0

15 Temmuz gecesi tarihin gördüğü en alçak saldırıya karşı topyekün bir uyanışa geçen milletimiz, bütün bir cihana vatan nedir, millet nedir, milli ruhun uyanışı nasıl olur gösterdi elhamdülillah.

En başta ABD'nin, NATO'nun, İngiltere'nin, Almanyan'nın da dahil olduğu bütün bir cihanı köleleştirmeye çalışan Siyonizm'in uşakları emperyalist ülkelerin taşeronluğunu yapan FETÖ örgütüne karşı verilmesi gereken ceza da zerre müsamaha gösterilmeden verilmeli.

Türkiye üzerine salınmak istenen batı güdümlü DAEŞ, PKK, PYD, ESED, ne varsa hepsinin ipini elinde tutan, taşeron olarak kullanan emperyalist ülkelerin elinde FETÖ kadar tehlikeli başka bir taşeron daha yoktur. Onların kökleri kazınmadan, izleri silinmeden İslam Alemi'nin rahat nefes alması düşünülemez. Eski Haşhaşiler'in nesli kazınmadan nasıl ki Osmanlı dirilemedi ise bu Yeni Haşhaşiler'in kökü kazınmadan da Yeni Türkiye dirilemez.

Bu taşeronları kullananlara anlayacakları şekilde, diplomasinin en keskin dili kullanılarak ültümatomlarla cevaplar verilmelidir. Bir saniye bile durma lüksüne sahip değiliz.

Bütün kirli oyunları ile üzerimize gelmiş "Tek Dişli Canavarlara" müsamaha verilmemelidir. Bizim zayıf olduğumuzu farkettikleri anda daha güçlü bir şekilde saldıracaklarından hiç kuşkumuz olmasın.

15 Temmuz'a kadar içten içe bizi kemirmeye çalışan bu örgütün militanları, şimdi aynı kadroları ile birlikte bütün emperyal ülkelerin kirli emellerine hizmet edebilmek adına hertürlü dışardan gelecek tehditlerde baş aktör olarak çalışacaklar, gizliden yaptıkları düşmanlıklarını artık açıktan yapacaklardır. Medya gücünü kullanarak, algı operasyonları oluşturmak isteyecekler, gizli toplantılar yaparak halkları bize karşı düşman yapmaya çalışacaklar. Yapmaya da çoktan başladılar bile.

Şu anda bu sinsi tehdit dünyanın farklı kıtalarında, her bir ülkede paralel devlet yapılanmaları ile çalışmalarını devamettiriyorlar, kulis çalışmaları ile ülkelerin üst düzey diplomasisini etkileyip algı operasyonlarına çoktan başladılar bile. En basiti Malezya'da bu böyle. Bu yüzden Büyükelçiliklere, Konsolosluklara hassas görevler düşüyor.

Nasıl ki bir Amerikan Büyükelçisi bir devlet gibi hareket edebiliyor, bakanları, başkanları, ekonomiyi etkileyebilecek açıklamalar yapabiliyor, toplumu ve siyaseti etkileyebiliyorsa, bizim Büyükelçilerimiz de aynı güçte, aynı özgüvende sorumluluğunun şuuruyla hareket etmelidir. Bulunduğu ülkede vatan savunması yaptığının şuurunda diplomatik atılımlarla kulis çalışmalarına girmelidir. Bu şekilde ancak FETÖ örgütünün algı opersasyonları bir anlamda karşılıksız kalabilir.

Bu Yeni Haşhaşiler kurdukları paralel yapı ile bulundukları ülkelerde sayıca az olmalarına rağmen milletvekilerini, bakanları, işadamlarını, adademisyenleri kendi dünyalarında afsunlamış bir şekilde kontrol edebilmekteler. Gizli operasyonları için hazırlamaktalar. Bunları önlemenin yolu ülkemizi Cumhurbaşkanımız adına temsil eden Büyükelçilerimizin çok yönlü çalışmalarına bağlıdır.

"Su uyur düşman uyumaz" gerçeğinin en bariz örneğini şuurunu kaybetmiş bu güdümlü hizmetkarlarda görebiliriz. Dünya'nın farklı ülkelerinde özellikle İslam ülkelerinde yuvalanmış bir vucudu içten içe yiyen tenyalar gibi sinsice çalışmaktalar, bulundukları toplumu hizmetkarı oldukları güçler için zayıflatmakta, uyuşturup hizmetlerine almaktalar.

Şimdi Allah'ı (cc) arkasına almış 79 Milyon askeri güce sahip yeryüzünde başka bir ülke daha olmadığına göre, korkacak, endişeye kapılacak hiçbir nedenimiz yok. Ama çalışmak ve tedbirimizi almak zorundayız.

Emperyalist güçlerin tamamının içinde olduğu bütün İslam düşmanları bir plan kurdular, Allah (cc) da onların planlarını bozdu.

Şimdi bu hain başkaldırıya, ihanete soyunanlara, başta FETÖ örgütüne ve tasmasını elinde tutan dış güçlere hakettikleri cezanın hiç bir korkuya ve endişeye kapılmadan OHAL'in verdiği hukuk gücü ile yapmanın zamanıdır. II. Abdülhamit Han'ın düştüğü hataya düşmeden, ihanete karışanlara acınmamalıdır.

Henry Kissinger eski ABD dışişleri bakanı diyor ki "Biz ABD olarak niye güçlüyüz biliyor musunuz? Bizler aramızdaki vatan hainlerini öldürürüz. Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini ise, birer kahramana dönüştürüp, ülkelerinde önemli yerlere getirtiriz."

Şimdi düşmanın silahı ile silahlanma vaktidir.

Batının içimizde büyüttüğü vatan hainlerini öldürmeliyiz. Askerse kurşuna dizilmeli, sivilse idam edilmelidir. Bunun başka yolu yoktur. Haine acımak düşmana hizmettir.