Ben doğma büyüme İzmirliyim. İzmir'de aktif olarak gençlik kollarında görevler üstlenmiş, sahada çalışmış ve gözlemlemiş genç bir bakış açısı ile yazıyorum. Öncelikle şunu açıkça söyleyeyim; İzmir'de ki CHP'lilerin çoğu çalışmaya değil, zihniyete bakıyorlar ve bu durumu farklılık olarak görerek övünürler.
AK Parti'nin sadece İzmir'de ki seçim için çalışacak olduğunu düşünelim. Partiden herkesin aday olarak belirlenebileceği, başka şehirler için rasyonel dengeler kurulmasına gerek olmadığını düşünelim. Erdoğan'dan sonra, tecrübesiyle, halktaki karşılığıyla akla ilk gelen isimlerden öne çıkan Binali Yıldırım olur.
Peki, bildiğiniz üzere 2014 yerel seçimlerinde AK Parti'nin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'dı. Yıldırım'ın CHP'li rakibi de Aziz Kocaoğlu'ydu. Seçim sonucunu hatırlatayım: %49,6'ya %35,92 Binali Yıldırım kaybetmişti.
Ki, Binali Yıldırım bu ülkede CHP zihniyetinin 90 senede yapamadığı ulaştırma, alt yapı ihtiyaçlarını ilk iki bakanlık döneminde tamamlayıp, ardındaki dönemlerde çığır açan projelere imza atmış birisi. Bu noktada sadece AK Partililerin değil, diğer siyasi görüşlerdeki vatandaşların da takdirini toplamış ve aynı zamanda esprili, hoşgörülü, kibar ve halktan olduğunu çok net ortaya koyan bir isim.
Rakibi Aziz Kocaoğlu, öyle CHP'de bile aman aman sevilen bir isim de değildi. Hatta çok kez belediyeye kendi aldığı işçileri tarafından, belediyenin önünde protesto edilmiş birisi. İzmirliler tarafından; su sorunu, alt yapı sorunu ve imar sorunları yüzünden sık sık eleştirilere maruz kalmıştı. İzmir'de Kocaoğlu'na nazaran çok daha sevilen bir isim olan Ahmet Piriştina'nın vefatından sonra, Bornova Belediye Başkanıyken, İzmir Büyükşehir Başkanlığına getirilmişti. Ardından Büyükşehir için 2009'da girdiği ilk seçimde, Ak Parti'nin adayı Taha Aksoy'a karşı %30,7'ye, %55,2'lik bir oranla seçimi kazanmıştı.
Gelelim Binali Yıldırım'ın İzmir için seçim seçim çalışmasına… İzmir'deki adaylık sürecinde, bizzat Binali Yıldırım'a en yakın olmuş isimlerden birisi olarak, ilçelerde yapmış olduğu 30 küsur mitingine katıldım. Her ilçe defalarca dolaşıldı, yerel teşkilatlar durmaksızın gecesini gündüzüne katıp çalıştılar. Sosyal medya çalışmaları iyi yapıldı. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, müthiş bir seçim çalışması yürütülmüştü. Dev projeler net şekilde seçmene anlatılmıştı. Hatta 'Hayat 1414' isimli, 1414 projenin detaylarına kadar içeren telefon uygulaması yapılmıştı. İzmirlilerdeki genel algıyı söyleyeyim, Yıldırım'ın yapacaklarından emindirler. Ki zaten oy vermeseler bile AK Parti'nin bir icraat söylediğinde yaptığını görmeyecek kadar kör değillerdi... İnşallah.
Bu tabloda Binali Yıldırım gibi çok güçlü bir aday bile, seçim kampanyasını çok iyi şekilde yaptığı halde 359 bin 963 kişi gibi bir oy farkıyla nasıl kaybetmişti?
Tabloya daha iyi vakıf olursunuz diye, size İzmir'de yaşadığım bir dialoğu örnek olarak anlatayım.
2014 yerel seçim döneminde ilk kez oy kullanacakların listeleri vardı, tek tek adreslerine gidip ziyaret ediyorduk.
Kapısını çaldığımız bir evde ilk kez oy kullanacak 18-19 yaşında bir kız vardı, sordum; "Belediyenin çalışmalarından memnun musun?" Anında cevap verdi: "Hayır."
Sordum, "Belediye başkanına karşı sempatin var mı?" Anında cevap: "Hayır."
Sordum, "Evinizin önü deşilmiş, bildiğim kadarıyla; o yol bayadır öyle ve yağmur yağdığında çamur oluyor. Okula giderken falan zorlanmıyor musun?" Cevap: "Evet, hatta bazen çok yağmur yağdığında yolun karşısında bekliyorum, babam araçla alıp kapıya getiriyor."
Böyle uzayıp giden bir konuşma düşünün. Ardından asıl soruyu sordum, "Oyunu kime vereceksin?" Anında cevap: "CHP'ye!!!"
