0
Türkiye'nin, Kürdistan'ın dolayısıyla Ortadoğu'nun ve etkileme gücü bakımından Avrupa'nın kanayan yarası olan Kürt meselesi, bileşenlerinden bazılarının beceriksizliği bazılarının kötü niyeti yüzünden çözümsüzlük sarmalından kurtarılamıyor. Bu sorun yıllarca Türkiye'yi yöneten derinlerin ülkeyi yönetmekte kullandığı bir enstrümandı. Onlar bu sorunun varolmasına bayılıyordu. Öyle ki "gerillayı ülke dışına çıkartır, sonrada silahsızlandırabilirim" diyen Abdullah Öcalan'a "500 kadar gerillanı içerde tut ve şiddetin dozunu artırsınlar" diyen vatanını sözde herkesten çok seven kahraman generallerimiz oldu. Nice gayretlerle bu generaler tasfiye edildiler fakat yerine geçen, Gladyo'nun "F" planı FETÖ'nün bize hediyesi olan generaller Kürdistan'ı harabeye çeviren hendeklerin içinden çıktılar.
Bu ülke general değil kana susayan düşman yetiştiriyor olmalıydı kışlalarında...
Dokunulmazlıkların kaldırılması sonrası gelişmeler dahilinde Mardin belediye başkanı Ahmet Türk'ün tutuklanması söz konusu. Ahmet Türk sakin ve uzlaşmacı kimliği ile tanınan bir politikacı. Kürdistan'ın "sosyal ağalarındandır" tanımlaması yapılsa da ben kendisini hep sayıp, sevmişimdir. Bir çok yazımda politik duruşunu önemsediğimi belirtmişliğim de vardır. Fakat özellikle Tayyip Erdoğan öncülüğünde sivil hükümetin attığı tarihi adımlara karşı takındığı olumsuz tavır dikkat çekiciydi. Uzlaşmacı kimlik gitmiş biz Kürtlerin özgürlükleri adına atılan her adımı küçümseyen hatta karşı çıkan bir duruş gelmişti.
Buna karşın CHP eski genel Başkanı Deniz Baykal ile Ahmet Türk'ün geçmişe dayanan sıkı bir dostluğu var.
Bu bana hep ilginç gelmiştir.
Farklı siyasi kesimler arasında öncü kimliklerin iyi ilişkiler geliştirmesini ben hep olumlu bulmuşumdur. Yeterince gergin olan ortamı yumuşatabilir bir nebze.
Fakat Kürt etnikçi bir kişiliğin Türk etnikçi bir kişilikle ne işi olabilirdi? Hadi geçmişte vardı bugün neden var?
Kürt meselesi çözümünde dev atılımlar yapan bir Ak parti, bu adımların hepsine karşı çıkan bir CHP.
Kürt kimliğine özgürlük getiren Ak Parti, buna itiraz eden CHP.
Kürtçe önündeki engelleri kaldıran, Kürtçe eğitime izin veren, 24 saat Kürtçe TV ve radyo yayını yapılmasını sağlayan Ak Parti, buna itiraz eden CHP.
Benito Mussolini İtalyasından apartılmış, her sabah biz Kürtlere "Türküm doğruyum" dedirten ırkçı andımızı kaldıran Ak Parti, buna karşı çıkan CHP.
Alevi açılımını yapan, Cem Evlerine özgürlük getiren Ak Parti, buna itiraz eden CHP.
Olayları dışardan izleyen bir Fransız olsanız mesela, Ahmet Türk'ün yakın olması gereken kişinin Tayyip olması gerektiğini düşünmez misiniz?
Deniz Baykal'ın "Erdoğan PKK'nın siyasi uzantıları ile nişanlanmış görünüyor. İmralı'dan bu düğüne çelenk gelir herhalde" deyişi hala kulaklarımızda.
Böyle bir Deniz Baykal'la, 1925'te çıkardığı Şark Islahat Planı ile Kürtçe'yi ve Kürt kimliğini yasaklayan, 1936 girdiği Dersim'de Alevi çocuklarını, kadınlarını mağaralarda fare zehriyle öldüren ve bununla bugün dahi gurur duyan CHP ile ne işiniz olur merak etmekteyim..
Sevgili Ahmet Türk ve diğerleri! çok bi kanka olduğunuz CHP'nin fare zehriyle öldürdüğü Dersimli Alevi çocuklarının çığlıkları gece yarılarında kabusunuz olur uyuyamazsınız. Bak demedi demeyin...
