Ülkemizin geliştirdiği yepyeni bir teknolojiden imal edilen savunma sanayi ürünleri Urfa Gap Hava Limanında sergilendi. Urfalıların ilgisi çok yoğundu. Bir buçuk milyon civarında insanın bu teknolojiyi görmek için daha evvel mükemmel bir şekilde hazırlanmış devasa bir alana kafileler halinde gelmeleri halkımızın bu işe ne kadar ehemmiyet verdiğinin açık bir göstergesidir.

Bazı kendini bilmezler böyle bir şey yok, bunlar soba boruları diyerek milletin gözünün içine baka baka utanmaz ve arlanmaz bir şekilde yalan söylemeleri ise izahtan varestedir.

Halkımız bu kocaman yalana yaptığı eylemle bir şamar vurduğu gibi, sergilenen harika savunma sanayini bizzat görerek bu olaya şahit oldular.

Her ne ise yalancıları kendi dünyaları ile baş başa bırakıp sadede gelelim.

Geçmişte başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden ve hatta İsrail'den güya savunma sanayi ile ilgili uçak tank ve daha birçok alet ve edevat alıyorduk. ABD bize miadı dolmuş, birçok tank, top vs, gibi makineler verirdi. Bunların en az yarısı yollarda kalır, tamirden kurtulmaz, yakıt bakımından en ağır bir bedel ödemeye mecbur kalırdık. Masraf üstüne masraf yapılırdı.

ABD’nin verdiği uçaklar sanki sizin değildi. Birkaç ayda bir mutlaka şu parçaları değiştireceksiniz diye antlaşma yapılırdı. Şayet bu antlaşmaya uymazsanız uçağınız havalanamazdı. Çünkü bütün uçakların yazılımları onların elindeydi,

Hatta bununla da kalmazdı, askeri araçların, tank ve uçakların bakım ve onarımı İsrail’de yapılırdı. ABD bize bunları satmıştı ama aynı zamanda bizi İsrail'e de mahkûm etmişti.

Almanya'dan da bazı tanklar almıştık. Onlar da bize, bu tankları her yerde kullanamazsınız diye şart koşarlardı. Paranızla aldığınız silah ve mühimmatlar sanki sizin değildi. Asker sizindi ama elindeki makineli tüfek bile sizin değildi.

Askerlik yaparken elimize verdikleri G3 silahları ABD malıydı ve oradan ithal edilmişti.

Böyle bir durumda bağımsız olduğunuzu iddia etmeniz ne kadar inandırıcıydı?

Güya anarşizme karşı kullanmak üzere heronları İsrail'den almıştık. Heronlarla yapılan mücadelenin tamamı aldatıcıydı. Heronların hedefleri tutmaz, boş yere bombalar atılır ve hareketinizin tamamı boşa giderdi.

Son yirmi yılda, şu an için en az yüzde sekseni yerli kaynaklarla yapılan, tank, helikopter ve insansız hava uçakları ve diğer savunma ürünleri, batı dünyasına olan bağımlılığı, bağımsız hale getirdi.

Halkımız ayakaltında kaldığımız bu günlerin acısını yaşamış ve bunları biliyordu. Onun için Teknofest’e olan ilginin temelinde bunlar yatıyordu. Tek kelime ile BAĞIMSIZLIK. Teknofest’te bu muhteşem teknolojiyi görenler bambaşka bir dünyaya yolculuk yapıyordu. Bütün bu sevinçler bağımsızlığın heyecanıydı. Bir halk teknofest’te birleşerek yan yana gelmişti,

Üniversitelerimiz artık ayağa kalkmış ve bu teknolojiyi daha ileriye götürmek için harıl harıl çalışıyor. Çünkü üniversite gençleri de oradaydı. Sayın Reisicumhur Tayyip Erdoğan geçen cumartesi günü bir günde üç miting yaptı. Birisi Teknofest’te, biri 2000 yataklı hastanenin hizmete girmesinde ve bir diğeri de parti binasının açılışında idi. Dolu dolu kalabalıklar meydanları doldurmuştu. Evet, bu da, Urfa için bir ilkti ve bir günde üç miting yapılmıştı.

Bu olayı kısaca arz ettim. Genişletirseniz üzerinde yüzlerce makale yazılabilir.

Başarı tüm milletindir ama öncülük yapanların da hakkını teslim etmek lazım. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Hz. Peygamber, ta o zaman şöyle buyurmuştu. Bir toplum veya devlet iki şey üzerinde durur. Biri kılıç diğeri kalem. Kılıç askerdir güçtür, kalem ise ilimdir.

Allah'a emanet olun.