Yedi İklim Dergisi’nin Kurucusu, yazar Ali Haydar Haksal ebedî âleme göç etti. Haksal, dün Üsküdar Karacaahmet’te sevenleri tarafından uğurlandı.

Manşet Resim Babıali Sohbetleri

Edebiyatımızın mümtaz ismi, Yedi İklim Dergisi’nin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni, inançlı münevver, gönül insanı, nesiller yetiştiren yazar Ali Haydar Haksal, dünya misafirliğini tamamlayarak ahiret yolculuğuna çıktı, cuma günü vefat etti. Haberi cuma sabahı Mustafa Sercan Şen kardeşimden öğrendim. Gün içinde görüştüğüm Şakir Kurtulmuş’tan hem haberin teyidini, hem de cenaze bilgilerini aldım. Merhumun cenaze namazı, dün (29 Ağustos 2026 Cumartesi) öğle namazında, Karacaahmet Mezarlığı’nın ana girişindeki Şakirin Camii’nde kalabalık bir cemaat tarafından kılındı. Ardından merhumun naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile sofasına defnedildi. Cenabı Allah’tan aziz büyüğümüze rahmet diliyorum. Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı yüksek olsun inşallah. Haksal Ailesi’ne, dostlarına, okuyucularına, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Ali Haydar Haksal’ın ruhu için El-Fatiha.

1980’Lİ YILLARA DAYANAN DOSTLUK

Ali Haydar Haksal’ın kurduğu ve vefatına kadar başında olduğu Yedi İklim, bizim İslami edebiyat merkezli dergilerimizden bir okul dergiydi. Yedi İklim, nesillerin yetiştiği bir mektepti. Sebilürreşad, Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera edebiyat dergileri zincirinin önemli bir halkasıydı.

Merhum yazarımızla tanışıklığımız ve dostluğumuz uzun yıllara dayanır. 1980’li yılların sonunda Kadıköy’de ailenin sahibi olduğu işyerine giderdim. Osmanağa Camii’nin karşısındaki cadde üzerinde bulunan bu büyük dükkânın giriş bölümü nalburiyeydi. Yukarıya ikinci kata çıktığımızda muhteşem bir kütüphane görmüştüm. Mekânın ikinci kat boydan boya raflarla donatılmış ve muazzam bir kütüphane yapılmıştı. O gün uzun uzadıya merhum yazarımızla konuşmuş, sohbet etmiştik. Çıktığımda Ali Haydar Haksal, bana Yedi İklim’in özel sayılarından bazılarını seçerek hediye etmişti. Kendisiyle daha sonra Türkiye gazetesi için Yedi İklim merkezli uzun bir mülakat yapmıştım. O röportajda Yedi İklim’in kuruluş hikâyesini ayrıntılı biçimde anlatmıştı. Dostluğumuz bu minval üzere devam edip gitti.

EVDE ZİYARET

Ali Haydar Bey zaman zaman rahatsızlanıyordu. Bir gün yine hastalandığında arkadaşlarla ziyaret etmek istedik. Tarih 4 Nisan 2011’di. Dostlarım Nevzat Yüksel ve Serdar Üstündağ ile birlikte randevu almış ve ev ziyaretine gitmiştik. Bu ziyaret esnasında sohbet etmiş, daha ziyade kendisini dinlemiştik. Kısa zamanda sağlığına kavuşmuş ve hizmetlerine kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı. Ali Haydar Haksal, Yedi İklim’in mimarıydı ve bütün mesaisini bu güzel dergimize hasretmişti. Bir ara Yedi İklim Yayınları’na da başladı. Bu konuyu da sormuştum kendisine mülakatımızda. Yayıncılığın kolay olmadığını, dağıtımda ve tanıtımda zorluk çektiklerini söylemişti. Dergi yükünün üstüne bir de neşriyat eklenmişti. Ama hepsinin de üstesinde geliyordu.

FUARLARDA BULUŞMALAR

Ali Haydar Haksal ile irtibatımız şükürler olsun ki hiç kopmadı. 40 yıla yaklaşan tanışıklığımız boyunca hep saygı-sevgi çerçevesi içinde görüştük, buluştuk, telefonlaştık. Yedi İklim büyük bir mektepti, bir edebiyat ve fikir okuluydu ve Ali Haydar Bey bu akademinin müdürü, dekanı, sahibi ve emektarıydı. Kendisine bu kutlu hizmetleri için hep saygı duydum, hizmetlerini alkışladım, dualarda bulundum. Dostlarıma, talebelerime Yedi İklim’i sürekli olarak tavsiye ettim. Yazı kursundaki öğrencilerime Üsküdar’a idarehaneye gidip Ali Haydar beyle tanışmalarını, dergiye yazı yazmalarını tavsiye ettim. Bazı öğrencilerim şiir ve yazılarını bu güzel dergimizde yayımlattılar. Bundan büyük bir bahtiyarlık hissettim. Merhum yazarımızla kitap ve dergi fuarlarında karşılaşır, selamlaşırdık. Sirkeci’deki bir dergi fuarında uzun bir sohbetimiz olmuştu. Fuarın kurucusu merhum Asım Gültekin’di. Sirkeci tren garındaki dergi fuarının baş köşesi Yedi İklim Dergisi’ne tahsis edilmişti. O sohbete Yedi İklim’in bazı yazar ve şairleri de iştirak etmişti. Unutulmaz bir gün yaşamıştık.