Cumhuriyet tarihinin en özgürlükçü hükümetini İttihatçı geleneğin sağ ayağı olan MHP ile yeni anayasa yapmaya zorladınız ya bu ayıp yeter size…
Başakşehir şampiyon olsun
3 büyüklerin hegemonyası kına getirdi.
Türkiye liglerinin tadı tuzu kalmadı. Futbolu güzelleştiren, izlenebilir kılan takım ruhudur. Takımıyla bütünleşebilen taraftar futbola adrenalin katar.
Hersene nerdeyse yüzde 50'si yenilenen takımların oluşturduğu bir sektör haline dönüştü ligler. Takımla özdeşleşmiş futbolcu dönemi çoktan gerilerde kaldı. Futbolcular jübile yapmaz oldular çünkü aynı takımda 5 sene kalmaları zor.
Bir de yabancı futbolcu mevzusu var. Bir futbol takımında 13 tane yabancı futbolcu mu olur arkadaş?
Hadi Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlar "Avrupa kupalarında başarılı olmak istiyorsak buna mecburuz diyebilir" (aslında mecbur değiller sadece beceriksizler) anladık peki bu Başakşehirlere, Kasımpaşalara ne oluyor? Trabzonsporu anladık, Konyaspora, Kayserispora ne oluyor?
Irkçı falan değilim, yabancı futbolcuya da karşı değilim, siz bir şehri temsil ediyorsunuz fakat futbolcunuzun şehrinizle alakası yok. İstanbul'un Kasımpaşa diye bir takımı olsa ne olur olmasa ne olur… Madem varsınız sadece yerli futbolcu oynatarak, altyapıdan oyuncu oynatarak Türkiye futboluna katkıda bulunsanıza!
Türkiye'de ırkçılık yapmadan sadece yerli futbolcu oynatacak bir tek takım yok mu? Bir tek işadamı yok mu?
Başakşehir şu anda boşta olan, Avrupa ligleri kalitesinde yerli futbolcuları bünyesinde toplayıp başa güreşebilirdi.
Yerli futbolculardan oluşan bir Başakşehir şampiyonluğu Türkiye ligine heyecan katacaktır.
Aradığınız babayiğit bir tamirci olmasın?
Joseph Armand Bombardier'in hikayesini bilir misiniz?
65 bin çalışanı ile dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan L'Auto-Neige Bombardier Limitée'nin kurucu babası Joseph Armand Bombardier bir oto tamircisidir. Quebec eyaletinde sert geçen bir kış ayında, hasta olan oğlunu yolların karla kaplı olması sebebiyle hastaneye yetiştiremeyince kaybeder. Oğlunun ölümü en büyük hayali olan kar üzerinde hareket edebilen araç yapmak fikrini Joseph Bombardier için tek amaç haline getirmiştir artık. 1937'de Valcourt'ta küçük tamirci dükkanında kendi dizayn ettiği arabayı, snowmobile'i üretmeyi başarır. Aynı sene 12 adet araç satan Bombardier 1942'de fabrikasını kurar. Başlangıçta öğrenci servis aracı, posta aracı, ambullans olarak kullanılan araçlar üretilirken Quebeck eyalet hükümetinin kış aylarında ara yolları da temizleme kararından sonra orduya savunma araçları üretimine geçilir.
Bu dünya devi, Kanada'nın Quebec eyaletinin Valcourt kentinde küçük bir tamirhanede, hayalleri olan bir oto tamircisinin elinde doğmuştur.
Yıl 2016, Türkiye kendi otomobilini üretmek için hala bir babayiğit arayışında.
Sanayi bakanı 6 ayda bir basın toplantısı düzenleyip yerli otomobil için çalışmaların sürdüğünü söylüyor. Sayın bakan ve proje üzerinde çalışanlar ne yapıyorlar bilmiyorum fakat emrime kafası çalışan 3 tamirci, 3 kaportacı, 2 döşemeci, 1 tornacı, 1 mühendis ve birde atölye verin ben bu arabayı altı ayda İstanbul yollarına sürerim. 2 sene içinde seri üretime geçerim. 5 sene içinde dünya markası yaparım.
Siz daha baba yiğit aramaya devam edin...
Söylenmese eksik kalırdı
"Tev axa dinyayê ya me ye. Hemû stranan yé mirovane ku li ser dinyayé dijÎn. Hemû ax jÎ ya welatéme ye."
"Dünyanın bütün toprakları hepimizindir. Bütün şarkılar, dünyadaki tüm insanlarındır. Tüm topraklar da memleketimizdir."
-Kazım Koyuncu-