Kültür(süz) Turizm Bakanlığı, ‘Kültür Yolu’ adıyla şehir şehir yozlaşmayı festivalleştirirken ben Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cuma günü Rize’de yaptığı konuşmasına dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Erdoğan, şehirlerin geleceğinin parlaklığını kültür sanat dinamizmine bağladıktan sonra;

“Edebiyatla, resimle, müzikle bağı kopan şehirler yalnızca binalardan ibaret kalır, gün geçtikçe ruhunu kaybeder” dedi.

Bizim yıllar yılı söyleyegeldiğimiz meseledir;

Şehir yalnız beton değildir.

Şehir yalnız yol değildir.

Şehir yalnız fabrika, hastane, havaalanı, AVM yahut yüksek bina değildir.

İnsanın ruhuna değmeyen imar anlayışı nihayetinde şehirler büyütürken insanı küçültmektedir.

Merhum Turgut Cansever’in veciz ihtarına yeniden bakmamız gerekiyor;

“Şehri imar ederken gönülleri ihya etmeyi ihmal ederseniz, gün gelir ihya etmediğiniz o nesil, imar ettiğiniz şehri imha eder.”

İşte bizim yıllardır dikkat çekmeye çalıştığımız mesele…

Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş’a seslendik, Samsun’un ekonomik kaderine el attığınız gerçeğini teslim ederek;

‘Yıllardır kendi potansiyelinin altında yaşayan Samsun’un; sanayi, üretim, yatırım, istihdam ekseninde yeniden konuşulmasını sağladınız.

Şehrin önüne büyük hedefler koydunuz.

Türkiye’nin ilk on sanayi şehri…

Karadeniz’in üretim üssü…

Kuzeyin ekonomik merkezi…

Fakat derin soru önümüzde duruyor;

Maddî dönüşüm büyürken insanımız ne kadar olgunlaşıyor?

Şehirlerimiz ne kadar derinleşiyor?

Gençlerimize nasıl istikamet bırakıyoruz?

Ekonomik kalkınma elbette lazımdır.

Fakat ekonomik kalkınma tek başına yeterli değildir.

Servet artabilir; hikmet azalabilir.

Binalar çoğalabilir; gönüller daralabilir.

Yollar genişleyebilir; insanın önünde istikamet kaybolabilir.

Samsun’un artık ikinci kalkınma hamlesine ihtiyacı vardır.

İlk hamle üretimdi.

Şimdi sıra insan yetiştirmektedir…

Çünkü şehrin gerçek zenginliği, donanımlı insan yetiştirme kabiliyetidir.

Gençlerine istikamet verebilmesidir.

Tarih şuurunu diri tutabilmesidir.

Kültürünü koruyup geliştirebilmesidir.

Sanatı, edebiyatı, aileyi, mahalleyi, manevi iklimi yaşatabilmesidir.

Şehir yönetmek yalnız ruhsat vermek değildir.

Şehir yönetmek, aynı zamanda şehre ruh vermektir.

Şehir sevgisi nutukla doğmaz.

Şehir sevgisi, şehrin hafızasına sahip çıkıldığında kök salar.

Samsun’un gençlik meselesi yalnız iş meselesi değildir.

Genç insan ekmek kadar anlam da arar.

Sadece iş değil, istikamet arar.

Kendisine “Ben kimim?”, “Nereye aidim?”, “Hangi medeniyetin çocuğuyum?” sorularının cevabını verecek, şuurlara farklı alternatifler sunacak çevre arar.

Türkiye’nin kalkınma meselesine yeniden gözden geçirmeliyiz;

Akıl…

Ahlak…

Adalet…

Adap…

Liyakat…

Ehliyet…

Merhamet…

Aile…

Gençlik…

Aidiyet…

Şehir şuuru…

Saydıklarım ekonomik kalkınma planlarının kenarına iliştirilecek başlıklar değil, medeniyetimizin alt yapı temelleridir.

Asıl meselemiz, bina dikmek, fabrika kurmaktan önce insan yetiştirmek; maneviyatla donanmış, geleceğimizi omuzlayacak sağlam nesil yetiştirmek olmalıdır.