BÂBIÂLİ’DE YEDİ İKLİM GÜNÜ

ESKADER bünyesinde düzenlediğimiz “Bâbıâli Sohbetleri”ni idare ediyordum. Bir gün Ali Haydar Beyle görüştüm ve kendisine “Bâbıâli’de Yedi İklim dergisini, hizmetlerinizi konuşabilir miyiz?” diye sordum. Kırmadı, lütfetti ve sohbete iştirak etti. O gün hakikaten çok faydalı bir sohbet gerçekleş, âdeta bir beyin fırtınası esmişti. Yakın dostları Nurettin Durman, Şakir Kurtulmuş, Osman Koca ve diğer kalem erbabı da iştirak etmişti sohbete. Tabii genç edebiyatçılar da… Toplantıyı değerli kardeşim İlyas Dirin yönetmişti. Tarih 2 Nisan 2015 Perşembe günü idi. Yedi İklim 300. sayısını geride bırakmıştı. Ve elbette bu da çok büyük bir başarıydı. Dolayısıyla sohbet esnasında derginin kuruluş amacı, mecmuaya ilk emek verenler, yazar ve şair kadrosu konuşuldu. Ali Haydar Bey yaşadığı hatıraları dile getirmişti.

Hikâyeleri, denemeleri ve diğer eserleri ile edebiyatımızın seçkin isimlerinden olan Ali Haydar Haksal ‘okul dergi’ kurabilmiş bir edebiyat ve yazı ustası, bir fikir öncüsüydü. Dergiciliğimizde ‘özel sayı’larıyla öne çıkan Yedi İklim, bünyesinde birçok genç şair, hikâyeci, denemeci ve araştırmacıyı yetiştirmişti. Ayrıca başka dergilerde çalışmaları görülen usta edebiyatçılar da bu dergimizin sayfalarında okuyucularıyla buluşuyordu. Bu arada günümüzde revaçta olan dergi özel sayılarının ilk örnekleri, diyebilirim ki Yedi İklim’de verilmişti. Türk Dili gibi bazı dergilerde özel sayılar vardı ama asıl gelenek burada başlamıştı. Şehir özel sayılarını unutmak mümkün mü? Yedi İklim’in 250. nüshası, “Ali Haydar Haksal Özel Sayısı” olarak yayımlanmıştı. Burada başta Rasim Özdenören olmak üzere pek çok dostu, şair ve yazar yakını onu ve sanatını ele almış, öykücülüğü, romancılığı üzerinde durup hatıralarını nakletmişlerdi.

RÜYA İÇİNDE RÜYA

Ali Haydar Haksal öncelikle çok iyi bir öykü yazarıydı. Rasim Özdenören “Eğer Proust Türkçe yazmış olsaydı Ali Haydar Haksal gibi yazardı.” diye bir benzetme yapmıştı. Bazıları Haksal’ı Kafkavari bir yazar diye tanımlıyor ama yazarımız bunu yanlış buluyor, kabullenmiyordu. Bir zamanlar bu tür iddiaların yayıldığı bir sırada iki kitabını okuyan Tomris Uyar’ın Haksal’a, “Kafka’nın dünyası karanlık seninki aydınlık.” demesi önemlidir. O, hikâyelerinde ve yazılarında ve bütün eserlerinde bizim medeniyetimizin ışığını yansıtmaya çalışan, ruh dünyamıza dikkat çekmek isteyen mütevazı bir yazarımızdı.

Ali Haydar Haksal’ın bir kitabı da Rüya Rüya İçinde adını taşıyordu. Peygamber Efendimizin rüyalarını merkez alan 11 hikâyenin bulunduğu eser kendi alanında bir ilkti. Yazarımızın diğer eserleri arasında şunlar da bulunuyor: Evdeki Yabancı, Sesim Bana Yetmiyor, Gelişi / Güzel, Sarıldığım Soğuk Bir Ceset, Sokağın Adı Issız, Ay Işığında Vav’ın Odası, Zamanların Öyküsü, Yalnızlık Sarkacı, Kuşkonmazda Konuşan Adam, İçim Su Berraklığında, Kapıda Bir Çift Ayakkabı, Yitik Yaşamın Güncesi, Renklerin Dansı, Akif Duruşlu Asım, Sezai Karakoç -Eleğimsağmalarda Gökanıtı, Necip Fazıl Kısakürek -Büyük Doğu Irmağı, İki Ateş Arasında Aşk, Rasim Özdenören -Ruh Denizinden Öyküler. Son yıllarda yeni kaleme aldığı eser sayısında artış görülüyordu. Bir bereket yağıyordu Ali Haydar Haksal’ın kalemine… Bu eserlerden Renklerin Dansı kitabının çıkmasında biraz rolüm oldu. Ali Haydar Bey, bir ara bir yayınevi arayışındaydı. O zaman Kubbealtı’nda çalışıyordum. Yıl 2004. Bir araya gelip konuştuk. Dosyayı Nesil Yayınları’na gönderdim. Orada yayımlandı.