Sordum, "CHP'nin adayı, şu an ki başkanı tanıyor musun, icraatlerinden haberin var mı?" Cevap: "Hayır."
Sordum, "Peki, bunca şeye rağmen neden CHP?" Cevap: "AK Parti kazansın istemiyorum!!!"
Sordum: "Binali Yıldırım'ın projelerden haberin var mı? Gençleri ilgilendiren yüzlerce proje var." Cevap: "Dağıtılan uzunca kitapçığa göz atmıştım."
Sonuç mu? CHP!!!
Çaldığım çoğu kapıda bu örneğe benzer durumlarla karşılaşmıştım.
Yerel seçimlerde CHP'nin umudu, İstanbul veya Ankara'yı kazanıp, o ivmeyle ve belediyeden aldıkları güçle genel seçimlere umut doğurmak. Peki, AK Parti CHP'nin kalesi İzmir'i alırsa ne olur? Bu ülkede artık CHP'nin esamesi okunmaz!
Bunun için; İzmir'de milli ve manevi değerler ışığında faaliyet gösteren STK'lara destek olmak, en az parti teşkilatlarına destek olmak kadar önemli. İzmir'in gencine dokunmak gerekiyor. Bunun için seçim öncesi değil her zaman çalışmak gerekiyor. Yıl içerisinde platformlar sosyal alanlarda sıkı çalışmaları arttırması gerekiyor. Yoksa sürekli birbirini ağırla, selamlaş ne anladık bu işten…
Gerçekten gençlere dokunmaktan bahsediyorum… Birde gençlerin gözlerinin önünde olabilmek, yani gündemlerine girebilmek… Çünkü inanın ufacık bir dokunuşla, özlerini bulacak onbinlerce genç var İzmir'de… FETÖ İzmir'de gençlerin bu duygularına dokunarak kendi hain emellerine uygun hareket edecek çok genci kandırmıştı… Ailelerde o zamanlar çocuklarımız manevi yönden bir şeyler kazansın, en azından yanlış arkadaşlar edinmesinler diye, bunlara teslim ediyorlardı…
Şuan İzmir'deki gençlik potansiyeline göre ciddi anlamda gençlerin faydalanacakları STK vb. boşluğu var. Sayıdan bahsetmiyorum, boşluktan bahsediyorum. Biz varız ya değil, gerçekten geniş kitlelere dokunacak, ona göre projeler ortaya koyacak, dertli topluluklardan bahsediyorum…
Mesele seçimden de öte… Gençlerin kendini aydınlık görenlerin arasında yer almak için farkında olmadan karanlığa gömülen, köhne zihniyetlerini değiştirebilmek. Ondan sonra zaten ortaya koyulanları sağlıklı şekilde değerlendirilebilirler.
***
Bu arada son kulis bilgilerine göre AK Parti'nin İzmir için düşündüğü aday Nihat Zeybekçi...
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tecrübesi olan biri, iki dönem Ekonomi Bakanlığı görevini üstlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok güvendiği isimlerden ve üstelik Egeli...
Ekonomi Bakanlığı döneminde sayısız kez İzmir'de görüşme fırsatımız oldu. İzmir'i çok iyi tanıdığını gözlemlemiştim…
Odalarla ve sanayicilerle iyi ilişkileri var…
Dolayısıyla Nihat Zeybekçi, AK Parti kulislerinde en çok adı geçen kişi olarak gözüküyor.
Siyaset bu belli olmaz… Diyelim İzmir teşkilatlarından bir aday düşünelecek olsa, o zaman öne şu isimler çıkıyor: Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, 9 Eylül Üniversitesi Rektörü ve uzun süre AK Parti'nin kurmay kadrosunda yer alan Nükhet Hotar ve AK Parti İl Başkanı Aydın Şengül. Bu isimlerin hepsi tecrübeli…
***
İzmirli CHP'liler kendilerini aydın kesim olarak tanımlıyor ama ben daha iki buçuk sene önce, şehirden ayrılmadan önce bizim sokağın lambası yanmıyordu, daha mahallemi aydınlatamıyorlar... İzmirliler'in farklılığı kalıplaşmış zihinlerle değil; yenilikleriyle, ihracatıyla, turizmiyle, eğitimiyle, sanatıyla, hoşgörüsüyle ve ihya ile imar eden sağlam belediyesiyle olmalı. İzmir bunu hak ediyor.
Sırf bunun için iki buçuk sene önce İzmir'den ayrıldığım halde, kütüğümü İzmir'den aldırmadım. Bu yazıyı yazarken bile parmaklarım İzmir'in harflerine her bastığında, yüreğime basılmış gibi hissettim… Çünkü ben İzmir'i çok seviyorum ve çok özledim.
Haftaya Aydın'da konferansım var. Eh ardından da İzmir'ime geçeyim bari…