Harita…

Hatay-Tahran hattı…

Suriye, Irak, İran…

Doğu-Batı hattı…

Türkiye 15 Temmuz’da zafere ulaşamasaydı, Suriye’de terör koridoru kurulmuş şimdi de

Hazara’a dayanmış olurdu.

ABD silahlarını terör örgütleri üzerinden İran’a ulaştıramadı. Çünkü Türkiye terör unsurlarını hareket edemez hale getirdi. İran’ın direnmesinin ve Tahran’ın düşmemesinin en büyük sebebi budur.

Hürmüz’den Tahran’a ulaşamayan işgal güçleri tam anlamıyla körfezin sularına gömüldü. Aksi halde Emperyalizmin vekil güçleri, Irak’ın kuzeyinden İran’ın kuzeyine ulaşabilseydi, İran kanlı bir iç savaşın içine itilmiş olacaktı. Dolaysıyla bölge ve dünya bambaşka bir girdaba sürüklenirdi.

Terörsüz Türkiye, emperyalist planları bozmakta. Bundan dolayı soykırımcı İsrail, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında ileri geri konuşuyor.

Çünkü güçlü bir Türkiye, barış ve huzurun teminatıdır. Bu da kandan, katliamdan, soykırımdan ve gözyaşından beslenen, paranoyak İsrail’in kâbusudur. Barıştan besmele duymuş şeytan gibi kaçmaktadır. Öldürmeyi inanç haline getirmiş, devletleşmiş katiller topluğudur, İsrail.

İsrail, İsrail’dekinden daha güçlü olduğunu iddia ettiği dönemlerde Türkiye’de darbeler yaptırdı. Türkiye’nin farklılıklarını birer çatışma aparatına dönüştürmek için etki ajanları dahil tüm araçlarını tepe tepe kullandı. 1997’de 28 Şubat sürecinde koalisyon hükümetlerinin hangi partilerce kurulacağına kadar burnunu sokmaya çalıştı.

***

Yine aynı senaryoyu uygulamaya çalışıyorlar…

Erken seçim…

1990 Ağustos…

Saddam’a Kuveyt’i işgal ettirdiler.

17 Ocak 1991’de ABD öncülüğünde 37 ülkeden oluşan koalisyon güçleri 1’inci Körfez Savaşını başlattıklarında Türkiye’nin gündemi bambaşkaydı: Erken seçim…

O gün Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığının meşru olmadığını iddia edenlerin bugünlerde de aynı gerekçeleri ileri sürmeleri ne kadar masumdur.

FETÖ elebaşı Özal’ı “Milletin Yolunu Kesen Kanlı Kâbus” başlıklı tehdit yazısı yayımlıyordu.

Ekim 1991’de Türkiye erken genel seçimlere gitti. Koalisyon dönemleri başladı. Terör örgütüyle iltisaklı kişiler, ana muhalefetin listeleriyle Meclis’e taşındılar.

Bölgede sınırlar yeniden çizilirken Türkiye, faili meçhul cinayetler ve terörle meşgul ediliyor, toplum cepheleştiriliyordu. 28 Şubata ve ekonomik krizlere böyle sürüklendi. Terör örgütü Bekaa’dan yanı başımıza Kandil’e böyle taşındı.

Şimdi temcit pilavını yine dayatmak istiyorlar…

Senaryo aynı…

Aynı delikten yine sokulacak mı bu ülke?

***

ABD’nin dünyaya yeni sürpriz krizi; Hürmüz’ün kapatması…

ABD Hürmüz’ü kapatmakla, “Hürmüz’den petrol almıyoruz. Siz gidin petrolünüzü alın.” diyerek İsrail’le birlikte yaptığı soykırım davetine icabet etmeyen Avrupalı müttefiklerini cezalandırıyor.

ABD/İsrail ve İran savaşı tüm ittifakların çökmesine sebep olacaktır.

ABD başta olmak üzere Avrupa kamuoyu İsrail güdümlü politikaları çok keskin bir şeklide sorgulayacaktır.

Türkiye’nin güçlenmesi, barış ve refahın teminatıdır.

Terörsüz Türkiye, parçalanmamış İran, Suriye, Somali, Libya demektir.

Herkesin bundan ders çıkarması mecburiyeti vardır.

Farklılıklar zenginliktir.

Barış ve refah hayatın yegâne gayesidir.