Dünyanın baş belaları ABD ve İsrail için ‘sonun başlangıcı’ göründü. “Yenilmezlik efsaneleri” bitiyor, “dokunulmazlık”ları sona eriyor.

Biz Müslümanlar iman etmişiz ki “Küfür sürse de zulüm asla devam etmez. ABD’nin desteğiyle ve işbirliğiyle Gazze’yi kana bulayan soykırımcı Siyonist İsrail, bu sefer çuvallıyor. Sözde ‘dünyanın en büyük gücü kabul edilen’ ABD’nin himayesinde ve onunla birlikte İran’a saldıran İsrail’de insanlar her gün sığınaklara koşuyor. Müslümanların kutsal mabedi Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatan ruh hastası Netanyahu ve alçak ekibi, kaçacak delik arıyor. Şüphesiz hem Trump hem de Netanyahu büyük bir bunalım içinde. İçine girdikleri bataklıktan kurtulmaya çalışıyorlar. Bilhassa Trump her gün zırvalayarak, çelişkili konuşarak acizliğini gösteriyor. Kendi halklarından ve ordularından tepki büyük. ABD Efsanesi, tam anlamıyla sona eriyor. Bu bakımdan gördüğüm savaşın önemi büyük. Artık müttefikleri bile bu hormonlu, milyonlarca Kızılderili ve Zenci’nin katili ülkeye güvenmiyor. Avrupa ülkeleri eskiden olduğu gibi kayıtsız şartsız zulmüne ortak olmuyor. Dünyanın bu zehirli, baş belası ikilisinin topraklarında halklar isyan içinde. Şüphesiz bu yönüyle harbin hayra vesile olacağını düşünüyorum. Osmanlı’nın güzel tabiriyle “Bu kahırdan inşallah lütuf doğacaktır.” Başta İslam âlemi ve bütün hür dünya uyanışa geçiyor. Güvenilen ‘güçlü’ ülkenin kendisini bile koruyamadığını görüyorlar. Uçakları ve helikopterleri İran tarafından peş peşe düşürülüyor, pilotları kayıp! Şükürler olsun.

İSLAM BİRLİĞİ KURULACAK

Yüzyıllardan beri, başta İslam âlimleri olmak üzere bütün Müslümanların ortak rüyası ve hülyası olan ‘İttihad-ı İslam’, eninde sonunda kurulacak. Zira ABD’nin ipini elinde tutan İsrail terör örgütü, artık sadece Müslümanların değil bütün dünyanın hedefi hâline gelmiş bulunuyor. İslam ülkelerinin halkları, bu gerçeği çoktan gördü. Şimdi bir kısmı ‘ABD esareti’ altında olan yöneticilerinin görmesini bekliyoruz. Siyonizm’e biat eden kralların sonu pek yakın! Ya doğruyu bulup tasmalarını emperyalistlerin ellerinden kurtaracak veya yıkılıp gideceklerdir. Demokrasi rüzgârı, inanıyorum ki Arap ülkelerinde yakında esmeye başlayacak. Ve Müslüman halklar, kendi tercihleriyle ferasetli ve basiretli iyi yöneticileri başa getireceklerdir. 200’e yakın ülkeyi ve halklarını sürekli olarak tedirgin eden ABD-İsrail çirkefliğinden kurtuluş ancak bu birlik ve beraberlik ruhu ile sağlanabilecektir. Elbette İslam dünyası deyince başta Türkiye’yi ve ardından Türk dünyasını da kastediyorum. Selçuklu ve Osmanlı mirasını ve emanetini taşıyan Türkiye, bu muhteşem birliğin başında. Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan bu paktın içinde olacak. Yani bir “Türk-İslam Paktı” kurulacak, bir an önce kurulmalıdır. Zira maalesef zalimlerin akıttıkları kan umumiyetle Müslüman Araplara ve Müslüman Türklere aittir. Farslar da bu hakikati görecek, asıl dostunu ve düşmanını doğru biçimde seçecektir.

///////////

GİDENLERİN ARDINDAN

Ölüm hakikati, insanoğlunun yaratılış gerçeğidir. Doğan, dünyaya gelen ve ömrünü tamamlayan insan, sonunda bir ahiret yolcusu. Çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemleri artarda geliyor. Kaçınılmaz bir hâldir ‘ölüm’. Ancak mümin için ölüm bir ‘son’ değil, başlangıçtır. Dünya ise ahiret yurduna göç etmek için bir ‘bekleme salonu’ mesabesindedir. Ne mutlu biz Müslümanlara ki, sonsuzluğa yani ahirete inanıyoruz. Kısacık dünya hayatının ardından ebedî bir dünyamız var, hamdolsun. Buna ne kadar şükretsek azdır. İnanmayanlar ise bu saadetten mahrum. Allah onlara da hidayeti nasip etsin. Müminlere düşen görev: “Emr-i bilmaruf, nehy-i anil münker.” Yani iyilikleri anlatmak, kötülüklerden de sakındırmak. Biz üstümüze düşen görevi yerine getirelim, gerisi ‘takdir’ işidir. Kimin ne zaman iman edeceğini ve hakikati bulacağını Allah’tan başka kimse bilmez.

