Kuran-ı kerimde mümin şahsiyetin birçok vasfı zikredilmiştir. Âcizane biz de bu yazı serisinde, mümin kişiliğin bu özelliklerinden bir kısmını maddeler hâlinde inceleyip hatırlatmaya çalışacağız inşaallahü teâlâ:

1) Allahü Teâlâya ibadet etmek: Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Ben, cinleri ve insanları, ancak Bana ibadet etsinler, diye yarattım!..” (Zâriyat 56) Demek ki insan olarak asıl vazifemiz, yüce Rabbimize ibadet etmektir!.. İbadet kısaca; Allah azîmüşşanı tanımak, O’na gönülden bağlanıp emirlerine boyun eğmek, azabından korkup yasaklarından kaçmak ve Kendisinden haya edip vazifelerimizi ihmal etmemektir.

Bu âyet-i kerime ayrıca; insanların Allahü Teâlâdan başkasına tapmamaları, itaat etmemeleri, hiç kimseye boyun eğmemeleri; sadece Allahü Teâlânın huzurunda eğilmeleri, O’nun emirlerine itaat edip O’ndan korkmaları, sadece O’nun Dininin kurallarına uymaları; O’nun dışında hiç kimseden birşey beklememeleri ve hiç kimsenin önünde el açıp dua etmemelerini ihtar etmektedir.

İbadet etmek; tıpkı hava, su ve yemek gibi insanoğlunun fıtratında bulunan bir ihtiyaçtır. Çünkü insanın sınırlı iradesi ve cılız gücü her zaman ve her yerde maddî ve mânevî gereksinimlerini karşılamaya ve kendisinden beklenenleri yerine getirmeye kâfi değildir. Bundan dolayı en eski zamanlardan beri insanlar; kendilerine yardım edecek bir tanrıya ibadet etme ve yalvarma ihtiyacı hissedegelmişlerdir. Fakat İlâhî irşada yani peygamberlerin bildirdiklerine uymadıkları zamanlarda şirke ve bedbahtlığa düşmüşlerdir. Dolayısıyla birçok bâtıl din ve inanç ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda yukarıdaki âyet-i kerime; sadece ve sadece Allahü Teâlâya ibadet edilmesi gerektiğini haykırmaktadır.

Mevzumuzla alakalı başka âyet-i kerimeler de vardır, birkaçı mealen şöyledir:

“Hüküm yalnız Allah’ındır. O, size, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir.” (Yusuf 40)

“Ey insanlar! Hem sizi hem de sizden önceki insanları yaratan Rabbinize ibadet edin!” (Bakara 21)

“Allah’a ibâdet edin ve hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayın!” (Nisa 36)

Ayrıca her gün kıldığımız namazlarda, defalarca; “ancak Sana ibâdet eder ve ancak Senden yardım dileriz,” (Fâtiha 5) âyet-i kerimesini tekrarlarız.

İbadetler, Allahü Teâlâya itaatin biçimsel göstergeleridir. Yalın ve teorik bir inanç yeterli olmayıp bu inancın pratik olarak eylemle yani itaat ve ibadetle gösterilmesi ve sergilenmesi gerekir. Öz ve genel yapı itibariyle kaynağı vahiy olduğu için ibadet, Allahü Teâlâya itaat çerçevesinde yapılır. Bu bakımdan Allahü Teâlâ, bizim ibadet olarak ne yapmamız gerektiğini belirlemiş ve kendisine bu şekilde ibadet etmemizi emretmiştir. İbadetler, Allahü Teâlânın emri oldukları için, aslında onların gücü ve gizemi bu dünyanın ötelerine uzanır ve her biri, Allahü Teâlâ ile bağlantının değişik biçim ve boyutlarda gerçekleştirilmesine hizmet eder.

Var oluşumuzun anlamı ve dünyaya gelişimizin gayesi olan olan ibadet, bizim için bir şereftir. Bu şerefe layık olmak için; sorumluluklarımızı titizlikle yerine getirmeli ve Allahü Teâlâya kul olmanın şuurunu ömür boyu canlı tutmalıyız. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Gözlerden perdeyi kaldırıp her gerçeği ortaya çıkaracak ölüm, sana gelip çatıncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!” (Hicr 99)

İbadet müminin nişanı, imanın hayata yansımasıdır. Allah’a yakın olma arzusunun ve hayırlı bir kul olma gayretinin göstergesidir. Yüce Rabbimize olan muhabbet ve bağlılığın en güzel tezahürüdür. Cenâb-ı Hakkın sunduğu imkânlara, verdiği nimetlere şükürdür. Kulun, sınırsız af ve mağfiret sahibi olan Rabbine sığınması, halini arz etmesi, ne kadar güzeldir.

Asıl vazifemiz, yüce Yaradanımıza ibâdet etmek olduğuna göre; ibadetler, bütün işler yapıldıktan sonraya bırakılmaz, bilakis evvela onlar ifa edilir. Çünkü yukarıdaki âyet-i kerimelere göre Allahü Teâlâ, bizi ibadet etmek için yaratmıştır. Dolayısıyla müslüman, hayatını, ibadetlerine göre tanzim emek zorundadır.

Şunu da unutmamalıdır ki: Allahü Teâlânın, insanların ibâdetine ihtiyacı yoktur. Fakat ibâdet etmek, insanın fıtratının gereğidir. Çünkü insan, Rabbine ibâdet etmek için yaratılmıştır ve fıtratının aksine davranması kendi zararınadır…

(Devamı haftaya…)