0
"Bu darbe anayasası değişmesin, general Kenan Evren'in darbe anayasasından memnunduk" diyen hayırcı takımının iflah olmaz kötü niyetlilerine değil de, dünyadan haberi olmayan, saf saf tutturmuş oldukları yoldan başkasına sapmamayı daha güvenli bulanlarına söylüyorum. Biraz konforunuzu bozup tarih okuyun.
Çok fazla geriye gitmenize gerek yok, şöyle 1910'dan alıp tarayarak gelin. Okullarda okutulan resmi tarihten bahsetmiyorum elbette.
Bir zahmet farklı kaynaklardan da beslenin.
Resmi tarih, evet... AK Parti'ye iktidar demekten utanmayan koca koca aydınlar, madem iktidar AK Parti, o halde neden hala okullarda birilerinin öğretileri beyinlere kazınmakta?
Biraz tarih araştırması yapın ki; bu ülkede Ermeni katliamını yapanların gerçekte kim olduğunu anlayabilesiniz. Biraz tarih araştırması yapın ki; bugün piyasada solcuyum, sosyalistim diyenlerin ilk sosyalist Mustafa Suphi'yi nasıl boğdurduğunu, karısına neler yapıldığını öğrenin.
Birilerinin kuyruğuna takılan bir kısım Kürtler, biraz tarih okuyun da; "çak, nasıl salladık" diye birlikte coştuğunuz insanların 1925 yılında Şark Islahat Planı ile dilinizi, kimliğinizi nasıl yasakladığını öğrenin.
Birilerinin kuyruğuna takılan bir kısım Aleviler, biraz tarih okuyun ki; 1936'da Dersim'e girip yaşlı, kadın, çocuk demeden Alevileri öldüren katillerin gerçekte kim olduğunu ve günümüzdeki uzantıları kimdir, öğrenin.
Bugün seçim üstüne seçim kazanan adama "dictator" diyerek bize geri zekalı muamelesi çekenlerin nasıl "tek adam" geleneğinden geldiklerini öğrenin.
Şevket Süreyya'nın "Tek Adam" kitabı Sultan Vahdettin'i anlatmıyor herhalde…
Bugünü, bugün ile değerlendiremezsiniz. Bunun mümkünatı yok.
Sosyolojide böyle bir şey yok.
Tune..
Türkiye'de halk kurulu sisteme farklı formlarda birçok başkaldırı denemeleri yaptı. Yaptığı en son başkaldırının ismi kısaca, "Tayyip!"
O bir devlet adamı değil, kelimenin tek anlamıyla halk adamı.
Halkın arasından çıktı, halkı ile birlikte yürümeye devam ediyor. "Çok geçmez devletlû olur" diye düşünmüştüm fakat beni yanılttı. Halkı ile kalmayı tercih etti.
Bazılarının beklediği mavi gömlekli, kasketli bir Karaoğlandı. Birazcık solcu, birazcık Kemalist, çokça İttihatçı olmalı idi beklenen kurtarıcı… Bu yüzden bir türlü içlerine sinmedi. Yoksa onlar da biliyor gerçek devrimci, gerçek halk adamı kim…
İyi niyetliler için söylüyorum; katillerin, diktatörlerin, faşistlerin hakikatte kim olduğunuzu bilebilmek, üniversite düzeyinin üstünde tarih okumaları ile olacak bir iş.
Zor mu geliyor? Beyninizin konforunu bozmak mı istemiyorsunuz?
Anlaşılabilir bir durum bu. Herkesten bekleyemeyiz bunu.
Madem durum budur, o halde bari vıdı vıdı edip durmayın.
Oturun oturduğunuz yerde.
***
Kürdistanın şehirleri pozitif ayrımcılık bekliyor.
Değişim hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Teknolojideki baş döndürücü değişim, diğer alanlarında değişimini beraberinde getiriyor.
Maalesef belediye başkanlarımız bu değişime ayak uyduracak yeterliliğe sahip değiller. Birbirinden çirkin, doğal yaşam alanlarından yoksun şehirlerde bir sonraki seçime kadar süre öldürmekle meşguller. Oysa şehirlerin değişimi, gelişimi her geçen gün kolaylaşmakta, maliyetler azalmakta. Belediye başkanı, mimarı, mühendisi, işçisi ile projeler geliştirip uygulamak inanılmaz kolaylaşmış bulunmakta. Tüm yapılması gereken proje üretebilen vizyonu olan kişilerle çalışmak.
Kürdistan şehirleri, şiddet olayları sebebiyle Türkiye'mizin diğer şehirlerine kıyasla daha geride. Bu adaletsizliğin bir an önce giderilmesi gerekmekte. Bu şehirlerdeki gelişim, Türkiye'nin diğer büyük şehirlerinin yükünü hafifletecektir. Devlet, inisiyatifi falanca aşiretin gücüyle seçilmiş, belediyecilikle alakası olmayan bir belediye başkanına bırakamaz. Merkezden gönderdiği uzmanlarla projeler hazırlayıp bu projeleri hayata geçirmek zorunda. Sivil hükümetin öncülüğünde işadamı İbrahim Çeçen ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi işbirliğiyle muhteşem işler yapılmış Ağrı'da mesela.
Model belli. Belediye başkanları ve şehrin milletvekilleri, iş yapanın önünde dikilmesin yeter.
**
Ne istediler de vermedik?
Siyaset; karşı grubun söylediği kelimelere, cümlelere farklı anlamlar yükleyerek ve durmadan burdan vurarak yapılmaz.
İnadına "biz yaparız" diyorsunuz, bu da insanlarda tiksinti uyandırıyor, bilesiniz.
Hükümet çevrelerinin Gülenistleri kastederek "ne istediler de vermedik" sözüne takılıp kalanlar, ya da bir tek bu cümleyi görmemizi, gerisine kör olmamızı isteyenler "ne istediler de vermedik" sözünün bir tek Gülenistlere söylenmediğini gizleyebileceklerini sanıyorlar.
Birbirinden farklı bir çok grubun isteklerinin bu hükümet tarafından toplumsal barış adına kabul edildiği doğrudur. Bunu cümle alem biliyor, dizane…
Sivil hükümet, cemaatlerin isteklerine evet demiştir. Kemalistlerin isteklerine evet demiştir. Türkçülerin, Kürtçülerin isteklerine evet demiştir. Alevilerin isteklerine evet demiştir. Ermenilerin, Süryanilerin, diğer azınlıkların isteklerine evet demiştir. "Biz kavgaya değil, uzlaşmaya geldik çünkü hepimiz birlikte Türkiye'yiz. Gelin eski alışkanlıklarınızdan kurtulun ve bu ülkenin gelişimi için birlikte çalışalım" demiştir. Bunu dediği, diyebildiği için 15 senedir küresel sermayenin hertürlü intihar saldırılarına rağmen ayakta kalmayı başarabilmiştir.
Ciddi bir "psikolojik üstünlüğe" sahip olduklarını kabul etmeliyiz.
Ne istemişlerse verilen gruplar ihanet etmişlerse, bunun suçlusu sivil hükümet sayılacak değil herhalde. Halkın ekseriyeti hükümeti haklı, eski alışkanlıklarını bırakmak istemeyen diğerlerini nankör olarak görüyor. Halkın neyi nasıl gördüğü ile ilgili akıllı siyasetçi bunun üzerinde durmasını bilir.
**
Söylenmezse eksik kalırdı
"Hêsan e ku mirov bibî yekî baş, lê ya zor dadmendî bûn e"
"İyi insan olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır"
-Victor Hugo-