Yolcuya Nasihatler, Mücahit Kocabaş’ın ilk kitabı. Nefis bir kapakla okuyucuya ulaştırılan eser, Akıl Fikir Yayınları tarafından neşredildi. İnsanoğlu garip, nasihatlerden pek hoşlanmaz ama aslında herkesin/hepimizin, her zaman büyüklerin öğütlerine ihtiyacı vardır.

Yazar, İslam tarihi boyunca Hazret-i Ali Efendimizin İdarecilere Nasihatler ile Şeyh Edebâli’nin Osman Gazi’ye Nasihatleri’ne dikkatimizi çekiyor. Kocabaş kitabın ismini de şöyle açıklıyor: “İnsan, ezelden ebede yürüyen bir yolculudur. Dünya ise upuzun, inişli çıkışlı bir yoldur. Yol uzun, menzil uzak, yolcu ise nisyan ile maluldür. Bu nasihatler, o bitimsiz yolda yürürken ayağı taşa takılan, yönünü kaybeden ya da yorulan yolcunun heybesine konulmuş birer azık, karanlık çöktüğünde önünü aydınlatacak birer fener mesabesindedir.”

Eser, bizi kuşatıcı bir ayet ve hadisle karşılıyor. Asr Suresi’nden: “Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” Peygamber Efendimizin mübarek sözü ise özlü bir uyarıdır: “Din, nasihatten ibarettir.” Esasen Cenab-ı Allah ve Yüce Resul’umuz, buyruklarında bize daima nasihatlerin önemini anlatıyor.

Eser; Peygamberlerin, Sahabelerin, Erenlerin, İmamların, İdarecilerin, Meslek Erbabının, Edebiyatçıların, Anne ve Babaların Dilinden olmak üzere sekiz ana bölümden oluşuyor. Kâinatın Efendisi’nden Hazret-i Ali’ye ilk nasihati okuyoruz: “Yâ Ali! Mazlumun kalbinin kırılmasından sakın ki, Allah-u Teâlâ onun bedduasını, kâfir de olsa kabul eder. Yâ Ali! Borcu az et, rahat olursun.” Yüce Nebi’nin kızı Fatıma’ya öğüdü çok mühimdir ve aile saadetini devam ettirmek için temel prensiptir: “Ya Fatıma! Kocanın hatalarını başkalarına söyleme! Eğer söylersen, Allah-u Teâlâ sana gazab eder. Sonra melekler, peygamberler ve nihayet kocan sana gücenir.”

Resul-i Ekrem’in sahabelerden Ebu Zerr’e şu öğüdü çağlar üstü ve zamanlar ötesidir: “Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur.”

Eserin her sayfasını, inci mercan değerinde öğütler süslüyor. İşte Hazret-i Âdem’in Hazret-i Şit’e nasihati: “Ey Şit! Oğullarına söyle! Dünyaya ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler.” Ve Lokman Hekim’in oğluna tavsiyesi: “Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir.”

Hazret-i Ebubekir’in tebaasına hikmetli sözü: “Sorgulanmadan önce kendinizi sorgulayınız. Sabah akşam ne zaman sona ereceğini bilmediğiniz bir ecel peşinden koşmaktasınız. Faydalı işler yapmaya gücünüz yettiği müddetçe ömrünüzü değerlendiriniz, bu fırsatı kaçırmayınız.” Hazret-i Ömer’in bütün Müslümanlara tavsiyesi, bugün genelde ihmal ettiğimiz istişareye dairdir. Adaletin timsali buyuruyor ki: “Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişare et. Zira Allah: Mealen ‘Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar.’ buyurur.”

Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri ne diyor, kulak verelim: “Ey oğul! Bir mecliste bulunduğun zaman az konuş. Sana sorulmayan şeye cevap verme. Bir şey sorulursa cevabını bilmiyorsan, ‘bilmiyorum’ de. Bilmediğine, ‘bilmem’ demek ilmin yarısıdır. Eğer cevabını biliyorsan, kısa cevap ver. Sözü uzatma.” Ve İkinci Murad’dan oğlu Fatih Sultan Mehmed’e altın tavsiyeler: “Ey oğlum! Bir an bile olsa sakın adaleti elinden bırakma! Çünkü yüce Allah, âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana, kendi iradesiyle birtakım lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir, bunu unutma.”

Kitap boyunca öğütler bahçesinde dolaşıyor, nasibimiz olan meyveye yetişiyor, okuyup istifade ediyoruz. Halk ozanımız Karacaoğlan’ın nasihatleri kayda değerdir. Hem kulağa hem kalbe hoş gelir, okuyalım: “Dinle sana bir nasihat edeyim/Hatırdan gönülden geçici olma/Yiğidin başına bir iş gelirse/Onu yâd ellere açıcı olma/Mecliste arif ol kelamı dinle/El iki söylerse sen birin söyle/Elinden geçtikçe iyilik eyle/Hatıra dokunup yıkıcı olma.” Yazımızı Aziz Mahmud Hüdai’nin kelamıyla tamam edelim: “Yalancı dünyaya aldanma yâ hû,/Bu dernek dağılır divan eğlenmez./İki kapılı bir viranedir bu,/Bundan konan göçer, konuk eğlenmez./Ömür tamam olup defter dürülür,/Sırat köprüsü ve mizan kurulur,/Hakk’ın dergâhında elbet durulur,/Buyruğu tutulur ferman eğlenmez.” Yolcuya Nasihatler elimizin altında olmalı, ona sık sık göz gezdirmeliyiz. Okumakla kalmayıp bu hikmetli sözlerle amel etmeli, öğütlere, nasihatlere kulak vermeliyiz. Unutmayalım: “Din nasihatten ibarettir.”

ASIRLIK GECE

Son yıllarda en güzel filmlere imza atan TRT’miz, şimdi de unutulmayacak muhteşem bir belgeseli seyirciye sunuyor. Cuma akşamları gösterilen “Asırlık Gece”de, 15 Temmuz’daki korkunç ihanet ve alçaklık anlatılıyor; o gece yaşanan olağanüstü mücadeleyi gözler önüne seriyor. Hüseyin Aydın'ın aynı adlı eserinden uyarlanan yapım, darbe girişiminin hazırlık sürecini, önemli dönüm noktalarını ve yaşanan hadiseleri belgeler ve şahitler ışığında ekrana taşıyor. Bir milletin dirilişini ve direnişini mutlaka seyretmeli, çocuklarımıza da seyrettirmeliyiz. Zira unutulan ihanet, tekrarlanır. Bunu unutmayalım!