Son günlerde stand-up adı altında sahneye çıkan Deniz Göktaş isimli şahsın, bu toprakların en mukaddes değerlerini hedef alması, Kur’an-ı Kerim ve Peygamber efendimizle (s.a.v) pervasızca dalga geçmesi haklı olarak büyük bir infiale yol açtı. İnsanların kutsallarına, inançlarına hakaret etmeyi "mizah" kisvesi altında pazarlamaya çalışan bu zihniyet, nihayetinde adalet önünde hesabını vermek üzere tutuklandı. Fikir özgürlüğü ve sanat maskesinin arkasına sığınarak toplumsal sinir uçlarıyla oynayanlara karşı yargının bu müdahalesi, milletin maşerî vicdanına bir nebze de olsa su serpmiştir.
Tam da bu rezaletin göbeğinde, Türk sinemasının ve komedi dünyasının usta ismi Ata Demirer’in geçmişte verdiği bir röportaj yeniden gündeme geldi ve adeta bir ders niteliğinde hafızalarımıza kazındı.
Ne diyordu Ata Demirer?
“Dinle ilgili şakalar bizde yapılmaz. Çünkü ona sarılıp sonsuz derecede korkunç hayatını iyi geçirmeye çalışan insanlar var. Mizahın yıkıcı gücünü düşündüğünde onun ruhsal sorumluluğunu da taşımış olursun.”
İşte sanatçı ahlakı, işte bu toprakların mayasını, insanını bilmek tam olarak budur! Ata Demirer, mizahın sınırlarını çizerken sadece bir popülarite kaygısı gütmüyor; o mizahın yıkıcı gücünün ve beraberinde getirdiği ruhsal sorumluluğun farkında. İnsanların tutunacak tek dalı olan, hayatı anlamlandırma gayesi güttükleri inançlarını bir kahkaha malzemesi yapmayı reddediyor. Kutsal değerlere ve insanların aidiyetlerine saygı göstermenin, bu ülkede bir arada yaşamanın en temel kuralı olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Ona sonuna kadar hak veriyor, bu duruşunu ayakta alkışlıyoruz.
Peki, Deniz Göktaş ve onun zihniyetindekiler ne yapıyor? Adına "kara mizah" dedikleri, aslında sadece karanlık ruh dünyalarının ve hadsizliklerinin bir yansıması olan o pespaye cümlelerle sahnede boy gösteriyorlar. Bir insanın en hassas olduğu, canından aziz bildiği dini değerleri alay konusu yapmak mizah değildir, düpedüz provokasyondur, nefret suçudur. Komedyenlik, toplumun değerlerini çiğneyerek ucuz alkış toplama yeri değildir. Gerçek komedi; zekâyla, gözlemle ve insana saygıyla yapılır. Tıpkı Ata Demirer’in, Cem Yılmaz’ın ya da bu ülkenin efsane komedyenlerinin yıllardır yaptığı gibi...
Mizahın elbette bir gücü vardır, ancak bu güç yıkmak, incitmek ve aşağılamak için kullanıldığında o sanat olmaktan çıkar, bir operasyon aparatına dönüşür. Kimse kusura bakmasın; bu ülkenin ne Kur’an-ı Kerim’ine ne de Peygamberine sahne arkasından dil uzatılmasına müsaade edilmez.
Ata Demirer’in de dediği gibi, o sorumluluğu taşıyamayacak olanlar, haddini aşıp kutsallara saldıranlar, bedelini hem toplum vicdanında hem de adalet karşısında ödemeye mahkûmdur. Ucuz popülarite uğruna inancımıza saldıran Deniz Göktaş’ları eleştirmeye; bu toprakların sesini ve saygısını layığıyla temsil eden usta sanatçılarımıza ise hak vermeye ve sahip çıkmaya devam edeceğiz.