Cemil Meriç Türkiye’mizin mümtaz mütefekkirlerinden, müstesna münevverlerinden, kıymetli mütercimlerinden ve seçkin müelliflerindendir. Ülkemizin yol açıcı, yön gösterici, ikazlarıyla topluma istikamet çizen fikir, sanat, edebiyat üstatlarımızdandır. Sadece bir neslin değil nesillerin üzerinde büyük emeği, hakkı, katkısı vardır. Onu her zaman rahmet ve şükranla anmak; aziz hatırasını geleceğe taşımak boynumuzun borcudur. Bu konuda öncülük yapan, büyüğümüzün kızı Ümit Meriç Hanımefendi’ye minnet borçluyuz.

Cemil Meriç’le tanışma talihine erenlerdenim, şükürler olsun. İlkin Kubbealtı Sohbetleri’nde bir konuşması dinlemiştim. “İhvan-ı Safa Risaleleri” hakkındaydı. Geniş ufuklu bir semada kanat çırpıyor, hudutsuz fikir ummanında yüzüyorduk. O gün beyin fırtınası esmişti kubbelerin altında. Daha sonra Hocamızı, aziz ağabeyim Dursun Gürlek Beyefendi ile birlikte, Göztepe’deki evine ziyarete etmiştik.

Henüz ilk gençlik çağımda Meriç’in Hisar, Türk Edebiyatı, Pınar ve Köprü dergilerinde sarsıcı yazılarını okuyordum. Her makalesi etkili, her fikri orijinaldi. Sonra onunla yapılan röportajları takip ettim. İlk okuduğum eseri, çok sevilen Bu Ülke’dir. Ardından diğer kitaplarını okuma imkânı buldum. Cemil Meriç dün nesilleri yönlendiriyordu, bugün de gençliğimizin önünü ışığıyla aydınlatıyor.

Cemil Meriç hakkında yazılmış her yazı, ona dair kaleme alınmış her eser dikkatimi çeker. Bugünlerde Mütefekkir ve Münevver Cemil Meriç adlı kitap kültür hayatımıza kazandırıldı. “Bu Ülke’nin Hafızasına Adanan Bir Ömür” serlevhasıyla okuyucuya takdim edilen eserin mimarı Osman Koca. 376 sayfalık büyük boy albümlü eser, Küçükçekmece İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nün seçkin bir kültür hizmeti. Yayın Yönetmeni Dr. Mahmut Turan Ektiren. Müdürlük bünyesinde daha önce fikir sanat üstatlarımız Sezai Karakoç, Mehmed Âkif Ersoy, Nurettin Topçu hakkında da değerli eserler hazırlanmıştı.

“Cemil Meriç’in İzinde” başlıklı takdim yazısında şu satırları okuyoruz: “Cemil Meriç, yaşadığı çağın gürültüsüne teslim olmamış, ideolojilerin dar kalıplarına sığmayan, peşin hükümlere boyun eğmeyen, her fikri kendi zihninin imbiğinden geçirerek konuşan sahici bir fikir işçisidir. Onun kaleminde dil, sıradan bir iletişim aracı değil; hafızayı, kültürü, medeniyeti ve insanın kendilik bilincini taşıyan ana damardır. Bu yüzden Meriç, kelimeler üzerinde titizlikle durmuş; kavramların bozulmasının yalnızca düşünceyi değil, bir milletin istikamet duygusunu da bozduğunu ısrarla vurgulamıştır. Bu Ülke’de, Umrandan Uygarlığa’da, Mağaradakiler’de, Kırk Ambar’da ve Jurnal’de karşımıza çıkan şey, sadece bir yazarın cümleleri değil; kendi çağını sorguya çeken, ülkesinin zihnî yaralarını teşhis eden köksüzlüğe karşı hafızayı ve irfanı savunan büyük bir muhasebedir.”

Yazıda, gözlerini kaybeden Cemil Meriç’in, “karanlığa bir geri çekilişe değil, daha derin bir iç görüşe dönüştürmesi de onu müstesna kılan hususlardan biri” olduğu vurgulanıyor. Şu sözler, mütefekkirimizin esaslı, sahih ve aydınlık portresini çiziyor: “O, görmenin imkânını yitirdiği yerde idrakin imkânını büyütmüş; kütüphaneleri kitapları, medeniyetleri ve insanlığı yeniden düşünerek kendine has bir tefekkür iklimi kurmuştur. Meriç’te Batı’yı anlamak teslimiyet değildir; Doğu’yu savunmak hamaset değildir; asıl olan, hakikate sadakatle yaklaşmak ve insanı kendi köklerinden koparan zihnî savrulmaları teşhis edebilmektir. Bu bakımdan o, yalnızca bir mütercim, denemeci ya da münekkit değil; aynı zamanda hafıza ile gelecek arasında köprü kurmaya çalışan, ülkesinin vicdanını diri tutan büyük bir uyarıcıdır.”

Kitapta Cemil Meriç hakkında kaleme alınmış çok değerli yazılar var. Hepsini ve yazarlarını burada zikretmek mümkün değil. Ancak bu mühim yazıların sahiplerinden bir kısmının isimlerini analım: Ahmet Sezgin, Aziz Erdoğan, Elif Sönmezışık Aydın, Ercan Yıldırım Fahri Tuna, İrfan Çalışan, İsmail Kıllıoğlu, İsmail Zorba, Kâmil Yeşil, Nihat Malkoç, Mahmut Babacan, Mehmet Nuri Yardım, Muhammet Sani Adıgüzel, Mustafa Uçurum, Namık Açıkgöz, Nuhan Nebi Çam, Nuray Alper, Osman Koca, Recep Garip, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Süheyla Karaca Hanönü, Şaban Sağlık, Üzeyir İlbak, Yıldız Ramazanoğlu, Yusuf Tosun, Zekeriya Erdim.

Söz konusu yazıda kitabın yazılış hikmetine ve macerasına şöyle vurgu yapılıyor: “Bu eserle birlikte, yalnızca büyük bir düşünce adamını anmış olmuyoruz; aynı zamanda kelimenin haysiyetini, tefekkürün vakarını ve medeniyet tasavvurunun derinliğini yeniden hatırlıyoruz. Cemil Meriç’in satırlarında karşımıza çıkan şey, geçmişe dönük kuru bir hayranlık değil; bugünü daha sahih kavramak ve yarına daha sağlam bir zemin kurmak için verilmiş çetin bir idrak mücadelesidir. Onun bıraktığı miras, okunup geçilecek bir külliyat değil; her neslin yeniden yüzleşmesi, yeniden anlaması ve kendi çağının soruları karşısında yeniden düşünmesi gereken büyük bir irfan çağrısıdır. Bu kitabında işte böyle bir çağrıya omuz vermesini; hafızamızı tazeleyen, zihnimizi derinleştiren ve bizi kendi hakikatimizle daha sahici bir biçimde buluşturan kalıcı bir iz bırakmasını temenni ediyoruz.” Cemil Meriç’e rahmet diliyor, onu seven ve hatırasını canla başla yaşatan dostlarına selam ediyorum.