DİKMEN, HASIRCI, HATEMİ

Geçen günler içinde üç münevverimiz Hakk’a yürüdü. Bunlar vefat sırasına göre Mehmet Dikmen, Metin Hasırcı ve Hasan Hüsrev Hatemi idi. 20 Mart 2026 tarihinde vefat eden ilahiyatçı, yazar ve yayıncı Mehmet Dikmen 2014-2018 yılları arasında gazetemiz Milat’ta da köşe yazarlığı yapmıştı. Daha ziyade dinî yazılar yazıyordu. Dikmen’in yayımlanmış başlıca eserleri şunlardır: Peygamberler Tarihi, Peygamberlerden Kıssalar, İslam Büyüklerinden Nükteler, İslam Ahlakı, Ümitvar Olunuz, İslam İlmihali, İyi İnsan Güzel Ahlak, Ailede Nur Sohbetleri. Metin Hasırcı daha ziyade tarihî kitaplar kaleme alıyordu. Bir Başka Açıdan Çanakkale, Hilafet Tacının Dürri Yektası Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa eserleridir. Ahmet Rasim’in Osmanlı Tarihi’ni açıklamalı olarak yayımlayan Hasırcı, daha sonra kendi telifi olan Büyük Osmanlı Tarihi’ni tarih severlere kazandırmıştı. Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi iyi bir hekimdi ama şiirleri ve yazılarıyla da edebiyat dünyamızın seçkin isimleri arasında yer alıyordu. Gönüllerde taht kuran Hatemi, mütefekkir yazar Nurettin Topçu’nun talebelerindendi. Perşembe günü Hakk’a yürüyen büyüğümüzün yayımlanmış eserleri arasında Yozlaşmadan Uzlaşmak, Eriyen Mumlar, Anılar, Aydın Toplum ve Tarih, Bir Bilim Dili Mücadelesi ve Tanzimat, Bütün Şiirler, Çelebi Bizi Unutma, Grili Çocuk, Gün Akşamdır, Hoşça Bak Zatına, Karakavak Şiirleri, Karton Kutudan Güfteler, Türk Aydını da bulunuyor. Üçü de İstanbul doğumluydu, vade gelince yine Dersaadet’e defnedildiler. Mehmet Dikmen Edirnekapı Şehitliği’nde, Metin Hasırcı Çekmeköy Baklacı Mezarlığı’nda, Hüsrev Hatemi ise Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Kendilerine Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad, kabirleri, nur, mekânları cennet, menzilleri mübarek, makamları yüksek olsun.

ŞİİR VE MEKÂN

Edebiyat ve düşünce alanında seçkin eserleri kültür hayatımıza kazandıran Hece Yayınları’nın yayımladığı yeni kitapları inceledim. Bunlardan ilk ikisi Prof. Dr. Mehmet Narlı’nın Şiir ve Mekân (3. baskı) ile Sosyal Gerçekçilikten Popüler Sulara Orhan Kemal ve Romanları (2. baskı) adını taşıyor. Her ikisi de eskilerin tabiriyle muhalled, yani hacimli kitaplar. Dolayısıyla muhtevalarını hakkıyla aktarmak zor. Zaten biz burada kıymetli kitapları duyurmakla, tanıtmakla yetiniyoruz. Aksi takdirde her biri için beş on sayfalık inceleme yazıları kaleme alınabilir, alınmalıdır. Şiir ve Mekân’da, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde, şiir ve mekân münasebetleri üzerinde duruluyor. Şiir-şair-mekân ilişkisinin kültürel, poetik ve kişisel kökenlerine dair bazı sonuçlara ulaşılıyor. Mekân deyince sadece ev kastedilmiyor. Esasen şairin mekânı, bulunduğu, dolaştığı ve hayalini kurduğu bütün yerlerdir. Dolayısıyla evler, işyerleri bu çalışma alanına girdiği gibi dağlar, dereler ve tabiatın muhtelif köşeleri de şairlerimizin mekânları dâhilindedir. ‘Mekân’nlarına vurgu yapılan şairler arasında Yahya Kemal, Ahmet Hâşim, Ahmet Muhip Dıranas, Nazım Hikmet ve daha birçok şair bulunuyor.

