Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Mayıs 2002’de yayınladığı ‘Son Ispartalı’ isimli kitabında, Merhum Necmettin Erbakan’a ‘28 Şubat’ın Mimarı’ demiş, Refah Partisi’ni ‘irtica odağı’ göstermişti.

Kılıç, 2002 AK Parti Samsun milletvekili adayı seçim kampanyası boyunca kitabını seçmene dağıtmıştı.

Kitabı karıştırırken karşılaştığım facia cümleleri Haziran 2024’te, ‘Suat Kılıç Ulusalcıyken; Erbakan’a 28 Şubat’ın Mimarı Diyor!’ başlığıyla haberleştirmiştim.

Haber yeterince gündem olmasına rağmen YRP’de beklediğim fırtına nedense kopmuyordu.

Aradan iki buçuk yıl geçti…

Haber YRP Başkanlık Divanı'nda fırtınalar estirdi.

Saçlarını Erbakan Hoca’nın mektebinde ağartmış İstanbul Milletvekili Doğan Bekin kitabı masaya koydu Suat Kılıç’a, "Açıkla, yazdıklarından ötürü çık özür dile!" diye haykırdı.

Gelgelelim Kılıç, Demirel’in o meşhur üslubuyla, dünü tek kalemde silip atan rahatlığıyla; "O zaman yirmi sekiz yaşındaydım, özür gerektiren durum yoktur”

Ne demiş; “Dün dündür, bugün bugündür…”

Kılıç daha ileri giderek haberlerin kaynağını, kulis sızıntılarının faturasını Bekin’e kesti; "Haberleri senin yaptırmadığını ispatlamazsan şerefsizsin"

Bekin "Şerefsiz sizsiniz!" diye haykırarak divanı terk etti.

Salon derin, utanç verici sessizliğe gömüldü…

Olayın üzücü, kahredici bölümü;

Genel Başkan Fatih Erbakan, Doğan Bekin’e, “Sen biraz dinlen, görevine milletvekili olarak devam et” diyerek babasına yapılan hakaretin üzerinden atlayarak karşı cephede mevzilendi…

Doğan Bekin geçen hafta Meclis’te basın toplantısı düzenleyerek partisindeki idari görevlerinden istifa ettiğini duyurdu.

Konuşmasını şöyle tamamladı;

"Muhterem Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan 28 Şubat'ın mağdurudur, mazlumudur.

Necmettin Erbakan hocamıza, Millî Görüş hareketine, tabanına, sevdalılarına yapılan hakaretten vazgeçilmesi; vazgeçilmediği takdirde Genel Başkanımızın gereğini yaparak o zevatı azletmesini talep etmekteyim.

Milli Görüş mimarına hakaret edenler burada barınamaz; burası FETÖ altın çocuklarının bekleme salonu değildir!"

Koltuk uğruna geçmişini inkâr edenler, dün darbe zihniyetine methiye düzerken şimdi mağdurların, mazlumların ekmeğine talip olanlar, unvan sahibi olmak adına tarihi altüst edenler…

Bekin’in asil tavrından, hakiki duruşundan ders alırlar mı?

Sanmam…

Lakin görüldüğü üzere tarih unutmuyor…

İnsan deri koltuklu makamlara oturunca zamanın, tarihin dışına çıktığını, kaderin hükmünden muaf tutulduğunu zannediyor.

Oysa kitap sayfaları, matbaa mürekkebinin yüz yılları muhafaza eden direnci kaybolmuyor…

Sanki yirmi sekiz yaş milatmış…

Sanki o yaşta atılan imzanın, yazılanların sorumluluğu yokmuş…

28 yaşında milletvekili olurken, bakan olurken iyi; iş yazdıklarının sorumluğunu üstlenmeye gelince; ‘dün dündür, bugün bugündür’…

Üstelik 28 Şubat’ın Mimarı dediği adamın resminin altında...

Ah Fatih Erbakan ah!….

Üç günlük dünya saltanatı, üç kuruşluk makam uğruna, babana, Milli Görüş’ün kurucusuna yapılan iftiraları sineye çekmeye değer mi?