Dünya bir misafirhane, bekleme salonudur. Asıl seferimiz ise ahiret yurdunadır. Vademiz doluncaya, nefesimiz tükeninceye kadar bu fani âlemde oyalanıp duruyoruz. Gazetemizin güzide mensubu kıymetli kardeşimiz Yasemin Sarıtemur da dünya göçünü topladı, sonsuzluk kervanına katılıp ahiret yurduna doğru yola çıktı. Cahit Hınıslıoğlu’nun “Yasemin Kardeşimin Ardından” başlıklı yazısını okumuşsunuzdur. Keder yüklü, hicran dolu, hüzünlü bir ağıt gibidir.

Yıllar önce gazetemizin bir iftarında görüşmüştük, bir daha karşılaşmak nasip olmadı. Editörüm olduğu için sıklıkla haberleşirdik. Bazen telefonda ama genelde internet üzerinden. Yasemin Hanım benim ilk okuyucumdu. Çünkü köşem için yazdıklarımı önce onunla paylaşırdım. Görüşünü önemserdim. Yazıyı aldığını belirtirken bazen duygu ve düşüncelerim hakkındaki fikirlerini de beyan ederdi. Söyledikleri mühimdi. O mektupları muntazaman sakladım. Bugünlerde tamamını, gözlerim yaşararak yeniden okuyorum. Yazıyı alan Yasemin Hanım mutlaka teşekkür ederdi. Kibardı, nazikti, inançlıydı. 2 Kasım 2021 tarihinde yazımı sormuştum. “Bu sabah başladım. Adapte oldum şükür. İlk sayfamın köşesi sizin yazınız oldu. Edeple edebiyatla yaptık açılışı.” demişti. 4 Ocak 2022 tarihli şu satırları da kayıtlı: “İçeriden ekonomik sorunlar, ateist deist sapkın tayfanın kışkırtmaları, ahlaki çöküntü vs. derken ve küresel ölçekte yaşanan kaosun gölgesinde nefes almaya çalışırken, ferah bir yazı kaleme almışsınız. Şu cümleniz çok manidar. “Emperyalist ülkelerin büyüğü, sığır çobanları için binlerce kovboy filmi çekerken, dünyaya insanlığı öğreten ecdadımızı biz yeni yeni tanıyoruz.”

Mektuplarının sonunu dua ile tamamlardı. Allah’a yakarmayı unutanlara inat dili dualı, kalbi imanlıydı. Türkiye’de geçmişteki başörtüsü zulmünü yazmıştım. 11 Kasım 2022 tarihinde şu yorumu yapmıştı: “Hüzünlü dönemi-dönemleri kaleme almışsınız. Şükür ki kara dönemlerden kurtulduk. Kardeşlerim sorunsuz şekilde eğitimini sürdürüyor. Ama bazı zihinlerdeki kalıntılara zaman zaman şahit oluyoruz. Allah ümmetin yardımcısı olsun, doğru yoldan ayırmasın.”

