalınır. Boğaza düğümlenir her şey. Eksiktir güzel. Orası güzelleşemez.

Bazen baharlar geç gelir. Çiçekler açmaz. Laleler kurur. Umutlu bekleyiş hüsran olur. Güneş saklanır. Üşür toprak. Gönülde bir sızı büyür. Bir bakış merhem olur ancak esirgenir. Dil susar. Diyar diyar uzaklaşır kuşlar, kanatlarında ateş taşırlar. Gökler siyaha boyanır. Yasak meyvedir sevmek sözcüğü. Susmak, ışıksız kalmaktır. Geç kalınan duraklara çarpar kalp. Kalkmıştır kervan. Güzelliğin gölgesi bile kalmamıştır. Çöker yer, orası mezar olur.

Sonra bir güzel geç de olsa çıkagelir. Bir kalbin hizasından söylenen sözlerle çiçekler büyür. Bahar gelmişçesine…Dile sarılır hem hüzün hem huzur. Dilde saklanır müjde, bunu kalp bilir ancak dil çözülmese bile. Kaderde ayrılık olsa da sonunda bir güzelin güzelliği yeter bulunduğu yeri güzelleştirmeye.