0

Değerli okurlarım, geçen hafta Kurban Bayramını kutladık. Bayramla ilgili bu köşede bir yazı da yazdım. Okumadıysanız okumanızı öneririm.

Bayram sohbetlerimizde bayramların eskisi gibi geçirilmediği yönünde serzenişler ile karşılaştım… İnternetten bayram ile ilgili yazılanların bir kısmını da inceledim. Yazılan konuşulan çok şey var fakat şu cümle dikkatimi çekti: "Eskiden akrabalar/dostlar vardı; şimdi var olan tek şey yalnızlık…"

Modern zamanlarda insanın kalabalıklar içerisinde "yalnızlaşması ve yabancılaşması" önemli bir sorundur… Belki de eski bayramlar bu yüzden özlen(il)mektedir.

Toplanma günü

TDV İslam Ansiklopedisinde bayram kelimesinin anlamı ile ilgili olarak şu açıklanmalara yer verilmektedir: Bayram (beẕ-ram) Farsçada, beẕm ve ram kelimelerinin birleştirilmesi sonucu elde edilmiş, "neşeyle konuşup eğlenme, yiyip içme meclisi" anlamında bir birleşik isimdir. Bayram kelimesinin Arapça'sı ise "adet halini alan sevinç ve keder; bir araya toplanma günü" anlamları ile karşılanan îddir (el-ʿıyd).

Kelimenin kökeninde sevinçle beraber olmak (toplanmak) anlamı var. Fakat modern zamanlarda bayram da bile yalnızlıktan şikayetçi olmak bir şeylerin yanlış gittiğini göstermektedir…

Amacı kaybetmek

İslam dininde ramazan ve kurban olmak üzere iki bayram vardır. Bu bayramların hangi amaçla kutlandığımızın bilinmesi öneme taşımaktadır.

Dini bayramları kutlamanın amacını iki başlıkta açıklayabiliriz:

Birincisi, tarihi bir olaya dayalı olarak bir 'sevinç' duygusunun yeniden canlandırılmasıdır. Şöyle ki, müminler Ramazan Bayramında bir önceki ayı ibadetle geçirmenin ve Allah'ın rahmetine nail olma ümidinin sevincini taşırlar. Kurban bayramında ise Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'i kurban etmek istemesi ve İsmail'in de buna razı olması olayında Allah'a karşı gösterilen büyük sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin hatırasıyla müminler bu günlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah'a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadır (TDV İslam Ansiklopedisi, Bayram Maddesi).

İkinci amaç ise, İslam toplumunun eski dönemlerin izlerinden arınması ve müstakil bir kimliğe kazanmasına yardımcı olmaktır…

Şimdi eski/yeni şekliyle kutlamalarda bu iki temel amacı ne kadar gerçekleştirdiğimizi oturup düşünebiliriz…

Eski/Yeni Bayramlar…

Bayram kutlamalarını bayram öncesi ve bayram günlerinden yapılanlar şeklinde iki başlık altında incelemek mümkündür. Eski bayramların bayram öncesi ve bayramın kutlanması şimdikinden belli ölçülerden farklıydı... Elbette yine eskisine yakın kutlayanlar da var olabilir…

Günümüzde ise bayram kutlamaları değişti… Bazıları eskiden bayramlar daha güzel kutlanırdı, şimdilerde kutlanılan bayramlardan hiç zevk alamıyoruz diyebilir.

Günümüzde kısa ve toplu mesajlaşmalar ile bayramlaşma yaygın hale geldi… Bu tür bayramlaşma gerçekten de yüz yüze bayramlaşmanın yerini tutmamaktadır…

Elbette kabul edelim veya etmeyelim dünya değişiyor. Toplumlar ve insanlar da değişiyor. Bu değişim içerisinde değişmez kalmak çok zor…

Bayramlar tatil değildir…

Bayramlar, normal tatil zamanları değildir. Aksine birbirleriyle görüşemeyenlerin görüşmelerini sağlayan özel zamanlardır. Tatil ise bulunulan or­tamdan uzaklaşma ve dinlenme zamanlarıdır.

Bayramları tatile dönüştürmenin kültürümüz açısından doğru olmadığı kana­atindeyim.

Bayramlar, kültürümüzün önemli uygulama­larından olup, tüm yönleriyle birlik ve beraberliğimizin yapı taşlarındandır. Milletimizin kendisine yabancılaşmaması için bayramlarımız başta olmak üzere tüm geleneklerimize (ritüel) sahip çıkıp yaşatmalıyız…

Gelecek yazımda konunun devamı olarak kültürel değişme ve yabancılaşma konusuna yer vereceğim…

Son söz: Ritüeller kimliğimizi korumamıza yardım eder; bu yüzden hepsi kötü değildir…