Gazze’de çoğu bebek ve çocuk olan 70 bin Filistinli Müslüman’ın alçak katili olan Siyonist İsrail’in suç ortağı/destekçisi ABD, şimdi de haydutça Venezuela’ya saldırdı, Devlet Başkanı Maduro’yı esir alıp başkentine getirdi. Bir de uyduruk mahkeme kurdu. Elinde milyonlarca Kızılderili’nin kanı olan Vahşi Batı’nın bu azgın ülkesi, bunu fütursuzca petrol çalmak için yaptığını da açıkladı.
Dünya yeni bir eksene girdi. Artık haklının güçlü sayıldığı değil, güçlünün haklı kabul edildiği çirkin, iğrenç bir devire girdik. Bir ülkenin yeraltı zenginliğine çöken bu vahşiler güruhunun elebaşı, hayâsızca diğer ülkeleri de tehdit ediyor. Peki ne yapacağız? Maduro, 18 Nisan 2025 tarihinde “Netanyahu, 21. Yüzyılın Hitler’idir.” diyerek hakikati yüreklice ifade ettikten sonra bunların başına gelmesi tesadüf olabilir mi? George Bernard Shaw ne kadar haklıymış: “Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir.” Dünya artık hep tetikte olmalı.
Eğitimci yazar Dr. Sakin Öner’in Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları arasında çıktı. Kitapta bu geniş konu, dönemler hâlinde, milliyetçilik alanında yetişen şahsiyetler ve eserleri ile o devirde meydana gelen siyasi, sosyal, kültürel hadiselerin aynasında yansıtılıyor. Editör Erol Ülgen. Başyazıda “Beka Meselesi”ne ve devletlerin tarih boyunca yaptığı mücadele tarihine dikkat çekiliyor. Türkiye’nin coğrafi yeri mühim: “Asya ile Avrupa’nın buluşma noktasında stratejik bir konuma sahip olan bu Küçük Asya, coğrafyasını, bin yıl önce vatan yapan Türk milleti, dün de beka sorunu ile karşı karşıyaydı, bugün de beka sorunuyla karşı karşıyadır. Çünkü geçmişteki ezelî düşmanlarının, bugün de bu topraklar üzerindeki hesapları devam etmektedir. Türkiye, bu stratejik konumda bulunduğu sürece de düşmanı hiç eksik olmayacak, beka sorunu hiç bitmeyecektir.” Ve Türk dünyasının gözbebeği, yeryüzündeki masumların ümidi olan Türkiye’nin can düşmanı şöyle anlatılıyor: “Yüz yıl önce Türk milletini Anadolu coğrafyasının ortasında dar bir bölgeye hapsetmeyi planlayan ABD, bugün on binlere kilometre öteden gelerek Orta Doğu’ya yerleşmiş, güney sınırlarımıza dayanmıştır. Orta Doğu’yu yeniden yapılandırmak için, önce bu coğrafyanın iki güçlü devleti olan Irak ve Suriye’nin üniter yapısını bozmuştur.” Tespitler önemli: “ABD, Irak ve Suriye’den sonra İran’la da gerilim içinde olup, İsrail Filistin çatışmasında İsrail yanında taraf olmuştur.” 15 Temmuz’u unutmuyoruz. “Türkiye’nin bir ateş çemberi içinde olduğu”nu hatırlatan Sakin Öner, “Bekamızı düşünüyorsak, bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak, her türlü olumsuz gelişmeye karşı uyanık olmak zorundayız.” diyor. Yani açıkçası, daima teyakkuz hâlinde olmalıyız.
“Milliyetçilik bir milletin varlığını koruma ve savunma refleksidir. Milliyetçilik, her dönemde milletin yaşama, ilerleme ve varlığını sürdürme azim ve iradesini zinde tutan bir düşüncedir. Tarih, çocuklarını ve gençlerini millî dil, millî kültür, millî tarih bilgisi, vatan ve millet sevgisi ile yetiştirmeyen milletlerin, sonunun hüsran olduğunun örnekleriyle doludur.” Çok doğru. Çocuklarımıza çok iyi bir eğitim verilmesi gerektiğini vurgulayan yazar, “Millî dilimizi, tarihimizi ve coğrafyamızı çok iyi öğretmeliyiz.” dedikten sonra gençlerimizin teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri gerektiğini söylüyor. Yerli ve millî gençliğin yetişmesinde özellikle şair ve yazarlarımıza, sanatçılarımıza görev düştüğünü de ekliyor.
Türk milletinin, Çinliler, Hintliler, Endonezyalılardan sonra dünyanın en kalabalık dördüncü milleti olduğunu, Türkçenin Çince, Hintçe, İngilizce ve İspanyolcadan sonra yeryüzünün en çok konuşulan beşinci dili sayıldığını hatırlatan Sakin Öner, bugün Türkiye’nin öncülüğünde kurulmuş bulunan Türk Devletleri Teşkilatı’nın hayati ehemmiyete sahip olduğuna işaret ediyor.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin soylarını, dillerini, tarihlerini, kültürlerini, inançlarını bilinçli olarak sevmeleri ve bu muhteşem medeniyete canla başla sahip çıkmaları için kitabı kaleme aldığını belirten yazar, bu bilgi ve birikimin de dil ve edebiyat sayesinde elde edilebileceğini söyler. Kitap bir ömrün özü, birikimi, bereketi… Bir yönüyle kültür, bir tarafıyla edebiyat tarihi… Destanlar Devri’nden günümüze uzanan upuzun akış. Bazı başlıkları verelim: Milliyetçilik, Dil ve Edebiyat, Başlangıçtan İslâm’ın Kabulüne Kadar, İslâm’ın Kabulünden Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuna Kadar, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Tanzimat’a Kadar Milliyetçilik, 14. Asırdan Tanzimat’ın sonuna kadar öne çıkan şahsiyetler, bu edip ve şairlerin yer aldığı akımlar. Kitabın ikinci cildi, Tanzimat Sonrası Fikir Akımları’yla başlıyor: Osmanlıcılık, İslâmcılık, Batıcılık, Türkçülük. Türkiye Dışındaki Milliyetçilik ve Mümessilleri, Sovyetler’in Zulmüne Uğrayan Milliyetçi Şahsiyetler. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Kadar Milliyetçilik, Millî Edebiyat ve Temsilcileri, II. Meşrutiyet Döneminde Yetişen Milliyetçi Şahsiyetler. Sakin Öner, kendi zaviyesinden meselelere yaklaşarak bu eseriyle zor, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir çalışmaya imza atmıştır. Bizim sadece tanıtmaya çalıştığımız kitabı, farklı bakış açısıyla değerlendirenler de çıkacaktır. Sakin Öner Hocamıza emeği için teşekkür ediyoruz. Nice eserlere.