GÜZEL BİR HAYAT

Yazarımızın hayat hikâyesine de kısaca bakalım. 1951’de Bingöl’de doğdu. Erzurum’da Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Burada Orhan Okay’ın talebesi oldu. Marmara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi İslâm Düşüncesi Anabilim dalında yüksek lisans yaptı. “Kur’an-ı Kerim’de Güzel Kavramı” üzerine tez hazırladı. Bir grup arkadaşıyla birlikte Yedi İklim dergisinin kurucuları arasında yer aldı. İlk çalışmaları mahalli gazete ve dergilerde çıktı. Mavera, Yönelişler, İslâm, Kayıtlar, Yedi İklim, Hece, Yansıma, Yeni Devir, Millî Gazete gibi dergi ve gazetelerde hikâyeleri yayımlandı. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabı ile Türkiye Yazarlar Birliği 1987 yılı Hikâye, Yitik Yaşamın Güncesi adlı romanıyla Tuzla Belediyesi Roman Yarışması’nda ikincilik ödülünü aldı. Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Yedi İklim Dergisi, ESKADER’in 2010 Dergi Ödülü’nü almaya hak kazandı.

Ali Haydar Bey, şimdi ahiret yurdunda birlikte olduğu Orhan Okay Hocanın en çok sevdiği, değer verdiği talebelerindendir. Bir ara Kubbealtı’nda Orhan Hoca için 75. yaşı münasebetiyle bir saygı toplantısı düzenlemiştik, o gün Ali Haydar Bey de çok güzel bir konuşma yapmış ve bizi Erzurum’daki fakülte yıllarına götürmüştü.

Yıllar önceydi. Ali Haydar Bey, TV 5’te bir program yapıyordu. Beni de davet etti. Gittim, edebiyatımızın yitik değerleri üzerine güzel bir sohbet yapmıştık. Ali Haydar Bey, Millî Gazete’de yazıyordu. Bu gazetede takip ettiğim iki yazar merhum Mehmed Şevket Eygi ve Ali Haydar Haksal’dı. Çünkü ikisi de gündemde olan siyasi konuların dışında kalmaya gayret ediyor ve daha ziyade fikir, sanat, edebiyat merkezli makaleler kaleme alıyordu.

YEDİ İKLİM’E ESKADER ÖDÜLÜ

Yedi İklim’e 27 Aralık 2010 tarihinde ESKADER olarak “dergi ödülü” vermiştik. Dernek yönetimi oybirliği ile bu mükâfatı Yedi İklim’e lâyık görmüştü. Törenden önce kendisini arkadaşlarla ziyarete gitmiştik. Sohbet esnasında Ali Haydar Bey’i merasime davet ettim, rahatsızlığı dolayısıyla gelemeyebileceğini söyledi. Ama dergi adına mutlaka birinin gönderileceğini bildirdi. Osman Bayraktar geldi Ali Emiri Kültür Merkezi’ne ve anons edildiğinde sahneye çıktı, Ali Haydar Bey’in teşekkür mektubunu okudu. Plâketi Yedi İklim adına, alkışlar arasında aldı.

YEDİ İKLİM DEVAM ETMELİ

Ali Haydar Bey âdeta bütün ömrünü Yedi İklim dergisine adamıştı. Gece gündüz çalışıyor, derginin en iyi şekilde okuyuculara ulaşması için üstün bir gayret gösteriyordu. Milat okuyucularım bilir, dergi tanıtımında Yedi İklim’i hiç ihmal etmez, mutlaka ona yer verirdim. Çünkü bir derginin ne zahmetlerle ortaya çıktığını bilirim. O kibar ve zarif insan da bunu görür ve interetten teşekkürlerini bildirirdi. Şimdi Yedi İklim dergisini merhumun çocukları ve vefalı kardeşi Müstakim Haksal devam ettirecek inşallah. Elbette yeni ilk nüshada bir “Ali Haydar Haksal’ı Anma Özel Sayısı” yapılmalı. Bütün dostlarından yazılar talep edilmeli, şiirler kaleme alınmalıdır. Daha sonra bu özel sayı bir kitaba dönüştürülmelidir. Mektep hep açık kalmalı, talebelerini bu okula devam etmelidir. Yedi Güzel Akademisi hizmetlerini aynen sürdürmelidir. Ali Haydar Beyi sevenler bu çabanın içinde olacaklardır biliyorum. Zira vefatlardan sonra bu tür hizmetlerin sürmesi çok kıymetlidir. Yedi İklim’in yolu ve bahtı açık olsun. Aziz dostumuz, ağabeyimiz, büyüğümüz Ali Haydar Haksal’a Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. O sevdiklerinin yanına gitti. Elbette amel defteri kapanmayacak, hizmetleri de, hatıraları da hiçbir zaman unutulmayacaktır. Aziz şairimiz Yahya Kemal’in mısraıyla yazımıza son verelim: “Evvel giden ahbaba selam olsun erenler!”