İstanbul'da son yıllarda yürütülen dijital koruma çalışmaları, kütüphanelerin yalnızca kitapların saklandığı mekânlar olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olan Rami Kütüphanesi, farklı dönemlerden günümüze ulaşan binlerce kültürel materyali dijital ortama aktararak hem fiziksel olarak korumayı hem de araştırmacılar için daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Sinema afişlerinden el yazmalarına, kartpostallardan fotoğraf albümlerine kadar uzanan koleksiyonlar, yürütülen çalışmalarla tek tek kayıt altına alınıyor.
Kitap raflarının ötesine uzanan koleksiyon
Kütüphanede sürdürülen dijitalleştirme çalışmaları yalnızca basılı eserleri kapsamıyor. Film afişleri, lobi kartları, kartpostallar, fotoğraf albümleri, plaklar, haritalar, diapozitifler, para ve pul koleksiyonları gibi farklı türdeki materyaller de koruma programına dahil ediliyor. Farklı dönemlerin sosyal, kültürel ve sanatsal izlerini taşıyan bu materyaller, araştırmalar açısından tamamlayıcı kaynaklar arasında kabul ediliyor.
Uzmanlar, özellikle tek nüsha ya da sınırlı sayıda günümüze ulaşabilen belgelerin dijital ortama aktarılmasının, hem kullanım sırasında oluşabilecek yıpranmayı azalttığını hem de bu kaynaklara farklı şehirlerden erişimi kolaylaştırdığını belirtiyor. Böylece fiziksel eserler korunurken, dijital kopyalar araştırma süreçlerinde daha etkin biçimde kullanılabiliyor.
Dijitalleştirme taramayla değil, korumayla başlıyor
Kütüphanede uygulanan süreç, yalnızca belgelerin taranmasından ibaret değil. Her materyal önce içerik ve fiziksel durumu açısından inceleniyor. Zamanın etkisiyle yıpranmış, yırtılmış ya da deformasyona uğramış eserler, dijital ortama aktarılmadan önce restorasyon uzmanlarının kontrolünden geçiriliyor.
Koruma çalışmalarında özel restorasyon masaları, Japon kâğıdı, kitap presleri ve konservasyon malzemeleri kullanılıyor. Amaç, eserin özgün yapısını mümkün olduğunca koruyarak sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamak. Restorasyonun tamamlanmasının ardından eserler, özelliklerine göre robot tarayıcılar, tepe tarayıcıları, pafta tarayıcıları veya düz yataklı sistemlerle yüksek çözünürlükte dijital ortama aktarılıyor.
Oluşturulan dijital kayıtlar daha sonra kütüphanenin katalog sistemine işleniyor. Tamamlanan çalışmaların ardından araştırmacılar, bu materyallere Milli Dijital Kütüphane üzerinden erişebiliyor. Böylece nadir eserlerin sürekli fiziksel dolaşıma girmesi yerine dijital kopyalarının kullanılması teşvik ediliyor.
Akademik çalışmalar da projeye yön veriyor
Rami Kütüphanesi'ndeki çalışmalar yalnızca kurum bünyesinde yürütülmüyor. Üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirilen ortak projeler de dijitalleştirme sürecinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Bu kapsamda Hakkı Tarık Us Koleksiyonu'nda bulunan gazete kupürleri, el yazmaları, mektuplar, fotoğraflar ve afişler üzerinde tasnif, koruma ve dijital kayıt çalışmaları gerçekleştiriliyor. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ile Tarih Bölümü akademisyenlerinin katkısıyla sürdürülen çalışmalar, koleksiyonun araştırmacılar tarafından daha sistemli biçimde kullanılmasını hedefliyor.
Öte yandan Uygur İlim ve Medeniyet Araştırmaları Vakfı ile oluşturulan Uygurca kitap koleksiyonunun kataloglama ve dijitalleştirme süreci de devam ediyor. Bunun yanında Beyazıt Devlet Kütüphanesi koleksiyonunda bulunan 19. yüzyıla ait Ermenice eserlerin dijital ortama aktarılması için de çalışmalar yürütülüyor. Farklı dillerde hazırlanmış bu koleksiyonlar, tarih, edebiyat ve kültür araştırmaları açısından önemli kaynaklar arasında gösteriliyor.
Erişilebilirlik hedefi de öne çıkıyor
Dijitalleştirme çalışmaları yalnızca koruma amacı taşımıyor. Engelsiz Bilgi Merkezi'nin talepleri doğrultusunda, ilgili yasal düzenlemeler kapsamında basılı eserler görme engelli bireylerin kullanabileceği dijital formatlara dönüştürülüyor. Böylece bilgiye erişimin daha kapsayıcı hale getirilmesi amaçlanırken, kültürel kaynaklardan daha fazla kişinin yararlanmasının da önü açılıyor.
Bu uygulama, dijital teknolojilerin yalnızca eserleri korumak için değil, farklı kullanıcı gruplarının bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmak için de kullanılabileceğini ortaya koyuyor.
Geleceğe aktarılan yalnızca eserler değil
Dünyada birçok kütüphane, fiziksel koleksiyonlarını dijital ortama taşıyarak hem koruma hem de erişim olanaklarını geliştirmeye yönelik projeler yürütüyor. Rami Kütüphanesi'nde devam eden çalışmalar da bu yaklaşımın Türkiye'deki örnekleri arasında yer alıyor.
Koleksiyonların dijital ortama aktarılması, yalnızca mevcut eserlerin korunmasını sağlamıyor; aynı zamanda farklı şehirlerde ve ülkelerde çalışan araştırmacılar için yeni çalışma imkânları oluşturuyor. Fiziksel olarak erişimi sınırlı kaynakların dijital platformlar üzerinden kullanılabilir hale gelmesi, kültür ve tarih alanındaki araştırmaların daha geniş bir zeminde yürütülmesine katkı sunarken, geçmişe ait belgelerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından da önemli bir işlev üstleniyor.