Bilirsiniz bu köşede sıklıkla mağdur insanlarımızın sesine kulak verilir. Onları sürekli takip ediyor ve uğradıkları haksızlık karşısında nasıl mücadele ettiklerini gözlemliyorum.
“İmar yasasına takılanlar” da bunlardan biri.
Geçenlerde İmar Yasına Takılanlar Derneği, hobi bahçesi ve yapı kayıt mağdurları olarak bir basın açıklaması yayınladı.
Daha evvel bu konuyu yine bu köşede dile getirmiştik. Demek ki problem hala devam ediyor
Yaptıkları basın açıklamasında; yaklaşık 8 milyon mağdurun olduğunu söylüyorlar.
Bu insanlar yıllarca birikimini vererek aldığı, emek harcadığı, çocuklarıyla gelecek kurduğu yapılar ve bahçeler nedeniyle hala büyük bir belirsizlik yaşıyor.
Vatandaşlarımız tapulu araziler satın aldı, elektrik ve su abonelikleri yaptı, vergi ödedi. Yani normal prosedür neyse yerine getirdiler. Ancak günün sonunda bu insanlar ağır para cezaları, yıkım kararları ve hukuki süreçlerle karşı karşıya bırakıldı?
Peki, nasıl oldu bu?
Hükümet torba yasaya eklediği kanunla metrekaresi 10 TL olan cezayı 2500 TL’ ye çıkarıyor üstelik sahibi iki ay içinde yıkmazsa 7500 TL gibi üç katı olan bir cezayı öngörüyor.
Yetmedi yıkım parasını da bahçe sahibinden tahsil ediyor. Ancak bu insanlar lüks hayat yaşayan zengin ve elit zümreden değiller ki. Dar gelirli ve genellikle emeklilerden oluşan bir kitleden bahsediyoruz.
Yani bu cezaları ödeyemeyerek kadar imkânları kısıtlı. Buna rağmen icra tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar.
Bilindiği gibi 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile yaklaşık 17 bin köy mahalleye dönüştürülmüş, köy tüzel kişilikleri kaldırılmıştı.
Bu durum, köylünün kendi arazisindeki tasarruf hakkını büyük ölçüde sınırlandırılmıştı. Dolayısıyla birçok bölgede yıllardır imar planları yapılmadığından, vatandaş bu plansızlığın ve mevzuat boşluklarının mağduru haline gelmiştir.
2018 yılında çıkarılan “İmar Barışı” kapsamında milyonlarca vatandaş başvuruda bulunmuş, bedeller ödemiş ve “Yapı Kayıt Belgesi” almıştır. Ancak sonrasında yaşanan iptaller nedeniyle yüz binlerce vatandaş yeniden mağdur hale gelmiştir.
Bugün bu insanlar yapılan bir şikâyet nedeniyle onlarca yıllık yapıları hakkında davalarla boğuşuyor. Sonrasında para cezaları uygulanmakta ve insanlar evlerini, bağ evlerini, hobi bahçelerini kaybetme korkusuyla yaşıyor.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği, “Bizler suçlu değiliz. Bizler kaçakçılık yapan insanlar değiliz. Bizler alın teriyle çalışan, kendi tapulu arazilerinde çocuklarına temiz bir gelecek bırakmak isteyen, ailesiyle huzurlu bir yaşam kurmaya çalışan vatandaşlarız” diyor.
Tek istedikleri cezalandırma değil, kayıt altına alma ve denetleme mekanizmasının devreye girmesidir.
Çözüm önerileri olarak da şunları söylüyorlar;
Yapılar öncelikle sağlamlık ve güvenlik kriterlerine göre değerlendirilmelidir. Afet riski taşımayan yapılar kayıt altına alınmalı, ekonomiye kazandırılmalı, riskli yapılar ise güçlendirme veya dönüşüm süreçlerine yönlendirilmelidir.
Türkiye genelindeki yıkım kararlarının durdurulmasını ve kesilen fahiş para cezalarının yeniden değerlendirilmesini talep ediyorlar
Hobi bahçeleri ve bağ evleri için kalıcı bir yasal statü oluşturulmasını ve ayrıca Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen yapıların teknik incelemeye tabi tutulmasını, güvenli olan yapıların yeniden kayıt altına alınmasını gerektiğini savunuyorlar.
Kısacası kapsamlı bir yapı kayıt düzenlemesini talep ediyorlar.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifade ettiği "Vatandaş mağdur olmayacak, orta yol bulunacak" yaklaşımının, hem hobi bahçesi mağdurlarını hem de yapı kayıt mağdurlarını kapsayacak şekilde hayata geçirilmesini bekliyoruz” diyorlar.
Umarım yetkililer bu mağdur insanlarımızın sorunlarına bir çare bulur.