7 Haziran 2022’de yazdıkları şöyle: “Yazınızı aldık teşekkürler. ‘Önce talebeyiz şu yeryüzünde. Sırtımızda heybe, elimizde asa, önümüzde geniş ufuklar.’ demişsiniz. Hayat boyu öğrenciyiz, farklı sınıflarda. Herkesin hikâyesi farklı bir dünya… Ben son 2 yıl hayatımın en kaotik dönemindeyim. İlk önce, lösemi tanısı alan annemi 48 saatte toprağa verdik. Birkaç ay sonra babamı kovid19’dan kaybettik. Küçük kardeşim çok çalıştı ve en büyük ideali olan tıp fakültesine başladı. Ama ilk hafta hastalandı, ms teşhisi konuldu. Hem hasta hem doktor adayı. Erkek kardeşim de hidrosefali teşhisi ile çok kritik bir ameliyat oldu. Şifayı buldu şükür. Altın vuruş da benden geldi. 10 yıl önce kurtulduğum beyin tümörüm hortlamış yine. Şimdilik etkisiz ama ilerisi öngörülemiyor. Şu bir gerçek ki, imtihandayız. Her şeye rağmen karanlıklar aydınlığa çıkıyor. Hamdolsun ki dermanı veren şifayı da veriyor. En nihayetinde aciziz ve dünya hâli.” Cevabım: “Bu çekilen sıkıntılara rağmen tevekkülünüz olağanüstü. Şükürler olsun ki o dirayeti, sabrı gösteriyorsunuz. Allah şifalar ihsan etsin inşallah. Selam ve dua ile.” Fatih’ten bahsetmiştim bir yazımda. Yorumu: “Hocam merhabalar. Yazınızı aldık teşekkürler. Eski Fatihli olarak yazınızı keyifle okudum.” 12 Nisan 2022’de TRT’deki “Gönül Dağı” dizisinin başarısına temas etmiştim. Sevincini şu satırlarla belirtmişti: “Bu hafta örnek yapımlardan Gönül Dağı’nı kaleme almışsınız. Benim tv ile aram yok. Ama Gönül Dağı’nı hane halkım beğeniyle izlemekte. Konusu ve ahlakı itibarı ile farklılık gösteren bu diziyi kardeşlerim beğeniyle izliyor. Yazınız onları da sevindirdi.” 18 Şubat 2023’te sağlığını sormuştum. Ondan beni sevindiren şu cevap gelmişti: “Hamdolsun daha iyiyim hocam. Kemoterapimin ilk seansı tamamlandı şükür. Yenisi başlayana dek rahatım şimdilik tabii. Kanseri yenmeyecek, şifa bulacağım inşallah.” 20 Temmuz 2021’de çocukluk hatırasını anlatmıştı: “Hocam merhabalar. Yazınıza istinaden söylemek isterim. 90’larda 5. sınıftan sonra ortaokul öncesi 1 yıl Fatih Kur’an Kursu’na gitmiştim. (Bizim zamanımızda ortaokul mefhumu vardı malum) Şu bir gerçek ki, hayatımın en güzel yılıydı. Çocuktum ama içim müthiş huzurluydu. Benim gibi kursa giden arkadaşlarımın da durumu aynıydı. Şu bir gerçek ki çocukların eğitimi çok önemli. Ağaç yaşken eğilir misali. Zaten küçükten öğrenilen-hafızaya kazınanlar unutulmuyor.” İçime acı dolduran bir başka mektubu: “Bana dua edin. Haberiniz muhtemelen yoktur. Yıllar önce şifayı bulduğum beyin tümörü yeniden belirmiş, doktorum ‘Ameliyat şart.’ dedi. Planlama yapılacak haber bekliyorum. Rabbim ömür verirse 40’ları 45’leri ve daha sonrasını görürüm. Aksi hâlde 30’larda...” Yine yürek yakıcı satırlar: “Ben uzun bir süredir çalışamıyorum. Kasımda ameliyat oldum. Beyin kanseri tanısı aldım. Kemoterapim sürüyor. Dua bekliyorum.” O, çok zor bir hayatı yaşadığı hâlde, “Hamdolsun.” diyebilenlerdendi. Çile içinde azmin, ağır hastalığa rağmen imanın, endişe yerine tevekkülün, sabrın ve şükrün sembolü oldu Yasemin Hanım. İletişim fakültelerimiz çoğaldı. İyi bir hocamız, cevval bir talebesine şöyle bir tez yaptırmalıdır: “Mükemmel Bir Gazeteci Örneği: Yasemin Sarıtemur”. Tezleri taçlandıracak böyle bir çalışma için hocamıza teşekkür edeceğiz. Rahmetlinin ‘rol model’ olan hayatı, üniversitemize, basın dünyamıza ve gençliğimize ciddi katkılar sağlayacaktır, bekliyoruz. Bir mektubu, “Rabbim imanla yaşamayı ve o hâl üzerine ölüp ebedî saadete erişmeyi nasip etsin inşallah.” diye bitiyordu. Ah kardeşim, âmin binlerce defa âmin. Temiz ruhuna Fatiha’lar Yasin’ler okumak vazifemizdir. Mekânın cennet, menzilin mübarek olsun inşallah.