Müslümanın dünya malıyla kurduğu rabıta, onu sırât-ı müstakîm üzere kemale erdirecek imtihan vesilesidir.
Veyahut esfel-i sâfilîne sürükleyecek nefis tuzağı...
İslam iktisadında para; bizatihi alınıp satılan ticaret malı değil, emeğin, üretimin, helal kazancın, adil bölüşümün vasıtasıdır.
Paranın parayla tokuşturulduğu, alın teri akıtılmadan havadan zenginliklerin devşirildiği her düzen, gayrı İslamidir; ilahî nizama, fıtrata açılmış savaştır.
Modern ekonomi kisvesi altında parlatılan ‘fon yönetimi’, ‘borsa oyunları’, ‘Forex cambazlıkları’ faizci Yahudi ahlakın, tefeci Siyonist aklın ürettiği küresel hülyadan, seraptan ibarettir.
İslam, paranın bizatihi satılmasını dört mezhep imamının ittifakıyla haram kılmış, rızkı; faizde, havai vurgunda değil, toprağın bereketinde, ticaretin meşakkatinde, helal kazancın huzurunda aramayı emretmiştir.
Son günlerde memleketimizin sosyoekonomik bünyesini sarsan fon soruşturmaları, modern putların ardında çürümüşlüğü gözler önüne sermektedir.
MASAK ile beraber adli makamların titiz takibiyle patlak veren dosyada;
Tera Yatırım, Pusula Finans, Hedef Holding, Bulls Yatırım türevi tabela yapılanmalarının perde arkasında karanlık oyunlar gün yüzüne çıkmaktadır.
Tasfiye edilen yüzlerce yatırım fonu, dondurulan hesaplar, kelepçelenen yöneticiler buz dağının görünen kısmıdır.
Tablonun asıl ibretlik cephesi; ‘üç koyup beş bin alma’ hırsıyla ekran başında sanal rakamlara secde edercesine kapılan yüz binlerin içine düştüğü manevi felç halidir.
Emeksiz, risksiz, zarara ortak olmadan, ter akıtmadan devşirilen haram kârları tek başına yutanların, kazanınca tamam; duvara toslayınca kaptırdıklarını 85 milyonun sırtına yüklemeye kalkması hakka hukuka, adalete sığmaz.
Meselenin küresel boyutuna baktığımızda karşımıza çıkan şebeke ziyadesiyle dehşet vericidir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Millî İstihbarat Teşkilatımızın operasyonlarıyla deşifre edilen Forex çarkının göbeğinde, Tel Aviv’den Kıbrıs’a uzanan karanlık faizperver Yahudi ahlakı, tefeci Siyonist aklı sırıtmaktadır.
Can yakıcı vahim manzara toplumumuzun içine düştüğü, düşürüldüğü ahlak zafiyetini göstermesi bakımından manidardır.
Zahmetsiz kâr peşinde koşan nefsani hırs, tefecinin oltasında cezbedici yemdir.
Dolandırıcı ile dolandırılan arasında görünmez bağlantı, helal lokma titizliğinin, Allah korkusunun terk edildiği yerde öpüşmektedir.
Oysa Ehl-i imanın herhangi kapıyı çalarken sorması gereken ilk sorusu şu olmalı değil miydi;
“Helal midir, haram mıdır, caiz midir?”
Hâce Abdülhâlik Gücdüvânî Hazretleri’nin hikmetle buyurduğu üzere;
“İnsanın şerefi, izzeti, haysiyeti, cenneti; şüphelerden kaçındığı verasında saklıdır.”
Rızkın sahibi Allah’tır; veren O’dur, alan O’dur…
Saadet parada değil, helal kazançta, berekette, kanaattedir.
Fonların inşa ettiği sanal cennetlerin sonu er geç hüsrandır.
Müslümana düşen; tefecinin kumarhanesine sırt çevirmek, toprağa, tezgâha, fabrikaya, alın terinin bereketine sımsıkı sarılmaktır.
Gazze’de çocukların bedenlerine kurşun olmasın hassasiyetiyle İsrail mallarını boykot ederken, helal, haram demeden kolay para kazanmak hırsı uğruna; faizci Yahudi ahlakının, tefeci Siyonist aklının ürettiği küresel İngiliz tezgâhının oyuncağı olanlara yazıklar olsun!