0

Ünlü oryantalist Bernard Levis'in "Haşîşîler" adlı kitabı günümüzü, günümüzü anlarken de Orta Çağİslam dünyasının çalkantılarına ışık tutan önemli bir kitap. Önemi Oryantalistlerin Müslüman dünyasına nasıl şekil verebileceğine dairdir.

Lewis, bu çalışmasında özelde Alamutİsmailiyesi'ni inceler.Eser, daha önce de 1967 yılında dilimize çevrilmişti. İlk çevirinin alt başlığı 'Ortaçağ İslam Dünyasında Terörizm ve Siyaset' idi. Kitap ikinci kez yayımlanırken seçilen alt başlık ise 'İslam'da Radikal Bir Tarikat'. Aslında söz konusu farklılık değişik çevirilerde de mevcut. Fransızca çeviride alt başlık 'Ortaçağ İslam Dünyasında Terörizm ve Siyaset', İtalyanca'da 'Tarihin İlk Teröristleri', Almanca'da ise 'Radikal İslam'da DinîKatl Geleneği Üzerine'dir.

Yazar Bernard Lewis'in ve editörlerin bu isimler üzerine yıllar içerinde değişikliğe gitmelerinin sebebi ve verdiği mesaj son derece açıktır. Terör ve cinayet Doğuluların yani Müslümanların kültüründe vardır. Bunlarla baş etmek için bölgeye gelerek işi zor yöntemiyle çözecek yeni HülaguHanlar'a ihtiyaç vardır. Yani Bağdat Kütüphanesinin küllerinin yıllarca Dicle Nehrinde akmasına, ve o zaman bile bir milyondan fazla insanın ölmesine sebep olan Moğol ordularına ihtiyaç vardır" demeye getiriyor.

Biz, Lewis'inilk olarak İngiliz İstihbarat servisinde çalışmaya başladığını ve uzunca zamandır yalnızca ABD'nin Ortadoğu'daki çıkarlarını ve politikalarını savunmak için yazılar yazdığını biliyoruz. Bu nedenle tarihteki Moğol ordularının günümüzde iz düşümünü rahatlıkla tahmin edebiliyoruz.

Bununla birlikte tahmin ettiğimiz yeni sentezler de bu kitapla ortaya çıkıyor. "Medeniyetler Çatışması" tezinin asıl mucidi ve Büyük Ortadoğu Projesi'nin de mimarlarından olan Bernard Lewis için bu günkü Haşhaşîler Suriye-İran bağlantılı terör örgütleri. Onun bu görüşü 2001 yılında çıkan kitabının önsözünde yazılıdır. (bkz. Kapı Yay. ) Suriye-İran bağlantılı örgütler o zamanlar Lewis'in de danışmanlık yaptığı istihbarat örgütlerinin ABD , İngiltere ve İsrail'in Suriye ve İran'a saldırmaları için yoğun kulis faaliyeti yaptıklarını biliyoruz.

Bugün kitap yayınlansa Lewis nasıl bir önsöz yazacağını bilmiyoruz ama kitabın baş sayfalarında Haşhaşîler için Marco Polo'dan aldığı alıntıyı okuyarak ona bazı tavsiyelerde bulunabiliriz. 1273 yılında İran'dan geçmiş olan Marco Polo'nun seyahatnamesindekihikaye kısaca şöyledir:

"Kendi dillerinde şeyhlerine "dinin büyüğü" anlamına gelen Alaeddin diyorlardı. Şeyh iki dağ arasındaki vadiyi kapatmış ve burayı sütten, baldan ve şaraptan akan sular, güzel huriler ve çeşitli meyve bahçeleriyle donatmıştı. Dağın şeyhi müridlerinin gerçekten cennette olduklarını zannetmeleri için burayı Muhammed'in cennet tasvirine benzetmişti. Bizim yaşlı adam dediğimiz bu efendi fedailerine iksirinden içirerek onları dörderli, altışarlı gruplar halinde bahçeye taşıtıyordu. Gerçekten cennete gittiklerini zanneden müridlerini bir göreve göndereceği zaman şeyh "Gidip şunu şunu öldüresin. Meleklerim seni cennete götürecektir." diyordu. Şeyh'in cennetine geri dönebilme arzusuyla fedailerin göze almayacağı hiçbir tehlike yoktu.(s.10-11)"

Bunu o dönem İslam tarihçileri eserlerinde zikretmemişlerdir. Fakat Haşhaşilerin öldürdüğü ilk Müslüman devlet adamı Nizamülmülk olduğunu biliyoruz. Hasan Sabbah'ınNizamülmülk ile arkadaş olduğu ve aynı hocadan ders aldıkları rivayetler arasında. Yine bu bilginin dışında, arkadaş oldukları halde sonradan aralarının bozulduğu, Hasan Sabbah'ınNizamülmülk'ün desteğiyle sarayda görev aldığı da nakledilmektedir.

Bu gün Müslüman ülkelerde devlet adamları,en yakın gördüğü, güvendiği ve devlet görevinde önemli yerlere getirdiği şahsiyetler Hasan Sabbah'ınrölünü kapabilmekte ve kendisine vaadedilen cennet karşılığında sonuçları o günkü cinayetleri aratmayacak sonuçlara sebep olabilmektedir..

Bunu meseleye pek tabidir ki Bernard Lewis kendi zaviyesinde bakacaktır.Ama onun gördüğü zaviyeyi de biz şöyle tahlil edebiliriz. Oryantalistler İslam'ı ılımlı ve radikal islam diye iki sınıfa tabi tutmaktadır.Ve bu gurupları yapılandırarak kendi menfaatleri uğruna yıllarca kullanmaktan beis görmemişlerdir.

El-kıssa, Bernard Lewis'in Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları Bölümü profesörlüğünün bir etiketten ibaret söylesek onun enetellekütel kimliğine hakaret etmeyiz sanırım. Onun "Ortadoğu ve İslam uzmanı" ibaresini aslında Ortadoğu ve İslam düşmanı olduğunu söylemek için Edward Said'e gitmemize gerek yok. Kitap okununca anlaşılıyor. O, gizli servislerin Ortadoğu danışmanı ve stratejistive Richard Perle, DickCheney, Paul Wolfowitz gibi neo-con'lara akıl hocalığı yapmaktan ibarettir.

Kitabı baştan sona kadar incelediğimizde Bernard Lewis'inHaşhaşileriçin yaptığıdoğru tespitlerden biri şudur: "Haşhaşîlerin bizzat nihaî yenilgilerin olmasıdır".