Hiçbir yeniliğe peşin hükümle yaklaşmamak gerek. Ben de teknolojideki gelişmelere genelde olumlu bakarım. 2000’li yıllarda kültür sanat sitesi Sanatalemi’ni kurduğumda pek çok kişi şaşırmıştı. Galiba haklı olarak, “Bir edebiyatçı teknolojiden ne anlar?” diye düşündüler. O sitemiz düzenli ziyaret edilen bir mecra oldu, 40 köşe yazarımız istikrarla yazdı. Siteyi bilahare ESKADER’e hibe ettim.
Günümüzde yapay zekâ gündemde. Pek çok kişi, bu konuda hüküm veriyor; müspet veya menfi olarak görüşünü açıklıyor. Esenler Belediyesi, geçen yıl kültür sanat sezonunun açılışında yapay zekâ marifetiyle hazırlanan “Cemil Meriç” filmini göstermişti. Herkes gibi ben de o filmi beğenmiştim. O günden beri, bu teknoloji ile pek çok ilim, fikir ve sanat insanının filmi yapılabilir diye düşündüm. Cuma akşamı aynı belediyenin Kadir Topbaş Kültür Merkezi’nde bir töreni vardı. Belediyemiz, kültür sanat sezonlarını tarihî şahsiyetlere atfetme geleneğini sürdürüyor. Bu sene ana tema merhum Sezai Karakoç’tu. Gece, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından yapay zekâ teknolojisi ile hazırlanan, Sezai Karakoç’un hayatını ve düşünce dünyasını anlatan bir animasyon filmi gösterildi. Sezai Karakoç, isabetli bir tercih. Üstad hakkında sene boyunca muhtelif mekânlarda çalışmalar düzenlenecek. Diriliş Nesli’nin öncüsü, şair, yazar ve mütefekkirimiz, inşallah yeni nesillere, bilhassa okullarda okuyan çocuklarımıza hakkıyla, mükemmel biçimde tanıtılır; eserleri okutulur.
Kültür ve sanata verdiği değer ve önemli ile temayüz eden Esenler Belediyesi Başkanı M. Tevfik Göksu’nun konuşması özlüydü, dinleyicilerin takdirini kazandı. Sezai Karakoç’un fikirlerini ve eserlerini toplumun farklı kesimleriyle buluşturmayı hedeflediklerini belirten Göksu, şunları söyledi: “Dünya hayatını kendisine bir sürgün olarak tarif eden, insanın fıtratında var olan cesareti diriliş olarak tanımlayan; büyük bir medeniyet işçisi olarak şiir ve edebiyatla düşüncelerini yüreklere nakşeden Sezai Karakoç ile sezonumuzu taçlandırıyoruz. Karakoç, sadece bir şair değil, büyük bir medeniyet işçisi. Bu yıl Esenler’de 125 bin hanede Sezai Karakoç okunacak. Bu yıl sabah akşam Sezai Karakoç diyeceğiz.” Turgut Cansever’in “Şehri imar ederken şehrin insanını, neslini ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” sözünü nakleden Göksu, Esenler’de geçmişte kültür sanat faaliyetleri için 250 koltuk varken bugün 13 bin koltuğa ulaştıkları müjdesini verdi. Ardından merasime katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, salondakilere hitap etti. Mühim meselelere temas eden Çelik’in konuşması güzeldi. Dilini, düşünce birikimini ve kültürel mirasını koruyamayan toplumların kendi tarihleriyle sağlıklı bir iletişim kuramayacağını belirten Çelik, geçmişin düşünürleri ve eserleriyle bağ kurmanın bugünü anlamak açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Bugün en büyük direniş kültürel direniştir. En büyük savaş, kavramların savaşıdır. Kültür ve sanat faaliyetleri, özellikle gençlerin tarihleriyle, dilleriyle ve medeniyet birikimleriyle bağ kurmaları açısından büyük önem taşıyor. Kültür sanat bir eğlence faaliyeti değil, bir varoluş faaliyetidir, bir diriliş faaliyetidir.” diyen Çelik’in şu sözleri dikkat çekiciydi: “Biz insanlığa diyoruz ki: Yapay zekâyla adam öldürenlere karşı dirilişle cevap veriyoruz. Ellerindeki en yüksek teknolojik silahlarla insanın zihnini çalmaya çalışanlara karşı medeniyet tasavvurumuzla cevap veriyoruz. Sevdiklerimizi çalmaya çalışanlara karşı fikrimizle, düşüncemizle, imanımızla ve özgüvenimizle cevap veriyoruz. Doğu da bizimdir, Batı da bizimdir.”
Ömer Çelik’in paylaştığı bir hatırası, benim ‘yapay zekâ’ya bakışımı kökten değiştirdi. Şöyle dedi: “Geçenlerde yapay zekâya sordum: -Yanlış işler yapan İsrail hakkındaki görüşün nedir? Yapay zekâdan gelen cevap şöyle oldu: -Bu çok kutuplaştırıcı bir soru!” Bu konu beni bir hayli düşündürdü. Demek ki yapay zekâ, Siyonist soykırımcı İsrail terör örgütünün aleyhindeki bir kanaate katılmıyor. Katilin, hırsızın, soykırımcının yanında duruyor. Çünkü yapay zekânın başında, aynı zihniyetin sahipleri vardır. Peki ne yapmamız gerekiyor? Cevabı kolay: Millî savunma sanayiimizi kurduğumuz gibi yapay zekâda da kendi değerlerimizi hâkim kılmalıyız. “Yerli ve millî yapay zekâ”yı yapabilecek kudrete de sahibiz. Allah’ın izniyle bu da olacak.
Cumartesi günü Abdurrahman Şen, Fatih’te Hekimoğlu Ali Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlediğimiz “İstanbul Sohbetleri”nde “Dünden Bugüne Kültür Anlayışımız”ı anlattı. Pazar günü Can Alpgüvenç, Yeni Dünya Vakfı’nın Genel Merkezi’nde “Mihrişah Vâlide Sultan”ın hayatını ve hizmetlerini dile getirdi. Pazartesi günü Cağaloğlu’ndaydık. Nurettin Taşkesen’in, Bâbıâli’de yeni başlayan “Yeni Dünya Sohbetleri”nde anlattığı “Sultan Abdülhamid Han’dan Günümüze Filistin Davamız” hitabesini dinledik. Her üç yazarımızın eserlerini bütün okuyucularıma tavsiye ediyorum. Özümüze dönüş yolunda çok kıymetli faaliyetler düzenleniyor, toplantılar yapılıyor. Ve bu hayırlı gayretler, toplumumuzdan ilgi görüyor. Şükürler olsun.