0
Bayram üç gündür denilse de bayramı yaşamasını bilenler için her gün bir Arefe, her sabah bir Bayram sabahıdır.
Bu defa bayram farklı olacaktı Malezya'da, bunu hissedebiliyor, bu inancımızla bayramın sürprizlerine açmıştık yüreğimizi. Bayram namazını kılar kılmaz davetlisi olduğumuz Malezya'nın yeni kralı Sultan V. Muhammed'in Kuala Lumpur'daki sarayına doğru Konya'dan özel misafirlerimizle birlikte vardık. Kral halkından olan herkesi, dinine, ırkına, diline bakmaksızın, davet etmişti. Malay mutfağının ağırlıkta olduğu herçeşit yemekle birlikte renga renk farklı kültürlerin yansıması hakimdi sarayda. Yemek sonrası, Kıral özel kabul salonunda halkının birebir ellerini sıkarak bayramlarını tebrik etti. İkram olarak çıkışta hediyeler tutuşturuldu ellerimize.
Öğleden sonra Malezya'nın idare başkenti olan Putra Jaya şehrine Başbakan Datuk Seri Najib Tun Razak'ın davetlisi olarak Başbakanlık Sarayına gittik. Aynı hava, aynı renk, aynı coşku burada da hakimdi... Özbekistanlı dostlarımızla karşılaştık... Bayram bir başka boyuta bürünmeye andiçmişti, yeni gelişmelere gebeydi sanki.
Gözümüz yollarda, gönlümüz kutlu buluşma için gelecek olan haberdeydi. Seven sevdiğine kavuşurmuş, isteyince gönüller bir olurmuş... işte öyle oldu ve Malezya Milli Camisi'nde (National Mosque) buluştuk dostlarla birlikte öğle namazında...
Gurbetteydik, çocuklarımızdan, yakınlarımızdan, dostlarımızdan, sevdiklerimizden uzakta "cehennem ateşinden bir parça" olarak tarif edilen gurbetin kor ateşinde kavrulmaya devam ediyor, bayram sabahının meltem esintisini kavrulan yüreklerimize merhem yerine sürüyorduk. Yandıkça kavrulmanın, piştikçe dayanılmaz acılarla birlikte kıvama gelmenin dinginliğini yaşıyorduk. Acıyan yerlerimize ilaç, yanık yerlerimize merhem olabilmek için geliyordu sevgili...
Gurbetin acısını dindirebilmemiz her sabah niyetlerimizin sadeleştirilmesine bağlıydı. "Gönülden isteyen sevdiğine kavuşur" dedi bilge, ve ekledi "burada olmazsa bile havuz kenarında olur...".
İnsanın atacağı adımlar niyetlerinin sadeliği ile sağlam bir kalıba bürünürken, dünyayı nasıl görmek istediğine yönelik bakış açısı, kaliteli bir yaşam sürmesine neden olur. İmtiyaz sahibi olmaya adanmış yüreklerin mümtaz şahsiyetlerle ilişkilerini sağlamlaştırması gerekir.
Hernekadar insanoğlu ilişki denince fiziksel bir beraberlik anlasa da, hakikatte birliktelikten maksat gönüllerin aynı sevda için yanması, aynı dava için uğraşılar vermesi, aynı yolun yolcusu olmasıdır. Fiziksel birliktelikler kısa süreli olsa da manevi birlikteliklere kapı açabilir. Bağ kurdurur, kalp, gönül ve ruh ilişkisini marsus hale getirir. İnsan koyulmuş olduğu sevgilinin menzilinin hakkını vermeli, o yolda mücadele etmelidir. Bu mücadele kişiye duru bir saff, sapa-sağlam bir bünye kazandıracak, sahibini imtiyazlı kılacaktır...
Sade bir yaşam, kaliteli bir yaşamı da peşi sıra sürükler getirir. Bu yüzden yaşamı kaliteli yaşayabilmek için sağlıklı (healthy) ve doğal (natural) yaşamaya özen göstermek gerekir. İnsan doğallaştıkça sağlıklı yaşamaya, sağlıklı yaşadıkça da doğallaşmaya başlar. Doğal yaşayan insanlar yaşamı doğal bir düzeyde sürdürürler. Duru bir yaşam modelini hayat felsefesi haline getiren insanlar da doğal olarak "buram buram" tüten ortamlar yaratırlar, hem kendilerine hem de çevresindekilere "buram buram" türen bir yaşamı miras bırakırlar.
Doğal ve sağlıklı yaşam fiziki açıdan değerlendirilebildiği gibi fizik ötesi, yani manevi açıdan da değerlendirilebilir. Dedik ya, insan ne kadar doğalsa o kadar sağlıklı, ne kadar sağlıklı ise o kadar kaliteli yaşıyor demektir. Manevi açıdan insanın ruhi dinginliğe erişebilmesi, sakineye, yani sükunete erişebilmesi de iç dünyasını doğallaştırmasına, doğallaştıkça, kalbinin iki parmak altında bulunan gönlünün sağlıklı işlemesine yardımcı olur, sağlıklı işleyen bir gönül de kaliteli ilişkilere yol verir.
Dünya hayatı modern çağın verileri ile birlikte ağır bir yük de yüklemiştir insanın omuzlarına. İnsanı sadelikten alıp karmaşık bir boyuta taşımış, doğal bir yaşamı mahzurlaştırır olmuştur. Mahzurlaştırılan doğal yaşamın aslına dönderilmesi için bizlerin de özlerimize dönmemiz şarttır. Öze dönmek için ayrıştırıcı bir faktör vardır dedi bilge, "Sabah ve Yatsı namazlarının camide cemaatle kılınması".
Gurbetin acısını, bir başka geçen Malezya'nın Bayram havası hafifletmişti velhasıl...