Şehir kitapları çok önemli ve değerlidir. Ömer Faruk Ergezen’in hazırladığı Ahlat Kitabı, tarihî şehrimizin envanterini veriyor.

Şehir kitaplarına çok önem veririm. Bugüne kadar yazılmış olan pek çok şehir kitabını etraflıca tanıttım. Zira bu kitaplarda, sözkonusu şehirlerin tarihî zenginlikleri kadar kültürel birikimi de aksettiriliyor. İlmî, edebî ve fikrî müktesebatı gözler önüne seriliyor. Bugünlerde yayımlanan Ahlat Kitabı Ömer Faruk Ergezen tarafından kültür hayatımıza kazandırıldı. Eser, Hece Yayınları arasında çıktı.
Önce Ahlat ile ile olan benim hususi bağımdan ve şehre olan sevgimden bahsedeyim. Şimdi hatıralara gitme zamanı… 1970’li yıllarda ben henüz çocuk iken bir kafile ile birlikte Ahlat’a gelmiştik. Memleketim olan Siirt’ten bir minibüsle yola çıkmış Bitlis’e geçmiştik. Oradan Tatvan’a varmış, ardından feribotla Van’a ulaşmıştık. İlk defa o yaşlarda böyle geniş bir seyahate çıkıyordum. Van’dan sonra Erciş ve Patnos’a geçmiş, oradan Muş, Adilcevaz, Ahlat ve Malazgirt’e kadar vasıl olmuştuk. Hatırladığım kadarıyla rotamız böyleydi. Ancak güzergâhta biraz hata yapmış olabilirim. Zira aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Eh hafıza bazen yanıltabiliyor. Ahlat ve Malazgirt’i gördüğümde ve Malazgirt Meydan Savaşı’nın burada kazanıldığını öğrendiğimde ilk düşüncem şu oldu: “Niçin buraya daha çok önem verilmiyor? Neden her yıl Malazgirt Zaferi kutlamaları yapılmıyor?” Şükürler olsun bu temennim ve hayalim yıllar sonra tahakkuk etti. Bugün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önayak olması, teşvik ve yönlendirmesiyle her yıl ağustos ayında bu topraklarda muhteşem törenler, unutulmaz şenlikler gerçekleşiyor. Geç kalınmış bir hizmet ama başladı ya… Buna da şükür… Bizim için teselli kaynağı ve sevindirici bir gelişme.
AHLAT KİTABI
Ahlat Kitabı’nın başındaki Sunuş’ta Ömer Faruk Ergezen kısa ve özlü bilgiler veriyor. “İlk yerleşimcilerinin Urartular olduğu bilinen Ahlat, tarihî bir şehir. M. Ö. 900’lü yıllara kadar götürülen tarihinde, Osmanlı Devletlerinin 1555’te Safevilerle imzaladığı Amasya Antlaşması’na gelene kadar, pek çok beyliğin hanlığın ve devletin ilgisini çeken şehir; savaşlar ve depremler le defalarca yıkılmış, yeni fatihlerinin çabalarıyla tekrar imar edilmiş, nüfusu yıkımlar ve toparlanmalara koşut biçimde azalıp artmıştır.”
Yazar, “Türk tarihi açısından Ahlat’ın özel bir yeri vardır.” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Anadolu’nun yurt tutulması sürecinde, Ahlat, bir çıkış yeri olarak belirir. Önce Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk hükümdarı Tuğrul Bey 1065’te ve daha sonra Sultan Alparslan 1071’de Malazgirt’i fethetmek üzere Ahlat’tan hareket ederler. Ahlat, Türklerin Anadolu’ya girişi ve yerleşiminde sıfır noktası değilse de Anadolu’nun kapılarının bütünüyle açılmasını hazırlayan önemli hamlenin hazırlık merkezidir.”
Bir Ahlatlı olarak doğup büyüdüğü ve sevgi beslediği şehre dair bir çalışma yapmak istediğini belirten Ergezen, bu hissi yıllardan beri içinde beslediğini ifade ediyor ve şu şekilde devam ediyor: “Böyle bir kitapta yazılarıyla yer almasını istediğim değerli yazarları, Ahlat’a davet ettim. Kısa süreli de olsa şehrin havasını teneffüs etmeleri, tarihî eserlerini görmeleri, şehre tanık olmaları için bir vesile oluşturdum. Ahlat bizi buluşturdu.” Ve böylece bir hayalden hakikat doğdu. Bu kıymetli eser vücut buldu. Sunuş’u okuyanların hemen kitabın sonundaki röportaja yönelmelerini tavsiye ederim. Zira burada da Mehmet Can Doğan’ın Ömer Faruk Ergezen ile “Ahlat Üzerine” yaptığı söyleşiyi göreceklerdir.

