İstanbul Sözleşmesi’nin çöpe gönderildiği günlerde bana dava açtılar.

Suçumuz neymiş bakalım; “Türkiye’de LGBT dernekleri gün geçtikçe semiriyor, şımarıyor, sapıklıklarının propagandasını yapıyorlar…” yazmışız.

‘LGBT’li sapıklar’, ‘Ülkemizde ahlaksızlığın öncüsü Kaos GL’ vs cümleler kurmuşuz.

Dört sayfalık şikâyet dilekçesi ezcümle; “Yazarın ifadeleri bütün olarak nefret söylemidir.”

İHAM’ın İsveç kararına atıf yapılarak;

“Anılan karara göre mahkeme, cinsel yönelim temelinde yapılan ayrımcılığı “ırk, köken ya da renk temelinde yapılan ayrımcılık kadar ciddi olduğunu vurgulamıştır… Şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını talep…”

Benden başka LGBT lobilerinin hedefindeki diğer isim;

Hüseyin Kaçın…

Psikolog Hüseyin Kaçın’ın suçu, Eşcinsel Terapi Merkezi kurmaktı.

Kaçın, eşcinsel terapi merkezi kurmakla kalmıyor, her il merkezine devlettarafından, ‘Eşcinsel Rehabilitasyon Merkezleri’ kurulması gerektiğini söylüyordu.

40 yıl önce LGBT lobilerinin baskılarıyla ‘Eşcinsellik hastalık değildir’ kararı alan, eşcinsellik türevlerini hastalık tanı listelerinden çıkartan DSÖ’ye meydan okuyordu…

LGBT oluşumları, dernekleri, sosyal medya operasyon kolları, lobiler aynı andaharekete geçerek;

“Eşcinsel rehabilitasyon mu olurmuş, siz Dünya Sağlık Örgütünden iyi mi biliyorsunuz?’ diye Kaçın’ı linç üstüne linç ettiler.

Tehdit edildi, saldırıya uğradı, ofisi basılarak yağmalandı…

Vazgeçmedi…

‘Eşcinselliğin Aile Hastalığı’ olduğunu, tedavi edilebileceğini söylemeye devam etti.

Söylemekle kalmadı, kurtulmak isteyenleri terapi seanslarıyla hastalığın pençesinden çekip aldı.

Sonra mı ne oldu?

Türkiye’nin tek eşcinsel terapisti Psikoloğu Kaçın’ın Fatih’teki merkezi CİMER’e şikayet edildi.

CİMER ne yaptı?

Şikâyeti İstanbul Sağlık İl Müdürlüğü’ne, oradan Fatih İlçe…

Sonuç?

Psikolog Kaçın'ın merkezi, Fatih Kaymakamlığı tarafından kapatıldı.

Yetmedi…

Sağlık Bakanlığı, Savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İfadeye çağrıldı.

Seansları yarım kaldı…

Danışanları;

“…Evli barklı çoluk çocuk sahibi 50-60 yaşında adamlar eşcinsel sitelerinde, 15-16-17 yaşında çocuklarla ilişki yaşamaktadır.

Gay fuhuş mafyası Türkiye’nin büyük şehirlerini, beş yıldızlı otelleri kuşatmış durumda.

Devletin sorunlarımıza el atmasını beklerken tek dayanağımız, yegane sığınağımız Hüseyin Kaçın’ın eşcinsel terapi yapmasının engellenmesi bizleri derinden sarstı.

Lütfen gençlerimizi eşcinsel tehlikesinden kurtarın…” diyerek ilgilileri, yetkilileri uyarmaya çalıştılar.

Olmadı…

Kaçın tek başına mücadele ediyordu, LGBT oluşumlarının çeşit çeşit dernekleri, sayısız avukatları, yurt dışı fonları sınırsız destekleri vardı.

İyileşmek isteyen eşcinsellere baskı uyguluyor, yardım aldıkları psikologları şikâyet mekanizmalarını kullanarak yıldırıyorlardı.

Kaçın;

‘Madem eşcinselliğin tedavisi yok, olmayacağından eminsiniz, iyileşmek üzere mücadele edenlerden neden rahatsız oluyorsunuz?’ diyordu.

Değil mi…?

Psikolog Kaçın’ın terapilerine katılarak iyileşen, normalleşen, evlenerek aile kuranları gördükçe çıldırıyorlardı…

DSÖ envanterinde olmadığından eşcinselliği iyileştirecek diplomalı doktor, eşcinsel İyileştirme Terapisti unvanı yoktu.

Türkiye’nin tek eşcinsel terapisti, unvan yokluğu bahanesiyle çalışamaz hale getirildi.

Destek istemiyordu, köstek olunmasa iyiydi.

Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketinin Türkiye’nin Yeni Nesil Terör Hareketi olduğunu savunuyordu.

LGBT oluşumlarını ideolojik tehdit, terör örgütü şeklinde tanımlayan Kaçın, FETÖ, PKK yapılanmalarının etkisinin azalmasıyla, LGBT hareketinin yeni dönemin ideolojik tehdidi haline geldiğini söylüyordu.

Kaçın, özellikle trans ameliyatlarının durdurulması, bütün süreçlerinin yasaklanması gerektiğini belirtiyordu.

“Danışanlar eşcinseller terapiye girdiklerinde heteroseksüel kimliğin yeniden kazanılmasıyla süreç sonlanır. İyileşmiş eşcinseller, ilerleyen dönemde evlenerek iyi birer eş, mükemmel birer baba olabilirler” diyordu.

Nihayet, LGBT lobilerinin hedefi olan Psikolog Hüseyin Kaçın'ın resmi web sitesi, huseyinkacin.com, mahkeme kararıyla erişime kapatıldı.

Sitesinin erişime kapatılmasının sebebi hususunda açıklama yapılmadı.

Bitirirken,

Türkiye’nin karar vermek zorunda olduğu esas mesele:

Eşcinselliği hastalık olarak kabul ederek;

BM’yi, DSÖ’yü, AB’yi, bilumum LGBT oluşumlarını, sosyal medya veyahut lobilerin baskılarına aldırmadan,

Eşcinsel Rehabilitasyon Merkezleri kurmak…