Çağrı Bey’in Ardındaki Büyük Enerji Yürüyüşü

Türkiye’nin enerji yolculuğu artık yalnızca kendi denizleriyle sınırlı değil. Somali açıklarına doğru yol alan Çağrı Bey sondaj gemisi, bu yürüyüşün son ama en stratejik adımlarından biri olarak tarihe geçti. Bu sefer yalnızca bir gemi değil; tecrübe, kararlılık ve yılların birikimi de Akdeniz’den Hint Okyanusu’na taşınıyor.

Bugün “Çağrı Bey” denildiğinde, arkasında sessiz ama güçlü bir filonun izleri vardır. Türkiye, denizlerde enerji arama serüvenine ilk olarak Fatih ile başladı. Karadeniz’de yürütülen çalışmalar, Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan doğal gazla sonuçlandı ve “aramakla bulunur” sözünü devlet politikası hâline getirdi. Ardından göreve çıkan Yavuz, Doğu Akdeniz’deki faaliyetleriyle Türkiye’nin deniz yetki alanlarına sahip çıkma iradesini sahaya yansıttı.

Bu zincirin bir diğer halkası olan Kanuni, Karadeniz’deki keşiflerin derinleştirilmesinde kritik roller üstlendi. Sondaj sadece teknik bir mesele değil, sabır ve süreklilik işiydi; Kanuni bu sürekliliğin adı oldu. Daha sonra filoya katılan Abdülhamid Han ise yüksek teknolojisi ve derin deniz kabiliyetiyle Türkiye’yi dünyadaki sayılı enerji oyuncuları arasına taşıdı.

Şimdi bu tecrübe, Somali açıklarında yeni bir sınav veriyor. Çağrı Bey’in görevi, yalnızca hidrokarbon aramak değil; Türkiye’nin “enerjide oyun kurucu ülke” vizyonunu kıta dışına taşımaktır. Bu adım, Türkiye-Somali ilişkilerinin askerî ve insani boyutunun ötesine geçerek ekonomik ve stratejik bir derinlik kazandığını da gösteriyor.

Özetle; Fatih’le başlayan, Yavuz’la pekişen, Kanuni ve Abdülhamid Han’la olgunlaşan bu yolculuk, bugün Çağrı Bey ile Afrika ufuklarına açılıyor. Bu bir geminin hikâyesi değil; bağımsızlık, kararlılık ve geleceğe atılan uzun soluklu bir imzadır.