Geniş boyutlu mülakatta yazar, bize sadece kitabın serüvenini değil, kendi hayat macerasını da samimi bir şekilde anlatıyor. Ve Ahlat üzerine kaleme alınan yazılar… Şehir kitapları meraklıları hepsini okuyacaklardır ama Necmettin Turinay (Tarihî Mezarları ile Göklere Yükselen Büyük Sanatçıları ile hatırlanmayan Şehir Ahlat) ile Mustafa Everdi (Ahlat: Bir Kitap Yolculuğu) yazılarına ayrı bir ihtimam göstermeliler. İki usta yazarımız o etkileyici üsluplarıyla bize Ahlat’ı da, bütün şehir kitaplarını da sevdiriyorlar. Kitapta imzaları olan diğer yazarlarımız ve yazılarının başlıkları şöyle: İbrahim Demirci: “Ahlat Kelimesi Çevresinde Gezinti”, Enis Batur: “Görkemli Ahlat”, Mehmet Can Doğan: “Su ve Taş: Ahlat”, Alpaslan Azapağası: “Taşın Hafızası, Zamanın Adaleti Kadı Mezarlığı’nın Gölgesinde”, Emin Gürdamur: “Türklerin Taş Tabletleri, Ahlat Mezarlığı”, Mehmet Aycı: “Ahlat İçin Birkaç Cümle”, Faruk Uysal: “Taşın Hafızası”, Âtıf Bedir “İslâm’ın Ruh, Taşın Renk Verdiği Şehir: Ahlat”, Mehmet Kurtoğlu: “Malazgirt ve Ahlat”, Meryem Uguz Kaplan: “Ahlat’ta bir Sanatçı”, Zafer Gülsar: “Geçmişten Günümüze Ahlat Mutfağı”, Ali Necip Erdoğan: “Kırk Boncuk”, Kudret Ayşe Yılmaz: “Efsanenin Nakışladığı Çoban Hazinesi”, Emin Gürdamur: “Evliya Çelebi’nin Muhteşem Ahlat’ı”, Memduh Şevket Esendal: “Adilcevaz-Ahlat-Tatvan Otel Göl İdaresi”, Necati Aydoğan ile Söyleşi: Meryem Uguz Kaplan. “Baston Ustası Refa Gökbulak ile Söyleşi” (Meryem Uguz Kaplan).
BİLİNMEYEN İKBAL
Türkiye ile Pakistan arasında gücünü geçmişten alan büyük bir dostluk vardır. Şükürler olsun. ABD’nin İran’a yaptığı son saldırıdan sonra Pakistan’ın devreye girmesi gönüllere su serpmiştir. Bir adalet ve hakkaniyet ülkesi olan Pakistan gerçek bir İslam ülkesi olarak büyük takdir görüyor. Tabii ülkeler arasındaki dostluk ve işbirliğini sağlayan en önemli unsur da kültürel bağlılık. Hemen hemen aynı dönemde yaşayan iki büyük şair ve mütefekkir Mehmed Âkif ile Muhammed İkbal, bir bakıma bu iki özge ülke arasında gönül köprüsü kurdular. Dolayısıyla Pakistanlılar Âkif’i nasıl çok seviyorsa biz de de İkbal’i o oranda sever, benimser ve eserlerini okur istifade ederiz. Bilinmeyen İkbal kitabını derleyip çeviren Prof. Dr. Celal Soydan. Emek ürünü bir çalışma. “Ön söz”de Soydan’ın bazı tespitlerde bulunuyor. Mesela Mevlâna’nın İkbal üzerindeki tesirini hatırlatıyor ve diyor ki: “Muhammed İkbal’in entelektüel dünyası hem Doğu hem Batı düşünce mirasından beslenen çok katmanlı bir yapı sergiler. Onun felsefesi, şiiri ve toplumsal düşünceleri, çeşitli kaynaklardan beslenmesiyle şekillenmiştir. Mevlânâ Celâleddin Rûmî, onun manevi rehberi olarak şiirlerinde ve düşüncelerinde sıkça yankılanır; özellikle aşk veya aklın liderliği konusu tamamen Rumî’nin kılavuzluğund ailerlemektedir. Doğu’dan Sir Seyyid Ahmet Han, HAfız Şirazi, Abdülkadir Bidil, Abdülkerim Ciyli gibi figürleri İkbal fikriyatının oluşmasında önemli köşe taşları olarak görmekteyiz.” Kitapta farklı âlimlerin ve müelliflerin İkbal hakkındaki duygu ve düşüncelerinin bir kısmı, şu başlıklar altında okuyucuya sunuluyor: “İkbâl Psikolojik Bir İnceleme”, “Baba Olarak İkbal”, “Çocuklar İçin İkbal” “İkbal’in Yazmayı planladığı Kitaplar”, “İkbal ve Ekonomi”, “İkbal ve Yeni Oryantalizm”, “Hilafet Hareketi ve İkbal, “İkbal Demokrasi ve Monarşi”, “İkbal: Sosyalizm ve İslam” Okunması ve üstünde düşünülmesi gereken bir eser.