Kitaptaki bölüm başlıkları şöyle: Mekân, Mekân ve Edebiyat, Şiirin Evleri Odaları, Şiirin Şehri/Şehrin Şiiri, Şiir ve Öteki Mekânlar, Anadolu Kırsalında Şair, Şiirin Denizleri/Şairin Suları, Şiirin Dağları. Eser, Sonuç, Kaynakça ve Dizin’le sona eriyor. Şiir üzerine düşünenler ve bu yolda zihin yoranların ilk elde okuması gereken kıymetli bir eleştiri kitabı. Yazarımızın Orhan Kemal ve Romanları kitabı, önemli bir inceleme. Kitabın aslı, yazarın 2000 yılında bitirdiği doktora tezidir. Daha sonra bu konu üzerinde yoğun çalışmalar yapan Narlı, Orhan Kemal hakkında çalışacak olanlara seçkin bir kaynak armağan ediyor. “Ben yaşadıklarımı yazdım” diyen Orhan Kemal’in teknik anlamda Türk romanına kattığı yeniliklerin olduğunu vurgulayan Mehmet Narlı, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Orhan Kemal, çok genel manada, edebî arka planı, sosyal hayatın çürümüşlüklerini, yozluklarını yoğun diyaloglarla takdim etme ve şiveleri kullanma açısından Hüseyin Rahmi Gürpınar’a kadar uzanan natüralist ve realist roman anlayışını Sadri Ertem, Sabahattin Ali gibi romancılar kanalından devralan ‘sosyalist gerçekçi’ bir romancıdır.” Orhan Kemal’in edebiyatımızdaki yerini, muhtelif olaylara ve düşüncelere yaklaşımını ve siyasi duruşunu tam olarak anlamak isteyenler için çok değerli, esaslı, sağlam ve güvenilir bir çalışma.

ÇAĞDAŞ BATI DÜŞÜNCESİNDE DİN-1-

Çağdaş Batı Düşüncesinde Din 1 araştırma kitabının editörleri Cengiz Kanık ve Mehmet Latif Çevik. Din sosyolojisi ve felsefesine ilgi duyan öğrencilerden modern düşüncenin gelişimini takip eden araştırmacılara kadar geniş bir okuyucu kitlesi için hazırlanmış kapsamlı bir rehber niteliği taşıyan kitabın tanıtımında şöyle deniliyor: “Çağdaş Batı Düşüncesinde Din - 1 kitabı, modern düşüncenin en etkili isimlerini bir araya getirerek dini, onu yalnızca metafizik bir inanç alanı ya da basit bir toplumsal kurum olarak gören yaklaşımların ötesine taşıyor; dini, insanın anlam arayışının, toplumsal örgütlenmenin, iktidar ilişkilerinin ve varoluşsal tecrübenin merkezinde yeniden düşünmeye davet ediyor. Her bir bölüm, çağdaş sosyal teorinin ve felsefenin önemli temsilcilerini dinin dönüşen, çoğullaşan ve derinleşen yüzleriyle buluşturan özgün bir okuma sunuyor.”

PATİKALARIN ÇAĞRISI

Farklı mevzulardaki yazılarını Patikaların Çağrısı kitabında bir araya getiren İbrahim Tökel, yaptığı edebiyat, tarih, tasavvuf ve felsefe okumalarından devşirdiklerini, okuyucularıyla paylaşıyor. Yazar kitabında, düşünce dünyamızın üstünde pek durulmayan, ihmal edilen veya unutulan konularına dikkat çekiyor. “İlk Egemen Kent Gazze” başlıklı yazısında, Siyonist saldırganların yaptıklarını, büyük yıkımı, masum sivillere uygulanan mezalimi ve kafalarındaki hastalıklı kini insanlara hatırlatıyor. İbrahim Tökel, sonra da şöyle diyor: “Cami, kilise, tarihî esere, yol ve bina ne varsa yok edilmek istenmektedir. Ancak asıl maksat kendinden olmayanların (Filistinliler veya Araplar) ne yaptılarsa yok edilmesine ilişkindir. Gazze, Yahudi’nin gözünde bir toprak parçasından çok öte, orada kendinden önce yaratılmış bir uygarlığa, kültüre, sanata düşmanlıktır.”

ÜÇ HİKÂYE KİTABI

Hece Yayınları’nın öykü türünle yayımladığı üç kitabın isimleri ve yazarları şunlar: Ateş Yalımı Üstünde Bir Toplantı (İsmail Kıllıoğlu), Süper Elma (Emeti Saruhan) ve Leylek Isırığı (Saliha Ferşadoğlu İlhan). Yayınevinden çıkan diğer kitapların adları şöyle: Yas Günlüğü (Cemile Yıldız), Metalepsis (Fatıma Ertürk), Kişisel Gelişim ve Makbul İnsan İmalatı (Eyyüp Akyüz, Hızlı Düşün Akıllıca Konuş (Matt Abrahams, Türkçesi: Sel Erensal). 30 Mart’ta başlayan Kütüphanecilik Haftası bugün sona eriyor. Peki kütüphanelere ve kitaplara ilgimiz sadece bu hafta ile mi sınırlı olacak? Elbette hayır! İnsanı fikren, kalben ve zihnen doyuran, ona yepyeni ufuklar açan kitaplarla, kütüphanelerle ve kitapevleriyle dostluğumuz her zaman baki kalacak. Okumayı ve aydınlanmayı sevenlere selam olsun!