Bir memleket, nasıl kirlenir?

Bir milletin damarlarına, hücrelerine kadar nasıl işler bu pas?

Ne zaman başlar çürüme, ilk koku nerede duyulur?

Her sabah, İçişleri Bakanı'nın açıklamasıyla mı?

Bir medya manşetinde, bir yolsuzluk dosyasında mı?

Yoksa çoktan içimize işlemiş midir o kara leke, biz farkına varmadan?

Her sabah, bir başka yüzün maskesi düşüyor.

Bir iş adamı, bir sanatçı, bir belediye başkanı.

Kimi para uğruna haysiyetini, kimi hazzın peşinde insanlığını satmış.

İyilik de bulaşıcıdır, kötülük de.

Biz, kötülüğün salgın gibi yayıldığı bir çağda yaşıyoruz.

Birinin serveti dağ gibi yığılırken, ötekinin sofrasında ekmek küçülüyor.

Bu ülkede hırsızlık sadece kasadan çalınan değildir artık halkın umudunu, gençlerin inancını, insanların vicdanını da çalıyorlar.

Kirlenme yalnız sokakta, siyasette, manşetlerde değil kirlenme, sabah aynaya bakan insanın gözlerinde.

Çünkü biz, olan bitene alıştık.

Her yeni skandal bir öncekini unutturuyor, her çirkinlik bir sonrakine yer açıyor.

Böyle böyle toplum değil, vicdan çürüyor.

Bir belediye binasında, bir holdingde, hepsi aynı çarkın dişlisi olmuş.

Daha fazla kazanmak, daha fazla haz almak...

"Yeter" kelimesi silinmiş dillerinden.

Bir toplumun en büyük yoksulluğu, "yeter" demeyi unutmasıdır.

Yozlaşma bir günde olmaz.

Bir millet önce susarak kaybeder kendini.

Bir küçük menfaat için görmezden gelir, bir tanıdığına kıyamaz, bir yolsuzluğa "Adam işini biliyor." der.

İşte o anda toplum değil, insan kirlenir.

Kirlenmiş bir insandan tertemiz bir toplum doğmaz.

Her yerde suç var.

Adliye dosyaları kabarmış, hapishaneler dolmuş.

Vicdanını, utanmayı unutanlar, günahı alışkanlığa dönüştürenler...

Biz aç kaldığı için ekmek çalanı, hasta olduğu için evladına ilaç çalanı konuşmuyoruz.

Biz, daha fazla haz, daha fazla zenginlik, daha fazla oburlaşmak isteyen takım elbiseli, kravatlı, modern hırsızları konuşuyoruz.

Ana haber bültenlerinde onları izliyoruz.

Sistemin içindeler, görünürler, güçlüler ve çoğu zaman cezasızlar.

En kötüsü de bu ülke artık onlara alıştı.

Hırsızlık marifet, fakirlik ise iş bilmezlik gibi gösteriliyor.

Ama biz biliyoruz ki bu memleket sadece onlardan ibaret değil.

Bu ülkenin onuru, sabahlara kadar çalışan, alın teriyle yaşayan insanlardadır.

Emeğiyle kazanan, eli nasırlı, yüreği temiz olanlardadır.

İşçisinden köylüsüne, ustasından fabrika çalışanına sabahın hayrında yola düşüp helal lokmasının peşinde ter dökenlerdedir.

Bir fabrika kurup istihdam açan, tarlasını ekip ülkesine katkı sunan, hilesiz ve dürüst insanlardadır bu memleketin gururu.

Onlar bu ülkenin sessiz çoğunluğudur.

Ne manşetlerde çıkar adları ne de kürsülerde alkışlanırlar.

Ama biliriz ki bu ülkenin çarkı onların emeğiyle dönüyor.

Onlar çok daha fazla.

Ülkeyi yeniden ayağa kaldıracak olan da işte o tertemiz yüreklerdir.

Peki bu memleketin okulları, öğretmenleri, camileri, imamları, üniversiteleri, akademisyenleri, aydınları, entelektüelleri, cemaatleri ne iş yapar?

Hepsi toplumun vicdanı olmalıydı.

Ama onlar da kendi dünyalarına çekildiler.

Okul ezber öğretiyor ama ahlakı unutturuyor.

Cami ibadeti hatırlatıyor ama adaleti yeterince hatırlatmıyor.

Üniversite bilgiyle dolu ama çoğu zaman sadece diploma dağıtıyor.

Toplumun kirlenmesine karşı duracak olanlar ya sessiz kaldı ya da o kire karıştı.

Böyle olunca da kötülük kök saldı, iyilik kenara itildi.

Allah, bir toplumu onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez.

Önce insanın kendi içini temizlemesi gerekir.

Çünkü değişim, kanunla değil kalple başlar.

Eğer kalp kararmışsa, kanunlar sadece kötülüğün üstüne çekilmiş ince bir perde olur.

O yüzden mesele, kirli olanı yakalayıp teşhir etmek değildir sadece.

Asıl mesele, neden bu kadar çok kirli insanın aramızdan çıkabildiğini sormaktır.

Artık kirin tanımını değiştirdik.

En tehlikeli kir, normalleşmiş kötülüktür.

Çürümeyi sadece polisle, mahkemeyle temizleyemezsiniz.

Yeniden utanmayı, yeniden doğru yaşamayı öğrenmek gerekir.

Şeref, kimsenin görmediği yerde yanlış yapmamayı bilmektir.

Çünkü bir insanın gerçek yüzü, karanlıkta bile doğruyu seçebilen tarafında gizlidir.