DİJİTAL SANATLAR
Dijital Edebiyatlar Dijital Sanatlar, Prof. Dr. Ömer Solak’ın eseri. Günümüzde hayatımızda ağırlıklı olan yer alan dijital kültüre dair yazılmış kıymetli bir eser. Yazarımızın Önsöz’ündeki şu satırları, eserin muhtevasını kısmen aksettiriyor: “Elinizdeki bu kitap, yirminci yüzyılın son çeyreğinde doğru, milenyumdan sonra âdeta bir patlama yaşayan dijital edebiyatları ve dijital sanatları ele alıyor. Konuyu belli başlı türleri, sanatçıları, akımları ve topluluklarıyla birlikte ve hepsinden önemlisi doyurucu görsellerle okur için somutlaştırıyor.”
Kitaptaki bazı konu başlıkları şöyle: “Dijital Kurgu ve Alt Türleri”, “Etkileşimli Kurgu”, “Sosyal Medya Anlatıları”, “İnteraktif Şiir”, “Spam Şiiri”, “Sosyal Medya Şiiri”, “Video Şiir”.
BELKIS İLE SÜLEYMAN
Günümüzün kıymetli öykü yazarı Ali Haydar Haksal’ın altıncı romanı, Belkıs ile Süleyman adını taşıyor. Arka kapak yazısından: “Haksal, Anzelha ile İbrahim ve Mum ile Pervane’de olduğu gibi bu romanında da İslam medeniyetindeki büyük edebiyatıyla birikimini taze bir duyarlıkla yeniden ele almakta. Merkezinde Kur’an kıssaları bulunan bu romanlar, günümüz insanının gündelik özlem ve kaygılarını, mesnevî dilinin imkânlarıyla farklı zaman katmanlarına taşımakta, böylece okuyucuya geniş bir kavrayış ufku sunmaktadır. Sıklıkla araya şiirin sızdığı Belkıs ile Süleyman, okuru, kendi zamanından kopmadan, mucizenin hayatın her ânını bürüdüğü bir peygamberin etkisine tanıklık etmeye, aşkın en saf hâlini görmeye, kuşların diliyle varlığın anlamını kavramaya davet ediyor.”
Hece’den çıkan diğer romanların isimleri ve yazarları şöyle: Bir Küçük Prenses (Frances Hodgson Burnett, Türkçesi: Şebnem Nantu), Yıldırım Yankısı (Noorullah Bahrami, Türkçesi Khadija Bahramiyan), Zimon Bavyer’in Davası Fesih (Bilgehan Taha Solak)
HAYATA UYANIŞ
Usta yazar İsmail Kıllıoğlu’nun hikâye kitabı Hayata Uyanış’ın 5. baskısı Hece’den yapıldı. Kitapta yazarımızın şu hikâyeleri yer alıyor: “Hazırlanış”, “Dolmuş”, “İlk Aldanış”, “Köyde”, “Su ve Cennet”, “Derin Gök Altında”, “İlk Arkadaş”, “Ali’nin Öyküsü”, “Büyük Kapıdan İçeri”, “Ve Bir Lamba”, “Huzurda”, “Uyanan Hayat”, “Tarla Yollarında”, “İlk Ölüm”, “Ayrılış”. Yayınevinden ayrıca şu hikâye kitapları okura ulaştı: Dünya Tozu (Kenan Yusuf), Kendi Sesini Kuşanan (Segâh Gümüş).